Şifalı Bitkiler - Binbirdelik Otu, Sarı Kantaron, Kanotu, Kılıço

2007-04-20 14:09:00

Binbirdelik Otu (Hypericum perforatum L.) Sarı Kantaron  St.John's Wort, Kanotu, Kılıçotu, Yaraotu, Mayasılotu)

Tarla, yol ve orman kıyılarında, tepelerde ve çayırlarda Temmuz’dan Eylül’e kadar çiçeklenen ve ülkemizde, sarı kantaron, kanotu, kılıçotu,  mayasılotu ve yaraotu  gibi yöresel adlara da sahip olan şifalı bir bitkidir. Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . Erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır. Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir.  Yanılmamak için, tam olarak açmış bir çiçeği parmaklarınızın arasında ezdiğinizde, ondan kırmızı bir su aktığını göreceksiniz. Tanen (tannin), uçucu yağlar (carophyllene, pinene, limonene, myrcene), flavon türevleri (flavonoids; quercitrin, quercitin, rutin),  hipericin (hypericin, pseudohypericin), karoten (carotene), Vitamin C ve resin  içermektedir. Binbirdelik otunun Türkiye' de 70 kadar türü olup; bu türlerden büyük çiçekli binbirdelik otunu (koyunkıran, kuzukıran),(Hypericum calycinum L.) yiyen hayvanlar (Koyun, sığır,at) dan yalnız beyaz tüylü olanlarda bazen ölümle sonuçlanan, deri hastalıkları meydana gelir. Siyah tüylü hayvanlarda bu tip bir duyarlılık meydana gelmemektedir. Avrupa ve Anadolu ‘da yaygın bir bitki olup; Hristyan inancında kutsal bir yeri vardır. Avusturya’da İsa’nın haç kanı, Tanrı kayrası otu ve peygamber kanı gibi isimlerle anılmaktadır.

 

Binbirdelikotu çayı ; sinir yaralanmalarında ve her türlü sinirsel şikayetlerde, çarpma sonucu yaralanmalarda ve ağır kaldırma sonucu ortaya çıkan rahatsızlıklarda kullanılabilir. Ayrıca o, ishale karşı da  etkili bir bitkidir. Sinirsel yüz ağrıları , günde 2-3 bardak binbirdelikotu  çayı içip, dıştan da (haricen) ağrılı bölgeler uzunca bir süre binbirdelikotu yağı ile ovalanarak iyileştirilebilir.  Bitkinin ayrıca, sinir iyileştirici olarak adlandırılan ve sinirsel rahatsızlıklarda, nevrozlarda, uykusuzlukta ve sinir yorgunluklarında başarıyla kullanılan bir de tentürü (Binbirdelikotu Tentürü) hazırlanabilir. Bu tentür dıştan (haricen) friksiyon (ovarak sürme) biçiminde, içten (dahilen) ise, günde 10-15 damla, 1 yemek kaşığı suya karıştırılarak kullanılır. Konuşma bozukluklarında, rahatsız uykularda, histeri krizlerinde, uyurgezerlikte olduğu kadar, yatağa işeme ve depresyonlarda da başarıyla kullanılabilir. Tüm bu hastalıklarda içten binbirdelikotu çayını kullanırken, bir yandan da oturma çok olumlu sonuçlar verdiği söylenebilir. Haftanın 6 günü, arka arkaya ayak banyoları alınması da tavsiye edilmektedir. Sinir sistemi ile ilgili tüm rahatsızlıklarda bu kür önemlidir.

 

Gelişme çağındaki genç kızların, bir süre (Birkaç ay) günde 2 bardak binbirdelikotu çayı içmeleri tavsiye edilir. Bu çay, cinsel organların gelişmesine yardımcı olacak ve adet görme düzensizliklerine son verecektir. Çok ünlü olan Binbirdelikotu (Kantaron) Yağı’da hiç bir evde eksik olmamalıdır. Gerçekten de binbirdelikotu yağı ; ağrı kesici, iltihap önleyici ve iyileştirici özellikleriyle, en iyi yara yağıdır. Bu yağı herkes kolayca hazırlayabilir. İyileştirme gücünü en az 2 yıl korur ve yalnızca açık yaralarda, yeni yaralanmalarda, hematomlarda (Deride mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde, güneş yanıklarında ve pürüzlü yüz ciltlerinde bakım toniği olarak kullanılmakla kalmayıp, uçuklar (herpes), varisli damarlar, basurlar (hemorrhoids), sırt ağrıları, lumbago, siyatik, mafsal (eklem) iltihabı, romatizma ve   felçli-inmeli (paralysis) bölgelerde de etkili bir friksiyon (Ovarak sürme) yağı olarak kullanılabilir. Yanıklarda ve haşlanmalarda etkili bir yağa sahip olabilmek için bitkinin çiçekleri keten tohumu yağına yatırılır. Bu yağ, güneş yanıklarında da kullanılabilir. Karınlarına zeytinyağı ile hazırlanmış binbirdelikotu (Kantaron) yağı sürüldüğünde karın ağrısı çeken bebeklerin ağlamaları sona erebilir.  

 

 

Etkileri: İltihap giderici, yara iyileştirici,yatıştırıcı, antidepressif, kramp çözücü,ağrı kesici, antiseptik

 

ANTİDEPRESAN ÖZELLİĞE SAHİP

Eski çağlardan beri şeker, kronik romatizma, mide-bağırsak, bronşit hastalıkları ve soğuk algınlıklarının tedavisinde kullanılan otun, “parazit düşürücü”, antiseptik ve yara iyileştirici etkisinin bulunduğunu anlatan Dr. Kaçar, bu özellikleri nedeniyle yanık tedavisinde de etkili olan otun içeriğindeki “Hypericin” adlı maddenin, antidepresan özelliğinin bulunduğunu anlattı. Dr. Kaçar, şunları kaydetti: “Klinik ve hayvan deneylerinde antidepresan etkinliği kanıtlanan ve (doğal prozac) olarak anılan ot, yan etkisi olmadığı için Avrupa’da son yıllarda hafif ve orta şiddetli depresyonların, stres, uykusuzluk, anksiyete gibi günlük yaşamı olumsuz etkileyen rahatsızlıkların tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Antidepresan olarak kullanılan sentetik ilaçların kullanımında karşılaşılan uykusuzluk, kilo kaybı, seksüel bozukluklar gibi ciddi yan etkilere de, kantaron otu kullanımında rastlanmamaktadır.”

      

 

BİLİNÇSİZCE TÜKETİLMESİ SAĞLIK AÇISINDAN RİSKLİ

Dr. Kaçar, bitkinin mutluluk hormonu olarak adlandırılan “seratonin”in yanı sıra vücudun kendini iyi hissetmesi için gerekli olan “dopamin” ve “norepineprin” hormonlarının salgılanmasını da yan etkisiz olarak teşvik ettiğine dikkati çekti. “Hypericin”in uyku esnasında kişide “derin düşünce, meditasyon, memnuniyet verici ve yaratıcı düşüncelerin çoğalmasını sağladığını” ifade eden Dr. Kaçar, bu maddenin bazı bakterilere karşı da antibakteriyel etkiye sahip olduğunun belirlendiğine değindi. Bitkinin, Avrupa ve ABD’de preparat haline getirilerek birçok hastalığın tedavisinde yaygın olarak kullanıldığını dile getiren Dr. Kaçar, Türkiye’de 9 çeşidi bulunan ottan henüz ilaç olarak yararlanılmadığını, halk arasında genelde çay olarak tüketildiğini vurguladı.

 

Dr. Kaçar, şöyle konuştu: “Bu bitkinin rastgele toplanması ve bilinçsizce tüketilmesi, sağlık açısından risklidir. Çünkü ağır metaller arasında ilk sıralarda yer alan kadmiyum, yol kenarlarında yetişen kantaronun bünyesinde yoğun olarak bulunmaktadır. Buralardan toplanacak kantaronun, şifadan çok kanserojen etkisi vardır. Bu nedenle kantaron temiz bölgelerden toplanmalıdır. Bu bitki, ülkemizde genel olarak çay olarak tüketiliyor. Bu tüketimde de, belirli bir dozajın aşılmaması gerekiyor. Yani, günde en fazla 1 fincan içilebilir. Aşırı içilmesi, özellikle açık tenli kişilerde ışığa duyarlılık, ciltte kızarıklık, döküntü gibi yan etkilere neden olabilir.”

 

Her derde deva olduğundan bahsedilir.özellikle mide ağrılarına birebir geldiğini bizzat gözlemlenmiştir. Ayrıca zeytinyağına ufalanarak merhem haline getirildikten sonra açık yaralara sürüldüğünde ,yaraların çok çabuk iyileşmesini sağlar.

 

Hastalar üzerindeki gözlemlerimize dayanarak ifade ediyoruz ki doğru Kantaron kullanımı ve düzenli içildiği takdirde kanser hücreleri üzerinde temizleyici bir etki görülmektedir.

 

Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Oya Kaçar, kantaron otunun Avrupa’da son yıllarda hafif ve orta şiddetli depresyonların, stres, uykusuzluk, anksiyete gibi günlük yaşamı olumsuz etkileyen rahatsızlıkların tedavisinde basarıyla kullanıldığını, atidepresan olarak kullanılan sentetik ilaçların kullanımında karşılaşılan uykusuzluk, kilo kaybı, seksüel bozukluklar gibi ciddi yan etkilere de rastlanmadığını belirtti.

 

Faydaları ve Kullanım Alanları

 

• Yaraların iyileşme sürecini hızlandırabilir.  Yara ve yanıkların iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı olur.

• Hafif ve orta şiddetteki depresyonlarda rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi vardır. Anti-stres ve anti-depresyon etkilidir.

• Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik duygularının giderilmesinde yardımcıdır.

• Siyatik, eklem iltihabı (artrit) ve pre-menstural kramplar (Adet öncesi ağrı ve sıkıntılar) giderilmesinde faydalıdır.

• Safra salgısını uygun yönde etkileyerek sindirim sistemini rahatlatabilir.

• Kronik yorgunluk sendromunda, uykusuzluk, fazla uyuma, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde yardımcıdır.

 

Kullanım Önerisi: Gıda takviyesi olarak, tercihen yemeklerle birlikte, günde 3 defa 1 kapsül alınabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.

 

Yan Etkiler ve Etkileşimleri:

Hamilelerde kullanılması yeterli klinik çalışma olmadığı için önerilmez.

Bazı hastalarda sindirim bozukluklarına neden olmuştur.

Bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir.Bu gibi hallerde kullanımı kesmek gerekir.

Hamile veya emziren kadınlar bu ürünü kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdırlar. Herhangi bir anti depresan ilaçla beraber kullanılmamalıdır.

Açık tenli kişilerde bitki kullanımı sırasında ışığa karşı hassasiyet oluştuğu için ışıklı ortamlardan sakınmaları önerilir.

Veterinerlikle ilgili kaynaklar bitkiyi ışığa karşı duyarlılık oluşturduğu için zehirli otlar sınıfına koyarlar.

35 yaşındaki bir kadında 4 haftalık bir tedavi sonrasında güneş ışığına maruz kalan cilt kısımlarında yakıcı bir ağrı gelişmiş ve tedaviyi kestikten 2 ay sonra bu etki ortadan kalkmıştır.

 

Uyarı: Uzun süreli kantaron çayı kullanımı, güneş ışığına veya solaryuma karşı duyarlılık oluşturabilir. Çay içimine son verildiğinde bu durum sona erer. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur. “Tanrı’nın Eczanesinden Sağlık” Maria Treben

 

 

Kullanım Biçimleri :

Çay Hazırlamak : 1 tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy 1 su bardağı kaynamış suya eklenir ve 3-4 dakika demlendikten sonra süzülür. Yukarıda belirtilen durumlarda günde 2-3 bardak içilir.

 

Kullanım biçimleri: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 4-5 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş kantaron çayı, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan içilir. Bu çay, yara tedavisinde de dıştan yıkama veya kompres biçiminde kullanılır.

 

 

Binbirdelikotu (Kantaron) Yağı Hazırlamak : Güneşli havada toplanmış çiçekler, gevsek biçimde bir şişeye doldurulur ve üstüne, sızma zeytinyağı eklenir. Zeytinyağı çiçekleri örtmelidir. Mayalanma süresi olan 3-5 gün süresince şişenin kapağı açık tutulur ve arada bir çalkalanarak, güneşli bir yerde bekletilir. Daha sonra şişenin kapağı kapatılır ve 4-5 hafta boyunca, arada bir çalkalanarak güneşte bekletilir. Süre sonunda süzülür, çiçekler de sıkılır ve koyu renkli şişelere doldurularak saklanır. Yanık yaraları için, zeytinyağı yerine, ketentohumu yağı kullanılır.

 

Kantaron yağı yapımı: Güneşli bir havada toplanan genç çiçekler hafifçe ezilerek saydam bir cam şişenin veya kavanozun boğazına yakın bölümüne kadar doldurulur, üstüne sızma zeytinyağı eklenir ve mayalanma süreci tamamlanana kadar(3-4 gün)kapağı açık olarak güneşte bekletilir. Sonra kapak kapatılır ve arada bir çalkalanarak 3-4 hafta güneşte bekletilir. Çok hoş bir kırmızı renk kazanan yağ iki kat tülbentten süzülür, çiçek posaları da sıkılır ve kantaron yağı koyu renkli şişelerde, çok sıcak olmayan bir ortamda saklanır. 2-3 yıl boyunca kullanılabilir.

 

 

Binbirdelikotu (Kantaron) Tentürü Hazırlamak : 1 lt konyağın içine, güneşte toplanmış ve ince kıyılmış 2 avuç bitki (sap, yaprak ve çiçek ) eklenir. Sise 14 gün boyunca güneşte bekletilir ve arada bir çalkalanır. Süre sonunda süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılarak, serin bir ortamda saklanır.

 

Tentür yapımı: Çiçeklenme aşamasında toplanarak kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, geniş ağızlı bir cam şişeye veya kavanoza 1:5 oranında koyulur, çalkalanabilecek kadar boşluk kalana kadar 35-40 derecelik etil alkol-su karışımı eklenir ve kapak sıkıca kapatılır. İki hafta boyunca arada bir çalkalanarak bekletilir ve süre sonunda dört kat tülbentten geçirilerek süzülür. Tentür koyu renkli şişelerde, serin bir ortamda saklanmalıdır.

 

 

Sarı Kantaron Ekstresi: (Hypericum perforatum L.) Özellikle Avrupa ve Amerika'da çay yerine, bitkinin çiçek, yaprak ve saplarından elde edilen ve kapsül şeklinde satılan ekstresi de kullanılmaktadır. Kronik yorgunluk sendromunda, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde faydalıdır

 

Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.

Alıntı : http://www.bitkisel-tedavi.com/binbirdelikotu.htm

 

**********************************************************************************************************************************************************

 

KANTARON

Kantaron, Latince bilimsel adı Hypericum perforatum veya şu an dünya genelinde popüler ismi ile "St. John's wort". Depresyon tedavisinde en etkili bitkisel çözüm olarak kabul edilen kantaron, ünlü Time dergisine de kapak olmuş bir yıldız; "Doğanın Prozac'ı" olarak ünlenmiş. Bitkinin çiçekli topraküstü kısımlarından haz ı r l a n a n ilaç kullanılıyor. Ülkemizde de iyi bilinen bir bitki; halk arasında zeytinyağı içerisindeki ekstresi ülser tedavisinde kullanılıyor. Bu etkinliğini deney hayvanları üzerinde yaptığımız bir çalışma ile de ortaya koyduk. Bu yağlı ekstrenin aynı zamanda çok iyi bir yara iyileştirici etkisi var. Söz konusu depresyon tedavisi olunca mutlaka "içeriği standardize edilmiş", yani içerisindeki etkili bileşenlerin oranları belirli olan ilaçların kullanılması gerekir. Bu nedenle aktardan alıp veya doğadan toplayıp kullanılması söz konusu olamaz. Çünkü bitkinin çiçeklerinin hemen açmadan önceki dönemde toplanması ile en yüksek etkinin sağlandığı tespit edilmiş. Bu nedenle güvenilir ilaç üreticisi firmalar kantaronu özel tarlalarda yetiştirip, bu süreç içerisinde toplanan ürünleri işliyorlar. Dolayısıyla satın alacağınız ilacın üretici firma güvenilirliği de önemli, öncelikle Sağlık Bakanlığı tarafından izin verilen ilaçlar tercih edilmeli.

 

DEPRESYON SAVAŞÇISI

Kantaronun depresyon tedavisindeki etkili bileşenleri olarak belirlenen "hiperisin" ve "hiperforin". Yapılan bilimsel çalışmalar bu iki bileşenin farklı etki şekilleri bulunduğunu ortaya koymuş (hem MAO inhibitörü ve hem de serotonin geri emilim inhibitörü). Yani kombine bir depresyon ilacı. Ancak bu bileşenlerin ayrı ayrı elde edilerek ilaç haline dönüştürülmesi düşünülemiyor. İşte doğanın eşsiz tasarımına güzel bir örnek; hiperisin tek başına ilaç haline getirdiğinizde vücuttan emilimi çok düşük ama bitkide bulunan bazı bileşenler (prosiyanidinler) vücuda emilimini artırıyor. Aynı şekilde hiperforini ayırdığınızda hemen oksitlenerek bozuluyor ama bitkide bulunan flavonoitler bu bozunmayı önlüyor. Bu nedenle, kantaronun ekstre halinde kullanılması en uygun şekli. Ancak mutlaka "standart ekstre" kullanılmalı. Çünkü en yüksek etki için bu iki bileşenin birbirine oranı belirli sınırlar arasında olmalı.

 

 

Kılıç otu:(Tüpfelhartheu / Centaurée / Yellow centaury / Sarı kantaron / Koyunkiran / Kuzukiran / Yaraotu / Hypericum perforatum / Klamath weed / Millepertuis commun)

 

Mayıs-eylül ayları arasında parlak sarı renkli çiçekler açan, 20-80 cm boyunda, çok yıllık, otsu bir bitki. Kurak yerlerde, yol kenarlarında rastlanır. Sari kantaron veya koyun kıran olarak da bilinir. Gövdeleri dik, dallar karşılıklı, yapraklar sapsızdır. Yapraklar üzerinde noktacıklar hâlinde uçucu yağ taşıyan salgı bezleri bulunur. Çiçekler, dalların ucundadır. Çanak ve taç yapraklar üzerinde de siyah salgı bezleri bulunur.

 

Türkiye’de yetiştiği yerler: Anadolu.

 

Kullanıldığı yerler: Çiçekli dallar toplanır, demet yapılır, gölgede kurutulur. Uçucu yağ, tanen, acı maddeler, zamk, reçine ve boya maddeleri taşır. Boya maddelerinden sarı renkli siperin, kırmızı renkli liparisin vardır. Çayı (% 1-2’lik) yatıştırıcı, göğüs yumuşatıcı, iştah açıcı, idrar ve balgam söktürücü olarak kullanılır. Zeytinyağında bir süre bırakılırsa, bu karışım halk arasında yaraları tedâvide kullanılır. Bitki, hayvanlar için zehirlidir.

 

Sarı Kantaron  Binbirdelik Otu (Hypericum Perforatum, St.John's Wort,Kanotu, Kılıçotu,Yaraotu,Mayasılotu)

Çok yıllık, üzerinde pek  çok sarı çiçeği olan bir çalı türü olup, Asya’ dan Amerika’ ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde doğal olarak yetişen ve Ortaçağdan beri güvenle kullanılan bir bitkidir. Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . Erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır. Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. Tanen (tannin), uçucu yağlar (carophyllene, pinene, limonene, myrcene), flavon türevleri (quercitrin, quercitin, rutin), hipericin (hypericin), karoten (carotene), Vitamin C ve resin içermektedir.  Bu bitki hakkındaki modern ilgi; 1997 yılında Newsweek dergisinde ve sonrasında diğer gazete ve dergilerde çıkan makale ve yazılar ile ABD’de bazı TV programlarında yapılan haberlerden sonra daha da arttı denilebilir. Aslında bundan yıllarca önce başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde bu bitki yan etkisiz bir “Doğal Antidepresan” olarak kullanılıyordu. Depresyon önleyici olarak kullanılmasının nedeni; Sarı kantaronun içerisindeki başta hiperisin olmak üzere ve diğer bileşikler sayesinde, beyin içerisinde sinir uyarılarının iletiminde önemli seviye artışı sağlamasıdır. Diğer antidepresan ilaçlardan çok daha az yan etkili olması nedeniyle zaten dikkatleri üzerine çekmişti.

 

Yapılan araştırmalara göre bitki 50’den fazla etken madde içermekte olup;  bunlardan en önemlileri hiperisin (hypericin), flavonoidler, taninler, resin ve prosiyanidinler’ dir.  Hiperisin beyindeki Teta dalgalarını da arttırmaktadır. Teta dalgaları normalde uyku esnasında meydana gelirler ve derin düşünce veya meditasyon, yüce duygular, memnuniyet ve yaratıcı düşüncenin artması gibi şeylerle ilişkilidirler. Sarı kantaron ile ilgili çalışmalarda; endişe, kayıtsızlık, uyuşukluk, fazla uyuma, uykusuzluk, depresyon ve umursamazlık hissi gibi semptomlarda olumlu gelişmeler görülmüştür.

 

Sarı kantaron hakkında yapılan araştırmalar bu bitkinin sentetik antidepresan ilaçlarla benzer etkili olmasına rağmen daha az yan etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Sarı Kantaron Ekstresi aşağıdaki durumlarda önerilmektedir:

 

Kullanım Alanları :

Avrupa'da uzun süredir ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir bitkidir.

Son yıllarda Anerika'da da oldukça populer olmustur. Avrupa'da tarla, yol ve orman kenarlarında kendiliğinden yetişen bitki Kuzey Amerika'ya da uyum sağlamış ve doğal olarak kırlarda yetişmeye başlamıştır.Haçlılar Sarı çiçekleri toplayarak zeytinyağında bekletirlerdi.Yağ kırmızı renk alınca kesik ve çizikler için tedavi edici olarak kullanılırdı.

Bitki eski Yunan ve Roma medeniyetleri zamanında kötü büyülere karşı koruyucu olarak ünlenmişti.Kullanılan kısmı çiçeklenme döneminde toplanan çiçek ve tomurcukların toplanarak hemen kurutulması ile elde edilir.

 

Son zamanlarda Amerika ve Avrupa'nın en çok satan Herb'idir. Hypericin ve pseudohypericin gibi bileşikler bitkinin %0.05-0.3 ünü oluşturan karakteristik bileşenleridir.

 

Depresyon: Yayılma yeri olan Almanyada bitkisel tedaviyi seven doktorlar tarafından ılımlı depresyonlarda birtakım tanınmış antidepressanlardan daha fazla önerilmektedir. Bu konudaki birçok otorite bu bitkiyi özellikle menapozun oluşturduğu ruhsal çöküntüyü engellemek için uygun bir bitki olarak görür. Avrupada antidepressan özelliğini kanıtlamak için bir çok çalışma yapılmıştır.Amerika 'da da halen çalışmalar sürdürülmektedir. Ancak antidepressan etkisini ve güvenilirliğini kanıtlayan bir sonucun ortaya çıktığı söylenemez.

Bitkinin geceleyin beyinden melatonin salınımını arttırarak uykuyu güçlendirdiği bildirilmiştir. Bir çalışma bitkinin zihinsel konsantrasyonu arttırdığı, kavrama yeteneğini geliştirdiğini rapor etmiştir.Ancak bu etki kuramsaldır. Antiviral ve antibakteriel etkileri vardır. Antienflamatuar etkisi vardır. Derinin melanin kaybı ile birlikte giden ve kısmi renk bozuklukları ile karakterize vitiligonun tedavisinde yardımcıdır. Birçok antienflamatuar ilaçtan farklı olarak ülser ile mücadele de de etkili olduğu rapor edilmiştir. Halk arasında(Avrupa'da) ishal tedavisinde, romatizmal ağrıların tedavisinde, yatağa işemelerde gut hastalığının tedavisinde kullanılmıştır. Bitki hakkındaki araştırmalar hala sürmektedir.

 

Yakın geçmişte Avusturya’da, insan üzerinde yapılan bir bilimsel deneyde, kullanılan bir sarı kantaron preparatı, deneklerin %67’sinin hafif ve orta dereceli depresyondan kurtulmalarını sağlamıştır.Bu sonuç, daha önceleri yapılmış olan benzer deneyleri doğrular niteliktedir. Sarı kantaron yağına kırmızı rengini veren, Hypericin adlı ana etken maddedir. Bu madde, antidepressif ve çok güçlü antiviral etkilere sahiptir. Bu etki (virüslere karşı etki) öyle güçlüdür ki, geçtiğimiz yıllarda, AIDS’e karşı etkili olup olamayacağı konusunda geniş kapsamlı laboratuar araştırmaları yapmak gereği duyulmuştur. Doğrudan bitki kullanımı yoluyla pek çok virütik hastalığın tedavi edilebileceği ise kanıtlanmış bir gerçektir.

 

Sarı kantaron, sinirsel rahatsızlıklara karşı kullanılabilecek en değerli şifalı bitkilerden biridir.Bitki geleneksel olarak da zaten hep, korku, gerginlik, uykusuzluk ve depresyona karşı kullanılagelmiştir. Özellikle menopoz döneminde görülen bu tür rahatsızlıkların tedavisinde çok olumlu sonuçlar alınabilir. Uykuda idrar kaçırma da sarı kantaron çayı ile tedavi edilebiliyor, çünkü bu rahatsızlık genelde ruhsal nedenlerden kaynaklanır.

 

Hormon düzeyindeki değişikliklerin belirtilerini azaltan ve bedene yeni güçler kazandıran özellikleri nedeniyle, menopoz sıkıntılarına karşı sarı kantaron çayı mutlaka kullanılmalıdır.

 

Sarı kantaron ayrıca, karaciğeri ve safrakesesini güçlendiren önemli bir toniktir.

Dudak uçuğu (herpes), suçiçeği ve zona, nevralji, bel ve sırt ağrıları, kas ve eklem ağrıları da bitki çayı, tentürü ve preparatları ile tedavi edilebilir.

 

Kırmızı renkli kantaron yağı da,hiçbir evde eksik olmaması gereken çok önemli bir ilaçtır.İyileştirme gücünü en az iki yıl korur ve yalnızca açık yaralarda, yeni yaralarda, hematomlarda (deride mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ve pürüzlü yüzlerde bakım ve tedavi ilacı olmakla kalmayıp, sırt ve bel ağrıları,siyatik ve romatizmada da etkili bir friksiyon ilacı olarak kullanılabilir. Yanıklarda, haşlanmalarda ve güneş yanığında da kantaron yağı başarıyla kullanılabilir.

Karnı ağrıyan bebeklerin karıncıklarına kantaron yağı sürüldüğünde ağlamaları sona erer. Tüm lenf bezi şişkinliklerinde kantaron yağı ile yapılan hafif friksiyonlar büyük rahatlık sağlayabilir.

 

Bu yağ içten de kullanılabilir. Örneğin, safra salgılarını arttırmak, sinirsel kökenli mide rahatsızlıklarını yatıştırmak ve mide ülserini tedavi etmek gibi durumlarda, günde iki kere yarım tatlı kaşığı kantaron yağı içilir.

 

‘Sarı kantaronun içerdiği hiperisin etken maddesi, serotonin adı verilen mutluluk hormonunun kandaki düzeyini artırıyor. Sarı kantaron, çay yerine hap şeklinde tüketildiğinde daha fazla etki gösteriyor. Kedi otundan yapılan çay, depresyona, sinirsel uykusuzluğa ve çarpıntıya iyi geliyor.’

 

Dr. Ender Saraç

Hypericum performatum adındaki bitkiden elde edilir. Orta şiddette depresyon tedavisinde kullanılır. İçinde iki düzineden fazla aktif hammadde olduğu biliniyor. Bunların birçoğunun ne işe yaradığı henüz bilinmiyor. Diğer antidepresanlarda olduğu gibi ağızda kuruluk, baş ağrısı, kabızlık, çarpıntı, terleme ve mide bulantısı gibi yan etkileri vardır. Kullananların parlak ışığa çıkmaları katarakta neden olabilir. Bazı ilaçlarla zararlı etkileşim yaratabilir.

 

Bu ilaç üzerinde sayıca fazla, sistematik araştırmalar yapılmıştır. Son yıllarda sonuçlanan iki klinik deney, St John’s Wort’un trisiklik antidepresan olarak plasebodan daha yararlı olduğunu göstermiştir

 

Uzun vadedeki etkileri ve modern ilaçlarla karşılaştırması konusunda detaylı araştırmalar henüz söz konusu değil. Bu arada ağır depresyon vakalarında etkili olmadığı görülmüştür.

 

THE JOURNAL OF THE AMERICAN MEDICAL ASSOCIATıON, vol 285, p 1978 BRITISH MEDICAL JOURNAL,

vol 319, p 1534 ve vol 321, p 536

 

(20-3-2005/İha)

Eskişehir Anadolu Üniversitesi (AÜ) Eczacılık Fakültesi ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin (GATA) Farmakoloji Bölümleri tarafından ortaklaşa yürütülen doktora tezinde, “sarı kantaron” adlı bitkinin, alkol bağımlılığının tedavisinde önemli katkıları olduğu belirlendi.

 

Yapılan araştırmada, sarı kantaron bitkisinin, alkol bağımlılığında “Yoksunluk Dönemi” adı verilen süreçte, bağımlıların alkol alımının kesilmesi sonrasında el ve ayaklarında oluşan titremeleri engellediği ortaya çıktı. Tez çalışmasını Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü öğrencisi İlke Coşkun gerçekleştirken, çalışmanın danışmanlığını ise Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Öztürk ve GATA Farmakoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Tayfun Özbay yürüttü.

 

Çalışma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yusuf Öztürk, çok fazla bilinen bir bitki olan sarı kantaronun, insan sağlığına büyük yararları bulunduğunu söyledi. Eczacılık Fakültesi olarak bu bitkinin etkileri üzerine uzun zamandır çalıştıklarını ve bir çok yayın çıkardıklarını kaydeden Öztürk, “Sarı kantaron bitkisi alkolizm ve depresyon tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak bu bitkinin, alkolden kurtulma dönemi sırasında ortaya çıkan yoksunluk dönemindeki etkileri ilk kez bu tez ile araştırıldı. Bilindiği üzere alkol tedavisinde, alkolden uzaklaşma yani yoksunluk dönemi oluşmaktadır. Bu dönemde bağımlılar çeşitli uyku ilaçları ve kas gevşeticiler ile alkolden uzak tutulmaya çalışılır. Dolayısıyla bu ilaçlar da kişinin gündelik hayatına normal bir şekilde devam etmesini engeller. Üstelik midede ve diğer organlarda büyük oranda yan etki meydana gelir” dedi.

 

Yoksunluk döneminde meydana gelen yan etkilerin azaltılması ve tedavi sırasında bağımlı kişinin gündelik yaşamında meydana gelen aksamaların ortadan kaldırılması amacı ile bu çalışmaya başladıklarını açıklayan Prof. Dr. Yusuf Öztürk, “Yoksunluk döneminde, bağımlı insanlarda tutarık dediğimiz, el ile vücutta meydana gelen titremeler olmaktadır. Yine bu dönemde bunlara ek olarak sesli uyarılara ani reaksiyon verilir ve duruş bozuklukları oluşur. 3 yıl süren bir çalışma sonunda sarı kantaron bitkisinin bütün yoksunluk dönemine etkileri, deney hayvanları üzerinde denendi ve ortaya çıkan sorunlar engellendi. Bu davranışlar hayvanlarda olduğu gibi insanlarda da oluşuyor. Dolayısıyla insanlar üzerinde de etkili olacaktır” şeklinde konuştu.

 

Hypericum perforatum L.’un yaprakları ve çiçekli dal uçları son yıllarda antidepresan etkilerinden dolayı popülarite kazanmıştır. Bitkiden hazırlanan yağlı maseratın yara iyileştirici etkisi çok uzun zamandır bilinmektedir. Haricen veya dahilen kullanılan bu kırmızı yağın yangıları önleyici ve iyileştirici etkisi vardır. Yağın rengi ve etkisi kırmızı renkli bir diantron pigment olan hiperisinden ötürüdür. Bu bitki aşırı kullanıldığında ve güneş ışığına maruz kalındığında fotosensitizasyona yol açar, cilt ve mukoza’da dermatit ve yangı oluşur.

Almanya’da sarı kantaron ruhsatlı ilaç ve tıbbi çay olarak piyasada bulunur. Muhtelif dozaj formlarında hafif depresyonun tedavisinde kullanılır (Leung & Foster, 1996, Foster & Tyler, 2000).

ABD’de tentür ve sulu ekstre.halinde gıda bütünleyici olarak, yağlı maseratı haricen, kuru ekstresi ise kapsül ve tablet halinde kullanılmaktadır. USP, sarı kantaron hakkında bir monograf yayınlamıştır. USP’ye göre, ofisinal sarı kantaron droğu, % 0.2’den az hiperisin ve psödohiperisin ile % 3’ten az hiperforin içermemelidir (Anon, 1999).

Sarı kantaron ekstresinin insanlardaki antidepresan etkisi klinik deneylerle gösterilmiştir. Sarı kantaron %6.5 – 15 kateşik tanen ve proantosiyanidinler (örn., kateşin, epikateşin, lökosiyanidin), flavonoitler [örn., hiperozit (% 2’ye kadar), rutin (% 1.6’ya kadar),

kersetin (% 0.3’e kadar)], biflavonoitler (% 0.26 biapigeninler), floroglusinol türevleri [örn., hiperforin (% 4’e kadar)], uçucu yağ (% 0.05 – 1.0), % 0.05 – 0.15 naftodiantronlar (hiperisin ve psödohiperisin), ksantonlar (10 ppm’e kadar), steroller, vitaminler (A ve C) ihtiva eder (Reuter, 1998, Blumenthal et al, 2000, Mahady et al, 2001).

 

 

Sarı kantaron otunun uygulamada bilinen daha bir sürü faydası söz konusudur.

 

1-) Kanser tedavisinde, kanserli tümörleri yok etmede ve kanserin yayılmasını durdurmada kantaron otu çok etkilidir.

2-) Uyuşturucu (eroin, esrar) morfin, alkol bağımlılığının tamamen ortadan kaldırılmasında çok etkilidir.

3-) AİDS hastalığının bir numaralı ilacıdır.

4-) Kurdeşen, iltihaplı romatizma, sedef hastalıklarının da bir numaralı ilacıdır.

Daha binlerce hastalığı kısa bir sürede tedavi etmektedir.

 

Kantaron yağını eğer, ameliyat olduğunuz bölgeye ilk üç ay içinde sabah akşam sürerseniz , dikiş izi kalmazmış…

  

UYARILAR :

 

1- Bu ürünün önerilen dozlardan daha yüksek miktarlarda kullanımı ciltte kızarıklık ve güneş ışığına hassasiyetle sonuçlanan fotosensibiliteye sebeb olabilir.

2- MAO inhibitörleri ve antidepresan ilaçlarını kullananlar bu ürünü kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdırlar.

3- Doğum kontrol hapı ile birlikte kullanımı , doğum kontrol hapının etkisini azaltabilir.

5284
0
0
Yorum Yaz