Şifalı Bitkiler - Binbirdelik Otu, Sarı Kantaron, Kanotu, Kılıço

Binbirdelik Otu (Hypericum perforatum L.) Sarı Kantaron  St.John's Wort, Kanotu, Kılıçotu, Yaraotu, Mayasılotu)

Tarla, yol ve orman kıyılarında, tepelerde ve çayırlarda Temmuz’dan Eylül’e kadar çiçeklenen ve ülkemizde, sarı kantaron, kanotu, kılıçotu,  mayasılotu ve yaraotu  gibi yöresel adlara da sahip olan şifalı bir bitkidir. Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . Erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır. Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir.  Yanılmamak için, tam olarak açmış bir çiçeği parmaklarınızın arasında ezdiğinizde, ondan kırmızı bir su aktığını göreceksiniz. Tanen (tannin), uçucu yağlar (carophyllene, pinene, limonene, myrcene), flavon türevleri (flavonoids; quercitrin, quercitin, rutin),  hipericin (hypericin, pseudohypericin), karoten (carotene), Vitamin C ve resin  içermektedir. Binbirdelik otunun Türkiye' de 70 kadar türü olup; bu türlerden büyük çiçekli binbirdelik otunu (koyunkıran, kuzukıran),(Hypericum calycinum L.) yiyen hayvanlar (Koyun, sığır,at) dan yalnız beyaz tüylü olanlarda bazen ölümle sonuçlanan, deri hastalıkları meydana gelir. Siyah tüylü hayvanlarda bu tip bir duyarlılık meydana gelmemektedir. Avrupa ve Anadolu ‘da yaygın bir bitki olup; Hristyan inancında kutsal bir yeri vardır. Avusturya’da İsa’nın haç kanı, Tanrı kayrası otu ve peygamber kanı gibi isimlerle anılmaktadır.

 

Binbirdelikotu çayı ; sinir yaralanmalarında ve her türlü sinirsel şikayetlerde, çarpma sonucu yaralanmalarda ve ağır kaldırma sonucu ortaya çıkan rahatsızlıklarda kullanılabilir. Ayrıca o, ishale karşı da  etkili bir bitkidir. Sinirsel yüz ağrıları , günde 2-3 bardak binbirdelikotu  çayı içip, dıştan da (haricen) ağrılı bölgeler uzunca bir süre binbirdelikotu yağı ile ovalanarak iyileştirilebilir.  Bitkinin ayrıca, sinir iyileştirici olarak adlandırılan ve sinirsel rahatsızlıklarda, nevrozlarda, uykusuzlukta ve sinir yorgunluklarında başarıyla kullanılan bir de tentürü (Binbirdelikotu Tentürü) hazırlanabilir. Bu tentür dıştan (haricen) friksiyon (ovarak sürme) biçiminde, içten (dahilen) ise, günde 10-15 damla, 1 yemek kaşığı suya karıştırılarak kullanılır. Konuşma bozukluklarında, rahatsız uykularda, histeri krizlerinde, uyurgezerlikte olduğu kadar, yatağa işeme ve depresyonlarda da başarıyla kullanılabilir. Tüm bu hastalıklarda içten binbirdelikotu çayını kullanırken, bir yandan da oturma çok olumlu sonuçlar verdiği söylenebilir. Haftanın 6 günü, arka arkaya ayak banyoları alınması da tavsiye edilmektedir. Sinir sistemi ile ilgili tüm rahatsızlıklarda bu kür önemlidir.

 

Gelişme çağındaki genç kızların, bir süre (Birkaç ay) günde 2 bardak binbirdelikotu çayı içmeleri tavsiye edilir. Bu çay, cinsel organların gelişmesine yardımcı olacak ve adet görme düzensizliklerine son verecektir. Çok ünlü olan Binbirdelikotu (Kantaron) Yağı’da hiç bir evde eksik olmamalıdır. Gerçekten de binbirdelikotu yağı ; ağrı kesici, iltihap önleyici ve iyileştirici özellikleriyle, en iyi yara yağıdır. Bu yağı herkes kolayca hazırlayabilir. İyileştirme gücünü en az 2 yıl korur ve yalnızca açık yaralarda, yeni yaralanmalarda, hematomlarda (Deride mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde, güneş yanıklarında ve pürüzlü yüz ciltlerinde bakım toniği olarak kullanılmakla kalmayıp, uçuklar (herpes), varisli damarlar, basurlar (hemorrhoids), sırt ağrıları, lumbago, siyatik, mafsal (eklem) iltihabı, romatizma ve   felçli-inmeli (paralysis) bölgelerde de etkili bir friksiyon (Ovarak sürme) yağı olarak kullanılabilir. Yanıklarda ve haşlanmalarda etkili bir yağa sahip olabilmek için bitkinin çiçekleri keten tohumu yağına yatırılır. Bu yağ, güneş yanıklarında da kullanılabilir. Karınlarına zeytinyağı ile hazırlanmış binbirdelikotu (Kantaron) yağı sürüldüğünde karın ağrısı çeken bebeklerin ağlamaları sona erebilir.  

 

 

Etkileri: İltihap giderici, yara iyileştirici,yatıştırıcı, antidepressif, kramp çözücü,ağrı kesici, antiseptik

 

ANTİDEPRESAN ÖZELLİĞE SAHİP

Eski çağlardan beri şeker, kronik romatizma, mide-bağırsak, bronşit hastalıkları ve soğuk algınlıklarının tedavisinde kullanılan otun, “parazit düşürücü”, antiseptik ve yara iyileştirici etkisinin bulunduğunu anlatan Dr. Kaçar, bu özellikleri nedeniyle yanık tedavisinde de etkili olan otun içeriğindeki “Hypericin” adlı maddenin, antidepresan özelliğinin bulunduğunu anlattı. Dr. Kaçar, şunları kaydetti: “Klinik ve hayvan deneylerinde antidepresan etkinliği kanıtlanan ve (doğal prozac) olarak anılan ot, yan etkisi olmadığı için Avrupa’da son yıllarda hafif ve orta şiddetli depresyonların, stres, uykusuzluk, anksiyete gibi günlük yaşamı olumsuz etkileyen rahatsızlıkların tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Antidepresan olarak kullanılan sentetik ilaçların kullanımında karşılaşılan uykusuzluk, kilo kaybı, seksüel bozukluklar gibi ciddi yan etkilere de, kantaron otu kullanımında rastlanmamaktadır.”

      

 

BİLİNÇSİZCE TÜKETİLMESİ SAĞLIK AÇISINDAN RİSKLİ

Dr. Kaçar, bitkinin mutluluk hormonu olarak adlandırılan “seratonin”in yanı sıra vücudun kendini iyi hissetmesi için gerekli olan “dopamin” ve “norepineprin” hormonlarının salgılanmasını da yan etkisiz olarak teşvik ettiğine dikkati çekti. “Hypericin”in uyku esnasında kişide “derin düşünce, meditasyon, memnuniyet verici ve yaratıcı düşüncelerin çoğalmasını sağladığını” ifade eden Dr. Kaçar, bu maddenin bazı bakterilere karşı da antibakteriyel etkiye sahip olduğunun belirlendiğine değindi. Bitkinin, Avrupa ve ABD’de preparat haline getirilerek birçok hastalığın tedavisinde yaygın olarak kullanıldığını dile getiren Dr. Kaçar, Türkiye’de 9 çeşidi bulunan ottan henüz ilaç olarak yararlanılmadığını, halk arasında genelde çay olarak tüketildiğini vurguladı.

 

Dr. Kaçar, şöyle konuştu: “Bu bitkinin rastgele toplanması ve bilinçsizce tüketilmesi, sağlık açısından risklidir. Çünkü ağır metaller arasında ilk sıralarda yer alan kadmiyum, yol kenarlarında yetişen kantaronun bünyesinde yoğun olarak bulunmaktadır. Buralardan toplanacak kantaronun, şifadan çok kanserojen etkisi vardır. Bu nedenle kantaron temiz bölgelerden toplanmalıdır. Bu bitki, ülkemizde genel olarak çay olarak tüketiliyor. Bu tüketimde de, belirli bir dozajın aşılmaması gerekiyor. Yani, günde en fazla 1 fincan içilebilir. Aşırı içilmesi, özellikle açık tenli kişilerde ışığa duyarlılık, ciltte kızarıklık, döküntü gibi yan etkilere neden olabilir.”

 

Her derde deva olduğundan bahsedilir.özellikle mide ağrılarına birebir geldiğini bizzat gözlemlenmiştir. Ayrıca zeytinyağına ufalanarak merhem haline getirildikten sonra açık yaralara sürüldüğünde ,yaraların çok çabuk iyileşmesini sağlar.

 

Hastalar üzerindeki gözlemlerimize dayanarak ifade ediyoruz ki doğru Kantaron kullanımı ve düzenli içildiği takdirde kanser hücreleri üzerinde temizleyici bir etki görülmektedir.

 

Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Oya Kaçar, kantaron otunun Avrupa’da son yıllarda hafif ve orta şiddetli depresyonların, stres, uykusuzluk, anksiyete gibi günlük yaşamı olumsuz etkileyen rahatsızlıkların tedavisinde basarıyla kullanıldığını, atidepresan olarak kullanılan sentetik ilaçların kullanımında karşılaşılan uykusuzluk, kilo kaybı, seksüel bozukluklar gibi ciddi yan etkilere de rastlanmadığını belirtti.

 

Faydaları ve Kullanım Alanları

 

• Yaraların iyileşme sürecini hızlandırabilir.  Yara ve yanıkların iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı olur.

• Hafif ve orta şiddetteki depresyonlarda rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi vardır. Anti-stres ve anti-depresyon etkilidir.

• Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik duygularının giderilmesinde yardımcıdır.

• Siyatik, eklem iltihabı (artrit) ve pre-menstural kramplar (Adet öncesi ağrı ve sıkıntılar) giderilmesinde faydalıdır.

• Safra salgısını uygun yönde etkileyerek sindirim sistemini rahatlatabilir.

• Kronik yorgunluk sendromunda, uykusuzluk, fazla uyuma, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde yardımcıdır.

 

Kullanım Önerisi: Gıda takviyesi olarak, tercihen yemeklerle birlikte, günde 3 defa 1 kapsül alınabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.

 

Yan Etkiler ve Etkileşimleri:

Hamilelerde kullanılması yeterli klinik çalışma olmadığı için önerilmez.

Bazı hastalarda sindirim bozukluklarına neden olmuştur.

Bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir.Bu gibi hallerde kullanımı kesmek gerekir.

Hamile veya emziren kadınlar bu ürünü kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdırlar. Herhangi bir anti depresan ilaçla beraber kullanılmamalıdır.

Açık tenli kişilerde bitki kullanımı sırasında ışığa karşı hassasiyet oluştuğu için ışıklı ortamlardan sakınmaları önerilir.

Veterinerlikle ilgili kaynaklar bitkiyi ışığa karşı duyarlılık oluşturduğu için zehirli otlar sınıfına koyarlar.

35 yaşındaki bir kadında 4 haftalık bir tedavi sonrasında güneş ışığına maruz kalan cilt kısımlarında yakıcı bir ağrı gelişmiş ve tedaviyi kestikten 2 ay sonra bu etki ortadan kalkmıştır.

 

Uyarı: Uzun süreli kantaron çayı kullanımı, güneş ışığına veya solaryuma karşı duyarlılık oluşturabilir. Çay içimine son verildiğinde bu durum sona erer. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur. “Tanrı’nın Eczanesinden Sağlık” Maria Treben

 

 

Kullanım Biçimleri :

Çay Hazırlamak : 1 tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy 1 su bardağı kaynamış suya eklenir ve 3-4 dakika demlendikten sonra süzülür. Yukarıda belirtilen durumlarda günde 2-3 bardak içilir.

 

Kullanım biçimleri: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 4-5 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş kantaron çayı, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan içilir. Bu çay, yara tedavisinde de dıştan yıkama veya kompres biçiminde kullanılır.

 

 

Binbirdelikotu (Kantaron) Yağı Hazırlamak : Güneşli havada toplanmış çiçekler, gevsek biçimde bir şişeye doldurulur ve üstüne, sızma zeytinyağı eklenir. Zeytinyağı çiçekleri örtmelidir. Mayalanma süresi olan 3-5 gün süresince şişenin kapağı açık tutulur ve arada bir çalkalanarak, güneşli bir yerde bekletilir. Daha sonra şişenin kapağı kapatılır ve 4-5 hafta boyunca, arada bir çalkalanarak güneşte bekletilir. Süre sonunda süzülür, çiçekler de sıkılır ve koyu renkli şişelere doldurularak saklanır. Yanık yaraları için, zeytinyağı yerine, ketentohumu yağı kullanılır.

 

Kantaron yağı yapımı: Güneşli bir havada toplanan genç çiçekler hafifçe ezilerek saydam bir cam şişenin veya kavanozun boğazına yakın bölümüne kadar doldurulur, üstüne sızma zeytinyağı eklenir ve mayalanma süreci tamamlanana kadar(3-4 gün)kapağı açık olarak güneşte bekletilir. Sonra kapak kapatılır ve arada bir çalkalanarak 3-4 hafta güneşte bekletilir. Çok hoş bir kırmızı renk kazanan yağ iki kat tülbentten süzülür, çiçek posaları da sıkılır ve kantaron yağı koyu renkli şişelerde, çok sıcak olmayan bir ortamda saklanır. 2-3 yıl boyunca kullanılabilir.

 

 

Binbirdelikotu (Kantaron) Tentürü Hazırlamak : 1 lt konyağın içine, güneşte toplanmış ve ince kıyılmış 2 avuç bitki (sap, yaprak ve çiçek ) eklenir. Sise 14 gün boyunca güneşte bekletilir ve arada bir çalkalanır. Süre sonunda süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılarak, serin bir ortamda saklanır.

 

Tentür yapımı: Çiçeklenme aşamasında toplanarak kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, geniş ağızlı bir cam şişeye veya kavanoza 1:5 oranında koyulur, çalkalanabilecek kadar boşluk kalana kadar 35-40 derecelik etil alkol-su karışımı eklenir ve kapak sıkıca kapatılır. İki hafta boyunca arada bir çalkalanarak bekletilir ve süre sonunda dört kat tülbentten geçirilerek süzülür. Tentür koyu renkli şişelerde, serin bir ortamda saklanmalıdır.

 

 

Sarı Kantaron Ekstresi: (Hypericum perforatum L.) Özellikle Avrupa ve Amerika'da çay yerine, bitkinin çiçek, yaprak ve saplarından elde edilen ve kapsül şeklinde satılan ekstresi de kullanılmaktadır. Kronik yorgunluk sendromunda, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde faydalıdır

 

Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.

Alıntı : http://www.bitkisel-tedavi.com/binbirdelikotu.htm

 

**********************************************************************************************************************************************************

 

KANTARON

Kantaron, Latince bilimsel adı Hypericum perforatum veya şu an dünya genelinde popüler ismi ile "St. John's wort". Depresyon tedavisinde en etkili bitkisel çözüm olarak kabul edilen kantaron, ünlü Time dergisine de kapak olmuş bir yıldız; "Doğanın Prozac'ı" olarak ünlenmiş. Bitkinin çiçekli topraküstü kısımlarından haz ı r l a n a n ilaç kullanılıyor. Ülkemizde de iyi bilinen bir bitki; halk arasında zeytinyağı içerisindeki ekstresi ülser tedavisinde kullanılıyor. Bu etkinliğini deney hayvanları üzerinde yaptığımız bir çalışma ile de ortaya koyduk. Bu yağlı ekstrenin aynı zamanda çok iyi bir yara iyileştirici etkisi var. Söz konusu depresyon tedavisi olunca mutlaka "içeriği standardize edilmiş", yani içerisindeki etkili bileşenlerin oranları belirli olan ilaçların kullanılması gerekir. Bu nedenle aktardan alıp veya doğadan toplayıp kullanılması söz konusu olamaz. Çünkü bitkinin çiçeklerinin hemen açmadan önceki dönemde toplanması ile en yüksek etkinin sağlandığı tespit edilmiş. Bu nedenle güvenilir ilaç üreticisi firmalar kantaronu özel tarlalarda yetiştirip, bu süreç içerisinde toplanan ürünleri işliyorlar. Dolayısıyla satın alacağınız ilacın üretici firma güvenilirliği de önemli, öncelikle Sağlık Bakanlığı tarafından izin verilen ilaçlar tercih edilmeli.

 

DEPRESYON SAVAŞÇISI

Kantaronun depresyon tedavisindeki etkili bileşenleri olarak belirlenen "hiperisin" ve "hiperforin". Yapılan bilimsel çalışmalar bu iki bileşenin farklı etki şekilleri bulunduğunu ortaya koymuş (hem MAO inhibitörü ve hem de serotonin geri emilim inhibitörü). Yani kombine bir depresyon ilacı. Ancak bu bileşenlerin ayrı ayrı elde edilerek ilaç haline dönüştürülmesi düşünülemiyor. İşte doğanın eşsiz tasarımına güzel bir örnek; hiperisin tek başına ilaç haline getirdiğinizde vücuttan emilimi çok düşük ama bitkide bulunan bazı bileşenler (prosiyanidinler) vücuda emilimini artırıyor. Aynı şekilde hiperforini ayırdığınızda hemen oksitlenerek bozuluyor ama bitkide bulunan flavonoitler bu bozunmayı önlüyor. Bu nedenle, kantaronun ekstre halinde kullanılması en uygun şekli. Ancak mutlaka "standart ekstre" kullanılmalı. Çünkü en yüksek etki için bu iki bileşenin birbirine oranı belirli sınırlar arasında olmalı.

 

 

Kılıç otu:(Tüpfelhartheu / Centaurée / Yellow centaury / Sarı kantaron / Koyunkiran / Kuzukiran / Yaraotu / Hypericum perforatum / Klamath weed / Millepertuis commun)

 

Mayıs-eylül ayları arasında parlak sarı renkli çiçekler açan, 20-80 cm boyunda, çok yıllık, otsu bir bitki. Kurak yerlerde, yol kenarlarında rastlanır. Sari kantaron veya koyun kıran olarak da bilinir. Gövdeleri dik, dallar karşılıklı, yapraklar sapsızdır. Yapraklar üzerinde noktacıklar hâlinde uçucu yağ taşıyan salgı bezleri bulunur. Çiçekler, dalların ucundadır. Çanak ve taç yapraklar üzerinde de siyah salgı bezleri bulunur.

 

Türkiye’de yetiştiği yerler: Anadolu.

 

Kullanıldığı yerler: Çiçekli dallar toplanır, demet yapılır, gölgede kurutulur. Uçucu yağ, tanen, acı maddeler, zamk, reçine ve boya maddeleri taşır. Boya maddelerinden sarı renkli siperin, kırmızı renkli liparisin vardır. Çayı (% 1-2’lik) yatıştırıcı, göğüs yumuşatıcı, iştah açıcı, idrar ve balgam söktürücü olarak kullanılır. Zeytinyağında bir süre bırakılırsa, bu karışım halk arasında yaraları tedâvide kullanılır. Bitki, hayvanlar için zehirlidir.

 

Sarı Kantaron  Binbirdelik Otu (Hypericum Perforatum, St.John's Wort,Kanotu, Kılıçotu,Yaraotu,Mayasılotu)

Çok yıllık, üzerinde pek  çok sarı çiçeği olan bir çalı türü olup, Asya’ dan Amerika’ ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde doğal olarak yetişen ve Ortaçağdan beri güvenle kullanılan bir bitkidir. Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . Erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır. Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. Tanen (tannin), uçucu yağlar (carophyllene, pinene, limonene, myrcene), flavon türevleri (quercitrin, quercitin, rutin), hipericin (hypericin), karoten (carotene), Vitamin C ve resin içermektedir.  Bu bitki hakkındaki modern ilgi; 1997 yılında Newsweek dergisinde ve sonrasında diğer gazete ve dergilerde çıkan makale ve yazılar ile ABD’de bazı TV programlarında yapılan haberlerden sonra daha da arttı denilebilir. Aslında bundan yıllarca önce başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde bu bitki yan etkisiz bir “Doğal Antidepresan” olarak kullanılıyordu. Depresyon önleyici olarak kullanılmasının nedeni; Sarı kantaronun içerisindeki başta hiperisin olmak üzere ve diğer bileşikler sayesinde, beyin içerisinde sinir uyarılarının iletiminde önemli seviye artışı sağlamasıdır. Diğer antidepresan ilaçlardan çok daha az yan etkili olması nedeniyle zaten dikkatleri üzerine çekmişti.

 

Yapılan araştırmalara göre bitki 50’den fazla etken madde içermekte olup;  bunlardan en önemlileri hiperisin (hypericin), flavonoidler, taninler, resin ve prosiyanidinler’ dir.  Hiperisin beyindeki Teta dalgalarını da arttırmaktadır. Teta dalgaları normalde uyku esnasında meydana gelirler ve derin düşünce veya meditasyon, yüce duygular, memnuniyet ve yaratıcı düşüncenin artması gibi şeylerle ilişkilidirler. Sarı kantaron ile ilgili çalışmalarda; endişe, kayıtsızlık, uyuşukluk, fazla uyuma, uykusuzluk, depresyon ve umursamazlık hissi gibi semptomlarda olumlu gelişmeler görülmüştür.

 

Sarı kantaron hakkında yapılan araştırmalar bu bitkinin sentetik antidepresan ilaçlarla benzer etkili olmasına rağmen daha az yan etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Sarı Kantaron Ekstresi aşağıdaki durumlarda önerilmektedir:

 

Kullanım Alanları :

Avrupa'da uzun süredir ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir bitkidir.

Son yıllarda Anerika'da da oldukça populer olmustur. Avrupa'da tarla, yol ve orman kenarlarında kendiliğinden yetişen bitki Kuzey Amerika'ya da uyum sağlamış ve doğal olarak kırlarda yetişmeye başlamıştır.Haçlılar Sarı çiçekleri toplayarak zeytinyağında bekletirlerdi.Yağ kırmızı renk alınca kesik ve çizikler için tedavi edici olarak kullanılırdı.

Bitki eski Yunan ve Roma medeniyetleri zamanında kötü büyülere karşı koruyucu olarak ünlenmişti.Kullanılan kısmı çiçeklenme döneminde toplanan çiçek ve tomurcukların toplanarak hemen kurutulması ile elde edilir.

 

Son zamanlarda Amerika ve Avrupa'nın en çok satan Herb'idir. Hypericin ve pseudohypericin gibi bileşikler bitkinin %0.05-0.3 ünü oluşturan karakteristik bileşenleridir.

 

Depresyon: Yayılma yeri olan Almanyada bitkisel tedaviyi seven doktorlar tarafından ılımlı depresyonlarda birtakım tanınmış antidepressanlardan daha fazla önerilmektedir. Bu konudaki birçok otorite bu bitkiyi özellikle menapozun oluşturduğu ruhsal çöküntüyü engellemek için uygun bir bitki olarak görür. Avrupada antidepressan özelliğini kanıtlamak için bir çok çalışma yapılmıştır.Amerika 'da da halen çalışmalar sürdürülmektedir. Ancak antidepressan etkisini ve güvenilirliğini kanıtlayan bir sonucun ortaya çıktığı söylenemez.

Bitkinin geceleyin beyinden melatonin salınımını arttırarak uykuyu güçlendirdiği bildirilmiştir. Bir çalışma bitkinin zihinsel konsantrasyonu arttırdığı, kavrama yeteneğini geliştirdiğini rapor etmiştir.Ancak bu etki kuramsaldır. Antiviral ve antibakteriel etkileri vardır. Antienflamatuar etkisi vardır. Derinin melanin kaybı ile birlikte giden ve kısmi renk bozuklukları ile karakterize vitiligonun tedavisinde yardımcıdır. Birçok antienflamatuar ilaçtan farklı olarak ülser ile mücadele de de etkili olduğu rapor edilmiştir. Halk arasında(Avrupa'da) ishal tedavisinde, romatizmal ağrıların tedavisinde, yatağa işemelerde gut hastalığının tedavisinde kullanılmıştır. Bitki hakkındaki araştırmalar hala sürmektedir.

 

Yakın geçmişte Avusturya’da, insan üzerinde yapılan bir bilimsel deneyde, kullanılan bir sarı kantaron preparatı, deneklerin %67’sinin hafif ve orta dereceli depresyondan kurtulmalarını sağlamıştır.Bu sonuç, daha önceleri yapılmış olan benzer deneyleri doğrular niteliktedir. Sarı kantaron yağına kırmızı rengini veren, Hypericin adlı ana etken maddedir. Bu madde, antidepressif ve çok güçlü antiviral etkilere sahiptir. Bu etki (virüslere karşı etki) öyle güçlüdür ki, geçtiğimiz yıllarda, AIDS’e karşı etkili olup olamayacağı konusunda geniş kapsamlı laboratuar araştırmaları yapmak gereği duyulmuştur. Doğrudan bitki kullanımı yoluyla pek çok virütik hastalığın tedavi edilebileceği ise kanıtlanmış bir gerçektir.

 

Sarı kantaron, sinirsel rahatsızlıklara karşı kullanılabilecek en değerli şifalı bitkilerden biridir.Bitki geleneksel olarak da zaten hep, korku, gerginlik, uykusuzluk ve depresyona karşı kullanılagelmiştir. Özellikle menopoz döneminde görülen bu tür rahatsızlıkların tedavisinde çok olumlu sonuçlar alınabilir. Uykuda idrar kaçırma da sarı kantaron çayı ile tedavi edilebiliyor, çünkü bu rahatsızlık genelde ruhsal nedenlerden kaynaklanır.

 

Hormon düzeyindeki değişikliklerin belirtilerini azaltan ve bedene yeni güçler kazandıran özellikleri nedeniyle, menopoz sıkıntılarına karşı sarı kantaron çayı mutlaka kullanılmalıdır.

 

Sarı kantaron ayrıca, karaciğeri ve safrakesesini güçlendiren önemli bir toniktir.

Dudak uçuğu (herpes), suçiçeği ve zona, nevralji, bel ve sırt ağrıları, kas ve eklem ağrıları da bitki çayı, tentürü ve preparatları ile tedavi edilebilir.

 

Kırmızı renkli kantaron yağı da,hiçbir evde eksik olmaması gereken çok önemli bir ilaçtır.İyileştirme gücünü en az iki yıl korur ve yalnızca açık yaralarda, yeni yaralarda, hematomlarda (deride mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ve pürüzlü yüzlerde bakım ve tedavi ilacı olmakla kalmayıp, sırt ve bel ağrıları,siyatik ve romatizmada da etkili bir friksiyon ilacı olarak kullanılabilir. Yanıklarda, haşlanmalarda ve güneş yanığında da kantaron yağı başarıyla kullanılabilir.

Karnı ağrıyan bebeklerin karıncıklarına kantaron yağı sürüldüğünde ağlamaları sona erer. Tüm lenf bezi şişkinliklerinde kantaron yağı ile yapılan hafif friksiyonlar büyük rahatlık sağlayabilir.

 

Bu yağ içten de kullanılabilir. Örneğin, safra salgılarını arttırmak, sinirsel kökenli mide rahatsızlıklarını yatıştırmak ve mide ülserini tedavi etmek gibi durumlarda, günde iki kere yarım tatlı kaşığı kantaron yağı içilir.

 

‘Sarı kantaronun içerdiği hiperisin etken maddesi, serotonin adı verilen mutluluk hormonunun kandaki düzeyini artırıyor. Sarı kantaron, çay yerine hap şeklinde tüketildiğinde daha fazla etki gösteriyor. Kedi otundan yapılan çay, depresyona, sinirsel uykusuzluğa ve çarpıntıya iyi geliyor.’

 

Dr. Ender Saraç

Hypericum performatum adındaki bitkiden elde edilir. Orta şiddette depresyon tedavisinde kullanılır. İçinde iki düzineden fazla aktif hammadde olduğu biliniyor. Bunların birçoğunun ne işe yaradığı henüz bilinmiyor. Diğer antidepresanlarda olduğu gibi ağızda kuruluk, baş ağrısı, kabızlık, çarpıntı, terleme ve mide bulantısı gibi yan etkileri vardır. Kullananların parlak ışığa çıkmaları katarakta neden olabilir. Bazı ilaçlarla zararlı etkileşim yaratabilir.

 

Bu ilaç üzerinde sayıca fazla, sistematik araştırmalar yapılmıştır. Son yıllarda sonuçlanan iki klinik deney, St John’s Wort’un trisiklik antidepresan olarak plasebodan daha yararlı olduğunu göstermiştir

 

Uzun vadedeki etkileri ve modern ilaçlarla karşılaştırması konusunda detaylı araştırmalar henüz söz konusu değil. Bu arada ağır depresyon vakalarında etkili olmadığı görülmüştür.

 

THE JOURNAL OF THE AMERICAN MEDICAL ASSOCIATıON, vol 285, p 1978 BRITISH MEDICAL JOURNAL,

vol 319, p 1534 ve vol 321, p 536

 

(20-3-2005/İha)

Eskişehir Anadolu Üniversitesi (AÜ) Eczacılık Fakültesi ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin (GATA) Farmakoloji Bölümleri tarafından ortaklaşa yürütülen doktora tezinde, “sarı kantaron” adlı bitkinin, alkol bağımlılığının tedavisinde önemli katkıları olduğu belirlendi.

 

Yapılan araştırmada, sarı kantaron bitkisinin, alkol bağımlılığında “Yoksunluk Dönemi” adı verilen süreçte, bağımlıların alkol alımının kesilmesi sonrasında el ve ayaklarında oluşan titremeleri engellediği ortaya çıktı. Tez çalışmasını Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü öğrencisi İlke Coşkun gerçekleştirken, çalışmanın danışmanlığını ise Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Öztürk ve GATA Farmakoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Tayfun Özbay yürüttü.

 

Çalışma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yusuf Öztürk, çok fazla bilinen bir bitki olan sarı kantaronun, insan sağlığına büyük yararları bulunduğunu söyledi. Eczacılık Fakültesi olarak bu bitkinin etkileri üzerine uzun zamandır çalıştıklarını ve bir çok yayın çıkardıklarını kaydeden Öztürk, “Sarı kantaron bitkisi alkolizm ve depresyon tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak bu bitkinin, alkolden kurtulma dönemi sırasında ortaya çıkan yoksunluk dönemindeki etkileri ilk kez bu tez ile araştırıldı. Bilindiği üzere alkol tedavisinde, alkolden uzaklaşma yani yoksunluk dönemi oluşmaktadır. Bu dönemde bağımlılar çeşitli uyku ilaçları ve kas gevşeticiler ile alkolden uzak tutulmaya çalışılır. Dolayısıyla bu ilaçlar da kişinin gündelik hayatına normal bir şekilde devam etmesini engeller. Üstelik midede ve diğer organlarda büyük oranda yan etki meydana gelir” dedi.

 

Yoksunluk döneminde meydana gelen yan etkilerin azaltılması ve tedavi sırasında bağımlı kişinin gündelik yaşamında meydana gelen aksamaların ortadan kaldırılması amacı ile bu çalışmaya başladıklarını açıklayan Prof. Dr. Yusuf Öztürk, “Yoksunluk döneminde, bağımlı insanlarda tutarık dediğimiz, el ile vücutta meydana gelen titremeler olmaktadır. Yine bu dönemde bunlara ek olarak sesli uyarılara ani reaksiyon verilir ve duruş bozuklukları oluşur. 3 yıl süren bir çalışma sonunda sarı kantaron bitkisinin bütün yoksunluk dönemine etkileri, deney hayvanları üzerinde denendi ve ortaya çıkan sorunlar engellendi. Bu davranışlar hayvanlarda olduğu gibi insanlarda da oluşuyor. Dolayısıyla insanlar üzerinde de etkili olacaktır” şeklinde konuştu.

 

Hypericum perforatum L.’un yaprakları ve çiçekli dal uçları son yıllarda antidepresan etkilerinden dolayı popülarite kazanmıştır. Bitkiden hazırlanan yağlı maseratın yara iyileştirici etkisi çok uzun zamandır bilinmektedir. Haricen veya dahilen kullanılan bu kırmızı yağın yangıları önleyici ve iyileştirici etkisi vardır. Yağın rengi ve etkisi kırmızı renkli bir diantron pigment olan hiperisinden ötürüdür. Bu bitki aşırı kullanıldığında ve güneş ışığına maruz kalındığında fotosensitizasyona yol açar, cilt ve mukoza’da dermatit ve yangı oluşur.

Almanya’da sarı kantaron ruhsatlı ilaç ve tıbbi çay olarak piyasada bulunur. Muhtelif dozaj formlarında hafif depresyonun tedavisinde kullanılır (Leung & Foster, 1996, Foster & Tyler, 2000).

ABD’de tentür ve sulu ekstre.halinde gıda bütünleyici olarak, yağlı maseratı haricen, kuru ekstresi ise kapsül ve tablet halinde kullanılmaktadır. USP, sarı kantaron hakkında bir monograf yayınlamıştır. USP’ye göre, ofisinal sarı kantaron droğu, % 0.2’den az hiperisin ve psödohiperisin ile % 3’ten az hiperforin içermemelidir (Anon, 1999).

Sarı kantaron ekstresinin insanlardaki antidepresan etkisi klinik deneylerle gösterilmiştir. Sarı kantaron %6.5 – 15 kateşik tanen ve proantosiyanidinler (örn., kateşin, epikateşin, lökosiyanidin), flavonoitler [örn., hiperozit (% 2’ye kadar), rutin (% 1.6’ya kadar),

kersetin (% 0.3’e kadar)], biflavonoitler (% 0.26 biapigeninler), floroglusinol türevleri [örn., hiperforin (% 4’e kadar)], uçucu yağ (% 0.05 – 1.0), % 0.05 – 0.15 naftodiantronlar (hiperisin ve psödohiperisin), ksantonlar (10 ppm’e kadar), steroller, vitaminler (A ve C) ihtiva eder (Reuter, 1998, Blumenthal et al, 2000, Mahady et al, 2001).

 

 

Sarı kantaron otunun uygulamada bilinen daha bir sürü faydası söz konusudur.

 

1-) Kanser tedavisinde, kanserli tümörleri yok etmede ve kanserin yayılmasını durdurmada kantaron otu çok etkilidir.

2-) Uyuşturucu (eroin, esrar) morfin, alkol bağımlılığının tamamen ortadan kaldırılmasında çok etkilidir.

3-) AİDS hastalığının bir numaralı ilacıdır.

4-) Kurdeşen, iltihaplı romatizma, sedef hastalıklarının da bir numaralı ilacıdır.

Daha binlerce hastalığı kısa bir sürede tedavi etmektedir.

 

Kantaron yağını eğer, ameliyat olduğunuz bölgeye ilk üç ay içinde sabah akşam sürerseniz , dikiş izi kalmazmış…

  

UYARILAR :

 

1- Bu ürünün önerilen dozlardan daha yüksek miktarlarda kullanımı ciltte kızarıklık ve güneş ışığına hassasiyetle sonuçlanan fotosensibiliteye sebeb olabilir.

2- MAO inhibitörleri ve antidepresan ilaçlarını kullananlar bu ürünü kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdırlar.

3- Doğum kontrol hapı ile birlikte kullanımı , doğum kontrol hapının etkisini azaltabilir.

Yorum (1) Yorum yaz!

Sivilcelerden Kurtulmak İçin Yapılması Gerekenler

Sivilce (bir başka adıyla akne) günümüzde en sık rastlanan cilt hastalıklarındandır.  Bu yağ bezlerinin iltihaplı hastalığı genel olarak 30-35 yaşlarından sonra geçer. Ciltte sivilce oluşumunda kozmetik ürünlerin kullanımına dikkat edilmesi gerekir. Kullanılan ürünler sivilceyi besleyici özellikte olmamalıdırlar.

Sivilceleri sıkmak riskli bir uğraştır, iz kalabilir, iltihaplanma yayılarak artabilir. Yine de sıkılmadan durulacak gibi değilse bunu çok dikkatli yapmakta fayda var. İlk önce deri buhara tutulmalıdır. Uygun bir kabın içine kaynar su dökün ve üzerine kuru ot ekleyin (papatya, aynı safa, nane veya civanperçemi bitkilerinden birini seçin), yüzünüzü kabın üzerine yaklaştırın ve kafanızın üzerine havlu kapatın. 7-10 dakika böylece bekleyin. Unutmadan, bu işlem öncesi el ve tırnaklar iyice temizlenmelidir, varsa alkolle durulanmalıdır. Bunları yapmazsanız  sıktığınız sivilcenin yerinde çıban oluşabilir. Kaş yaparken göz çıkarmamak lazım.

Deriyi buhara tutma işlemi tamamlandıktan sonra sivilceyi çok dikkatli bir şekilde sıkın. Sivilceyi sıktığınız kısmı alkolle silin. Bir süre sonra gözenek sıkılaştırıcı maskeyi kullanabilirsiniz: yumurta akı, 1 tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı tuz; hepsini çırpın, yüzünüze maske olarak uygulayıp 25 dakika bekletin, sonra yıkayın. Veya bir başka maske tarifi: 1 tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı maya, limon suyu, 1 tatlı kaşığı ılık su; hepsini karıştırın, yüzünüze sürün, 20-25 dakika bekletip yıkayın.

Yağlı ciltler alkol içeren losyonla veya karışımla günde birkaç kez silinmelidir. Bunu özellikle dışarıdan eve geldiğiniz zaman yapmaya gayret gösterin.

Haftada bir kez “tuzla tedavi” yapmayı deneyin. Banyodan sonra, pamuğu tuza batırın sonra yüzünüzü dairesel hareketlerle silin. Yüzünüzü yıkayın.

Sivilce tedavisi komplike bir şekilde gerçekleştirilmelidir, haricen kullanılan ürünler olduğu gibi, bazı ürünleri de dahilen kullanmalısınız. Sivilceden kurtulmak için öneriler:

-       Beyaz lilyumun taze çiçeklerini şişeye koyun, üzerine alkol eleyin, her akşam bu karışımla yüzünüzü silin.

-       Aloe yapraklarının suyunu kullanabilirsiniz. Aloe yapraklarını toplayın, yıkayıp 10 gün serin bir yerde saklayın. Sonra suyunu sıkın. Bu suyla yüzünüzü silin.

-        Huş ağacı tomurcuğundan yapılan kompres sivilcelerden kurtulmaya yardımcı olur. 1 yemek kaşığı huş ağacı tomurcuğunun üzerine bir su bardağı sıcak su ekleyip 10-20 dakika kaynatın. Soğuttuktan sonra yüzünüze uygulayın. Tomurcukları çay gibi demleyerek içebilirsiniz de. Huş ağacı yaprakları da kullanılabilir. Yıl boyunca çayını için ve sağlıklı olun. Bu çayla ayrıca saçlar da durulanabilir.

-       Sinirliotun taze sıkılmış suyuyla yüzünüzü silin, maske olarak kullanın.

-       2 çorba kaşığı yabani çuha çiçeği köklerine 1 bardak kaynar su ekleyin. 1 saat bekleyin. Süzüp cildinizi bu çayla silin.

-       1 çorba kaşığı mürver çiçeğine 1 bardak sıcak su ekleyin, demleyin. Günde 3 defa bu çayı bölerek için.

-       Yabani kiraz çiçeklerini kaynatın, suyuyla yüzünüzü yıkayın.

-       Çam kabuğu, tomurcuğu ve yapraklarını kaynatın, yüzünüzü yıkamak için kullanın. Banyo için de kullanabilirsiniz.

-       300 ml kaynayan suya acı pelin otunu ekleyin. Demleyin. Kompres olarak kullanın. Taze pelin suyunu maskelere ekleyin.

-       Devetabanı yapraklarına sıcak su ekleyin (1:10), yağlı ciltler için maskelerde kullanın.

-       4 çorba kaşığı oğulotu (melisa) + 1 bardak kaynar su. Şişliklerde kullanabilirsiniz.

-       1 çorba kaşığı andız köklerine yarım litre sıcak su ekleyin. 5 dakika kaynatın. Süzün. Yüzünüzü yıkamak için kullanın. Taze halde maske yapımında kullanabilirsiniz.


İçecek Reçeteleri:

-          2 çorba kaşığı ısırgan yaprağına 2 bardak sıcak su ekleyin, 2 saat bekleyin. Günde 4 defa yarım bardak için.

-          1 çorba kaşığı karahindiba köklerine 1 bardak kaynar su ekleyin, 15 dakika kaynatın. 45 dakika soğutun, süzün. Ünde 3 defa yarım bardak, yemekten 15 dakika önce için.

-          3 ölçü andız kökü, 3 ölçü at pıtrağı kökü, 4 ölçü sarı kantaron otunu demleyin. Günde 2 bardak için.

-          Dereotu tohumu, at pıtrağı kökü, meyan kökü, karahindiba kökü, akdiken kabuğu – eşit miktarda karıştırın, demleyin, yemekten yarım saat önce yarım bardak sıcak olarak için.

-          Adaçayını çay veya kahve yerine için

 

Sivilcelere karşı diğer yöntemler:

-          Yüz temizleme losyonu. 1 tatlı kaşığı papatya, 1 tatlı kaşığı sarı kantaron, 2 tatlı kaşığı kartopu çiçeği. 200 ml sıcak su ekleyip, kapağını kapatıp demleyin, 30 dakika bekletin. Yüzünüzü ılık karışımla silin.

-          Maske. 1 tatlı kaşığı kartopu çiçeği, 1 tatlı kaşığı kalendula çiçeği ve 1 tatlı kaşığı tarla at kuyruğunu karıştırın. 200 ml sıcak su ekleyip kapağını kapatın. Patatesi haşlayın, suyunu süzün ve demlediğiniz çayı patateslere ekleyin, iyice ezin, maske hazırlayıp yüzünüze sürün. 15-20 dakika bekleyin. Ilık suyla yıkayın.

-          Temizleme losyonu. 2 çorba kaşığı tarla atkuyruğuna 150 ml oda sıcaklığındaki suyu ekleyin, kapatıp bir gece bekletin. Sabah 1 kaşık karışıma 3 kaşık karpuz suyu denk gelecek şekilde karpuz suyu ekleyin. Yüzünüzü bu karışımla temizleyin.

-          Domates maskesi. 2 çorba kaşığı domates rendesine 1 çorba kaşığı nişasta ekleyin, maske hazırlayıp yüzünüze uygulayın. 15-20 dakika bekletip soğuk suyla yıkayın.

Buz küpleri

Bazı şifalı bitkileri kullanarak buz küpleri hazırlayabilirsiniz. Buz küplerini sabahları kullanabilirsiniz. Onları yüzünüze sürmeniz cildiniz için yararlı olacaktır. Ancak eğer buzun cildinize iyi gelmediğini hissederseniz erimeye bırakın, pamuk yardımıyla yüzünüze sürün.

-          Şerbetçi otu buz küpü. 1 kaşık şerbetçiotu kozalağına 50 ml sıcak su ekleyin, kapağını kapatıp 30 dakika demleyin. Buz kalıbına boşaltın. Ve dondurucu bölmeye yerleştirin.

-          Kalendula yapraklarından buz küpü. 2 kaşık kalendula yaprağına 50 ml sıcak su ekleyin, kapağını kapatıp demleyin. Kalıplara boşaltıp dondurun.

-          Adaçayı buz küpleri. 1 tatlı kaşığı adaçayı yaprağına 50 ml sıcak su ekleyin, 5-7 dakika demleyin. Dondurup kullanın.

-          Dere otu tohumu buz küpü. 1 tatlı kaşığı dereotu tohumuna 100 ml sıcak su ekleyin, 15 dakika bekleyin. Süzüp soğutun ve kalıplara boşaltın.

-          Meyve suyu küpleri. Bazı meyve ve sebzelerin suyunu dondurarak kullanabilirsiniz; Karpuz suyuna çok az tuz ekleyerek dondurun. 2 kaşık ayva suyu+2 kaşık  maydanoz suyunu karıştırın. Buz kalıplarına döküp dondurun. Veya çilek suyuna kavun suyu ekleyin, karıştırıp dondurun.

-        Gül küpleri. 3 tatlı kaşığı gül yaprağına 50 ml sıcak su ekleyin, kapatıp soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra yapraklarıyla beraber kalıplara döküp dondurun.

Not: Alıntıdır...

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

HANGİ BİTKİ NE İŞE YARAR İŞTE FAYDALARI

ÇOCUKLAR İÇİN


Havuç, çocuklarda bağırsak kurtlarına etkisi olur.

Ispanak çocuklara ve hastalara bol miktarda yedirilmelidir.

Kivi A, C, P vitamini açısından son derece zengin bir meyvedir ve çocuk gelişiminde son derece sağlıklı bir besindir.

Marul öz suyunda bulunan maddeler küçük çocukların göğsünü yumuşatıcı etki yapar. Öksürüklerine iyi gelir. Büyüme çağındaki çocuklara çok yararlı bir besindir.

Menekşe dövülerek vücuda sarıldığında çocuklarda görülen kızamık, kızıl ve küçük çocukların başlarında oluşan deri kabarmasına iyi gelir.

Mısır çocukların gelişiminde çok yararlı bir besindir.

Domatesi özellikle çocuklar çiğ olarak yemelidir. Bebeklere sıkılarak içirilen suyu çok yararlıdır; çünkü domates çocuklar için gerekli kalsiyum, fosfor, potasyum ve organik tuz içermektedir.

Yulaf Vücuda ısı verdiği için yazdan çok kışın tüketilir. Tiroid bezinin çalışmasını sağlar ve hızlandırır.

Toksin atıcıdır. İçerdiği vitamin ve mineraller özellikle çocuklara iyi gelir.

 

İŞTAH AÇICILAR


Adaçayı yapraklarından elde edilen toz iştahsızlığı önler.

Anason tohumlarının yenmesi iştahı arttırır.

Ananas tohumlarından elde edilen anason yağı iştah açıcıdır, harareti söndürür.

Andız otu iştah açar. Ardıç meyveleri iştahı arttırır, hazımı kolaylaştırır.

Biber ve enginar, iştahsızlığa karşı etkilidir.

Ceviz yapraklarından yapılan çay iştahı açar, mideyi kuvvetlendirir.

Güvercin kökü iştah açıcıdır.

Kantaron iştahı çar, hazımsızlıkları giderir.

Karabiber iştahsızlığa karşı son derece etkilidir. Ayrıca hazmı kolaylaştırır.

Kavun, kereviz, kimyon, maydanoz ve melisa otu iştah açar.

Kırmızı yaban mersini meyvelerinden yapılan komposto iştahı açar, vücut kırgınlığını giderir.
Kişniş iştah açar. Taze kişniş meyvesinin ve otunun tahtakurusunu andıran çok kötü bir kokusu vardır. Kurutulduktan sonra bu koku kaybolur. 3 gram kurutulmuş kişniş ve kişniş çekirdeği 1/4 litre kaynar suya bırakılır. 10 dakika bekletilerek içilirse iştah açar.

Lavanta çiçeği iştah açar. Bir kesme şekerinin üzerine beş damla lavanta yağı damlatılarak yenildiğinde iştahı açar.

Hazmı kolaylaştırır.

Nohut kilo aldırır.

Soğan iştahsızlığa iyi gelir.

 

KABIZLIK


Pırasa, erik, kiraz, üzüm, zeytinyağı ve şalgam kabızlığa iyi gelir.
Elma yemeklerden önce yenilince kabızlığı giderir.
Erik'in kurutulmuşu kabızlığa karşı iyi bir ilaçtır. Erikleri akşamdan ıslatıp sabah aç karnına yemek, üzerine de suyunu içmek yararlı olur.
Fesleğen tohumları kaynatılarak içilirse kabızlığa iyi gelir. Frenk üzümü yapraklarından yapılan çay kabızlığa iyi gelir.
Gül yapraklarının dip kısmı kesilmeden reçel yapılırsa kabızlığa iyi gelir.
Ispanak hazmı kolaylaştırır, kabızlığı önler.
Keten, bağırsak cidarına etki ederek sindirimi hızlandırır. Bu nedenle son derece etkili ve sağlıklı bir müshil ilacıdır. Vücutta herhangi bir tahribat yapmadan kabızlığı önler.
Taze incir kabızlığı giderir. Kuru incirler akşamdan suya konup yumuşatılarak sabahleyin aç karnına yenirse bağırsakların faaliyetini arttırır.

 

KABIZLIK İÇİN ŞİFALI BİTKİLER

bamya
Meyvesi beş bölmeli,tohumları yuvarlak ve yeşilimtrak gri renkte bir sebze. Faydalı bir sebzedir. Yaş veya kuru olarak sarf edilir. Konserveleri de yapılır. Meyveleri müsilajlıdır. kabızlık tedavisi ve barsakların düzenli çalışması için faydalıdır. 

mersin
Meyveleri yemiş olarak, kabızlık giderici ve antiseptik olarak kullanılır. 

sinameki
Memleketimizde çok kullanılan müshil ilâcıdır. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz.

 

İSHAL

Havuç, limon, nar ise ishale iyi gelir. Bir miktar kurutulmuş adaçayı 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde ishale iyi gelir.
Ahududu yaprakları ishal kesicidir.

Arpa'nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı ishali önler. Böbrek ve safrakesesi taşlarının sebebiyet verdiği ağrılara, karaciğer ve dalak hastalıklarına, bronşit ve nezleye, cilt hastalıklarına, kansızlığa, raşitizm hastalığına iyi gelir. Kemik kireçlenmesini önlemesi en önemli özelliğidir.

Böğürtlen ishale iyi gelir.

Bademyağı başlı başına bir ilaçtır. Yumuşatıcı etkisi olduğundan küçük çocukların kabızlığını gidermek için bir kahve kaşığı kullanılırsa iyi sonuç alınır. Hem iç organlar için hem de cilt için çok yararlıdır. Yaralara sürüldüğünde acıyı dindirir.
Gül yaprakları çay gibi kaynatılıp içilirse rahatlık verici ve ishal gidericidir.

Kestane ağacının yaprakları kaynatılıp, içilirse ishali önler.

Koyu çay, şeftali ishali önler.

Kızılcık'ın en etkin olduğu rahatsızlık ishaldir. Kabızlık yapar.

Labada ishal kesicidir. Bağırsaklara dolgunluk hissi veren iyi bir besindir.

Misk otu kötü kaynatılarak içildiğinde ishali önler.

Muz kabızlığa çok iyi gelir.

Mürver ağacı çiçeklerinden yapılan çay içilince, zatürree başlangıcı, nefes yolu hastalıkları, nezle, grip, öksürüğe iyi gelir.
Pirinin tutucu etkisinden ötürü ishal kesici özelliği fazladır.

Yabani armut (ahlat) pişirilerek yendiğinde ishali önler.

  

ÖKSÜRÜK

 

Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse öksürüğü dindirir, balgamı söker.

Ardıç taze meyvelerinin ezilmesi ile elde edilen şurup öksürüğe çok iyi gelir.

Böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler halinde kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler, öksürüğe, iyi gelir.

Ebegümeci göğsü yumuşatır. Öksürük kesici olduğundan bronşite ve nezleye iyi gelir. Bulantı ve kusmalara karşı da yararlıdır.

Gelincik çiçeklerinden yapılan şurup, ağrıları dindirici ilaç olarak kullanıldığı gibi öksürüğe ve öksürük gıcığına etkilidir.
Ihlamur çayı kronik öksürüğü keser. Ter ve balgam söktürücüdür.

Kenevir çayı balla tadlandırılıp içilirse, öksürük boğmaca ve ses kısılmasına iyi gelir.

Kırmızı yaban mersini yapraklarından yapılan şurup öksürüğe etkili olur.

Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay kanlı öksürük ve kan kusmaya çok iyi gelir.

Meyan kökü şurubu öksürüğe iyi gelir.

Yaban eriği ezilerek şekerle pişirilirse öksürüğü yok eder

 

İDRAR YOLLARI RAHATSIZLIKLARI


Andız otu kökünden elde edilen yağ idrar söktürücü ve safra ifrazatını arttırıcıdır.
Ardıç meyveleri idrarı söktürür, idrar organlarını dezenfekte eder.
Ayrık otu (50 gr) kökünün bir litre suda kaynatılması sonucu elde edilen ilaç ter ve idrar söktürür, Böğürtlenin, idrar söktürücü özelliği vardır.
Çilek, salatalık, idrar söktürür.
Erkeç otu idrar yolları iltihabı ve soğuk algınlığına iyi gelir.
Frenk üzümü yapraklarından yapılan çay idrar ve ter söktürür.
Hercai menekşe ¼ litre kaynar suda iki tatlı kaşığı menekşe on dakika bırakılıp oluşturulan çay içilirse; idrar söktürür, idrar yolları hastalıklarına, iyi gelir.
Hint safranı, maydanoz idrar söktürür.
Kabak idrar sökücü etki yapar.
Kahve idrarı söktürür, terlemeyi azaltır.
Kırmızı ayrıkotu kökünden yapılan ilaçlar ter ve idrar söktürücüdür.
Kimyon çayı idrar söktürür, vücudu ısıtır.
Menekşe çiçeklerinden yapılan çay idrar söktürücüdür.
Mısır koçanı idrar söktürür. Ayrıca idrar yollarını taş ve kumlardan temizler.
Mürver ağacı çiçeklerinden yapılan çay içilince idrar söktürür.
Pırasa idrar söktürür, hazmı kolaylaştırır.
Semizotu kanlı idrara karşı etkilidir.
Yabaneriği çiçeklerinden yapılan çay, idrar söktürür.
Yabani armut (ahlat) ağacının taze ve genç yaprakları kaynatılarak suyu içildiğinde idrarı dezenfekte eder ve söktürür.

MİDE RAHATSIZLIKLARI


Acı marulun kökünde ve gövdesinde bulunan süt, mide rahatsızlıklarına ve hazımsızlığı iyi gelir. Kurutulmuş acı marul yaprakları ve kökü safra kesesinin faaliyetini hızlandırır, hazmı kolaylaştırılır. Acı marulda idrar söktürme özelliği olduğu gibi, mide nezlesine de iyi gelir. Ayrıca kanamalarda da iyi bir dindiricidir.

Adaçayı yapraklarından elde edilen toz mide suyunu tanzim eder, iştahsızlığı önler.

Anason tohumlarının yenmesi mide ekşimesini önler. Anason tohumlarından elde edilen anason yağı mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

Andız otu kökünden yapılan çay, mide rahatsızlıklarına çok iyi gelir, mideyi kuvvetlendirir, balgam söktürür. Üzüm şırasının içinde bir ay bekletilen andız otu, mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

Armut hazmı kolaylaştırır ama kendisinin hazmı kolay değildir. Midesi sorunlu olanlar elma gibi ısırarak yemek yerine suyunu tercih etmelidir. Armuttan en iyi şekilde yararlanmak isteyenler, yemeklerden önce yemelidir.
Aşk otu (kurutulmuş) otu toz haline getirilir. 1 çay kaşığı 1 bardak sirkeye konularak içilir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Biber, mide salgısını çoğaltır.

Ayvada, mideyi kuvvetlendirir.

Cevizin taze dallarının kabukları, meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılırsa mideyi kuvvetlendirir. Domates mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

Ebegümeci mide şikayetlerini düzeltir.

Havuç, lahana, limon, üzüm, elma, ananas mide asitlenmesi ve ülsere iyi gelir.

Hurmadan (taze) yapılan şurup, karın ağrılarına ve mide kramplarına iyi gelir.

Ihlamur çayı balla karıştırılıp içildiğinde mide ülserine karşı etkili olur.

Isırgan otu özü metobolizma rahatsızlıklarının yanı sıra mide hastalıklarına iyi gelir. Yaprakları ile gövdesinden hazırlanan salatayla kür yapılırsa vücuda son derece yararlı olur.

Karanfil ağacından elde edilen yağ mideyi kuvvetlendirir.

Kiraz kanı temizler, mideyi kuvvetlendirir. Sindirim sisteminde meydana gelen ağrıları dindirir. Kanamaları giderir.
Kimyon ve kişniş mide ve bağırsak gazlarını yok eder.

Lahana çiğ olarak mide ülserine iyi gelir.

Mandalina, spazma iyi gelir.

Melek otu mideye canlılık kazandırır. Melek otu mide zayıflığına iyi gelir. Mide ifrazatını arttırır.

Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay, mide ve bağırsak kanamalarını iyileştirir.

Meyan kökü şurubu mide ve bağırsak gazlarına çok iyi gelir. Mide ve oniki parmak bağırsağı ülserlerine karşı etkilidir.
Nane çayı içildiğinde mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Mide ve bağırsak gazlarını yok eder.
Soğan ve üzüm üril asiti yok eder.

Tarhunotu, limon, elma, domates mide ekşimelerine iyi gelir.

Yaban mersini meyveleri mide nezlesine çok iyidir. Mide gazını yok eder.

 

KOLESTEROLÜ ÖNLEMEK İÇİN

 

Enginar ve karahindiba kolestrolü önler.

Fasulye, kalp damar tıkanıklığı ve kolesterol düşürmek için birebirdir. Özellikle soya fasulyesinde bu etki çok fazladır.
Fındığın içinde yüksek düzeyde oleik asit bulunduğundan kolesterol yükselmesini önleyerek kalp ve damar hastalıklarından korunmayı sağlar.

Siyah üzüm içindeki maddeler kolesterol düşürücü etki yapar.

Greyfurt, enginar kolesterol düşürücüdür.

 

KARACİĞER RAHATSIZLIKLARI

Acı marul yapraklarından ve kökünden yapılan çay, karaciğer, dalak ve böbreklerin faaliyetlerini düzenler.
Adaçayı (bir miktar kurutulmuş) 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.
Aşk otu tohumları bir bardak su içinde 6 saat bekletilerek içilir. Karaciğer, dalak, mesane ve böbreklerin çalışmasını düzenler.
Ayvada, şeker, tanen ve bol miktarda vitamin vardır. Karaciğer tembelliğine iyi gelir.
Civan perçemi, domates karaciğer hastalıklarına iyi gelir.
Enginar, CYNARIN içeridiği için karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin, alkol ve yağın vücuttan atılımını sağlar.
Hint safranı kökü ve çalısı kaynatılarak içildiğinde karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıklarını giderir.
Karahindiba, kuşkonmaz, havuç, enginar, zeytin, kereviz, turp, zeytinyağı ve greyfurt karaciğer yetersizliği ve büyümesine iyi gelir.
Maydanoz karaciğer şişkinliğinde etkili olur.
Marul karaciğer ve dalak şişmesine iyi gelir.
Melek otu karaciğeri kuvvetlendirir.
Turp karaciğer şişliğini yok eder.

 

 

KAN HASTALIKLARI

Adaçayı yapraklarından elde edilen toz kanı düzeltir. Ahlat (yaban armudu), kan deveranını düzenler. Armut, kansızlığı giderir.
Arpa'nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı kansızlığa iyi gelir.
Biberiye çiçekleri ekmek ve tereyağı ile birlikte yenirse kanı temizler.
Böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler halinde kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler.
Çentiyane çiçeği, sonbaharda toplanır, kansızlığa iyi gelir.
Çilek, vücudu serinletir, zehirlerden arındırır ve kanı temizler.
Fındık, içerdiği B grubu vitaminler nedeniyle kan yapısını kuvvetlendirip, ruhsal gerginliği ortadan kaldırır.
Isırgan otu kökü ve yaprakları kaynatılıp içilirse kanı temizler ve kan yapar.
Ispanak, pancar, lahana, dere otu, havuç, elma, erik, üzüm, domates ve kayısı kansızlığa iyi gelir. Taze yaprakları salata yapılarak yenirse kanı temizler. Kökü kurutularak kavrulur, kahve gibi içilir veya kahveye ilave edilir.
Kantaron kansızlığa iyi gelir.
Karalahana kan dolaşımını düzenler, metabolizma rahatsızlıklarını iyileştirir. Lahana kanı temizler.
Kavun'un en önemli özelliği, kanı temizlemesidir.
Kereviz, semizotu kanı temizler.
Kırmızı ayrıkotu kökünden yapılan ilaçlar ağrıları dindirir, kanı temizler.
Melek otu kanı çoğaltır.
Mürver ağacı meyveleri ile vitamin kürü yapmak ve kanı temizlemek için bol miktarda mürver meyvesi yenir.
Pırasada bol miktarda vitamin vardır. Çiğ yenildiğinde kan yapıcı etki gösterir.
Sarımsak kanı temizler.

 

ÖDEM

Arpa'nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı susuzluğu giderir.

Aşk otu kökünden elde edilen yağ, vücudun çeşitli yerlerinin su toplamasıyla oluşan hastalıkların tedavisinde de kullanılır.
Havuç tohumlarından yapılan şurup, vücudun su tutmasına ve hazım rahatsızlıklarına iyi gelir.
Kenevirle (bir miktar) kaynatılan sütten gün boyu birkaç defa birer yudum içilirse ödem hastalığına son derece olumlu etki yapar.

Soğan, armut, kavun, elma, kiraz, şeftali, dereotu, patlıcan vücuttaki ödem ve su tutulmasını önleyicidir.
Turp ödeme iyi gelir.

 

GÖZ RAHATSIZLIKLARI


Ceviz yapraklarının kaynatılması ile elde edilen sıvının içine batırılan temiz bir bez parçası göz üzerine konursa, göz iltihaplanmalarını önler.
Deve tabanı suda kaynatılarak pansuman yapılırsa deri ve göz kapağı iltihaplarını önler.
Frenk maydonuzu göz hastalıklarına etkilidir.
Gül yapraklarından yapılan çayla göz nezlesi ve kanlanmasında bu çayla göz banyosu yapmak çok etkili olur.
Havuç gözleri kuvvetlendirir.
Kavun göz nezlesine iyi gelir.
Kaya koruğunun (taze) yapraklarının ezilmesi ile elde edilen sıvı göz ağrılarını dindirir.
Maydanoz suyu ile göz banyosu yapıldığında gözkapağı iltihaplarını iyileştirici özelliği vardır.
Mine çiçeği suyu ile yıkanan gözlerde iltihap yok olur.
Mürver ağacı kabuklarından yapılan çay, böbrek göz iltihaplarına iyi gelir.
Peygamber çiçeği göz hastalıklarına iyi gelir.
Rezene (raziyane) tozu karıştırılan suyla gözler yıkandığında kuvvetlendirir.
Üzerlik otu gözleri kuvvetlendirir.

DİŞ BAKIMI


Adaçayı toz haline getirilerek diş temizliğinde kullanılır. Dişleri sağlamlaştırır, bembeyaz yapar.
Ahududu çiçeğini kaynatarak yapılan ılık su banyosu, diş eti iltihaplarına iyi gelir.
Ayçiçek yağı içilmez ama gargara olarak kullanıldığında ağızdaki zararlı bakteri ve molekülleri yok eder. Vücudun zehirlerden temizlenmesine yardımcı olur.
Böğürtlen suda kaynatılıp bu su ile ağız çalkalanırsa ağız yaraları ve diş etleri iltihaplanmasına iyi gelir. Böğürtlen yaprakları çiğnenirse dişeti kanamaları durur.
Ceviz kökünden diş ağrısını önleyici bir sıvı elde edilir. Çayın içinde bulunan fluorür maddesi diş çürümelerini önler.
Frenk üzümü (kaynatılmış) kaynar suya bırakılarak elde edilen sıvı iel gargara yapılırsa ağız yaraları, diş etleri kanamaları yok olur.
Kara buğday son derece zengin besin değeri ile yüksek kalori sağlayıcı bir bitkisel üründür. İçinde dişlerin çürümesini önleyen florür vardır.
Kimyon tohumları ağızda çiğnendiğinde diş etlerini kuvvetlendirir.
Havuç dişetlerini kuvvetlendirir.
Karadut şurubunun lokal olarak uygulanması halinde düş ağrısına iyi gelmesidir.
Karanfil ağacından elde edilen yağın diş çürümelerini önleyici etkisi vardır.
Limon çiğnendiğinde diş etleri kanamasını önler.
Maydanoz diş ağrılarında etkili olur.
Mine çiçeği suyu ile gargara yapıldığında diş çürümelerini önler.
Turp dişetlerini kuvvetlendirir.
Yaban mersini diş iltihaplarına iyi gelir.

HAMİLELİK


Adaçayı, bazı annelerde bebeği emzirdikten sonra sütün akmaya devam ettiği hallerde göğüs ucuna aynı merhemden bir miktar sürülerek sütün kesilmesi sağlanır.
Anasondan elde edilen yağ hormonları düzenler, anne sütünü çoğaltır.
Frenk maydonozunun ezilerek yapılan merhem loğosa kadınların göğüslerindeki durmayan süt akıntısını ve iltihapları tedavi eder.
Kimyon anne sütünü çoğaltır, balgam ve ter söktürür.
Nohut emzikli kadınların sütünü arttırır.

GUT (EKLEM) HASTALIĞI

Ahududu yapraklarından yapılan çay gut hastalığına iyi gelir.
Aşk otu, gut hastalığına karşı etkilidir.
Ayrık otu (50 gr) kökünün bir litre suda kaynatılması sonucu elde edilen ilaç gut hastalığına karşı kullanılır.
Huş ağacı yapraklarından yapılan çay, gut hastalığına iyi gelir.
Kereviz gut hastalığının tedavisinde kullanışır.
Peygamber çiçeği gut hastalığından oluşan ağrılı nöbetlere de etkili olur.


DERİ HASTALIKLARI

 

Adaçayı iltihaplı yaraları ve çıbanları tedavi eder.
Andız otu (taze) kökü ezmesi çıbanların üzerine sarılırsa çabuk iyileşmesini sağlar. Andız otundan yapılan merhemler, egzamaya, kaşıntıya iyi gelir.
Ardıç dallarının ezilmesi yolu ile elde edilen suyu çıbanları ve şişlikleri tedavi eder.
Arpa unu hamur haline getirilir. Bir miktar keten tohumu ve üzerlik otu ilave edilerek karna sarılır. Çıban ve yaraları tedavi eder.
Asma çubuklarından çıkan sıvı egzamaya karşı kullanılır.
Ayçiçeği tohumlarından elde edilen merhem kurdeşen hastalığının tedavisinde kullanılır, yaraları tedavi eder.
Ayrıkotu 2
yemek kaşığı ince ve muntazam kıyılarak ¼ litre suda kaynatılıp çay gibi içilirse deri hastalıklarına iyi gelir.
Ceviz yaprak ve kabukları Kronik egzamayı tamamen yok edicidir.1/2 kg kuru ceviz yaprağı 1.5 litre suda 1 saat kaynatılır. Banyo suyuna ilave edilir. Nasırlar üzerine sürülen ceviz yağı bunların zamanla yok olmasını sağlar.
Çilek yapraklarından yapılan çay sağlık kaynağıdır. Çilek yaprağı çayı, ergenlik sivilce ve çıbanlarını da yok eder.
Ebegümeci yapraklarından çıbanlar için merhem yapılır.
Elma, uçuk (Herpes) mikrobuna karşı çok etkilidir.
Erkeç sakalından yapılan merhem deri hastalıklarına karşı kullanılır. Kaşıntıyı önler.
Frenk maydonozunu ezilerek yapılan merhem egzamayı tedavi eder.
Enginar, limon, salatalık, kereviz, kuşkonmaz ve turp deri hastalıklarına iyi gelir.
Kanarya otu ezilerek merhem haline getirilip yaraların üzerine sürülürse, yaraların çabuk kapnamasını sağlar.
Melek otunun sıkılması ile elde edilen sıvı veya kurutulup dövülerek elde edilen toz, yaraların tedavisinde kullanılır.
Havuçtan yapılan merhem uyuz hastalığına ve kaşıntılara iyi gelir. Yaraların, yanıkların ve çıbanların çabuk kapanmasını sağlar.
Kaya koruğu (taze) özsuyunda büzüştürücü etkisi olan bir madde vardır, bu nedenle yapraklarından yapılan merhem yara, yanık ve nasırların tedavisinde kullanılır.
Marul lapası kan çıbanı ve yanıkların üzerine sürülür.
Mine çiçeği suyu yara ve çıbanların üzerine sarıldığında iyileşmelerini sağlar.

DAMAR HASTALIKLARI


Armut, damarların içinde biriken tortuları eritip, idrarla dışarı atar.
Ayçiçek yağı (soğuk preslenmiş) damar kireçlenmesine çok iyi gelir. Damar sertliği, kolestrol ve tansiyona içerdiği pektin maddesi nedeniyle iyi gelir.
Çavdar lezzetli bir ürün olup vücuda enerji verir. Damar sertliği ve dolaşım bozukluğu sorunu yaşayanlar için yararlı bir üründür.
Domates, sarımsak, limon, maydanoz, armut damar sertliği ve dolaşım bozukluklarına iyi gelir.
Greyfurt'un C vitamini yönünden zengin olmakla beraber tadı acıdır. Günde 1 tane yendiğinde atardamar tıkanmasını önleyici, tıkalı damarları açıcıdır.
Ihlamur, damar kireçlenmesi, kansızlık ve dolaşım bozukluklarına iyi gelir.
Karaturp damar sertliğine iyi gelir.
Limon damar sertliğine karşı etkilidir.
Portakal ve yeşil biber damar zayıflığına iyi gelir.
Sarımsak, soğan damar sertliğini önler.
Üzerlik otu çayı damar tıkanması gibi hallerde çok etkili olur.

CİNSEL GÜÇSÜZLÜK


Badem, ilaç olarak cinsel güçsüzlüğe karşı kullanılır. Böyle durumlarda bir ay süreyle yemeklerden sonra yirmi adet tatlı badem yemek gerekir.
Enginar cinsel gücü arttırır, vücudu kuvvetlendirir.
Fındık, iktidarsızlığa iyi gelir.
Havuç, cinsel güçsüzlükten şikayet edenlere sıkça önerilen bir bitkidir.
İncir cinsel isteği arttırır. Bol miktarda yenilen incir iktidarsızlığa iyi gelir.
Karabiber iktidarsızlık ve cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılır.
Kereviz iktidarsızlığa iyi gelir.
Maydanoz erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteği arttırır.
Salep kolay sindirilen ve cinsel gücü arttırıcı etkisi olan bir besindir.
Tere'nin cinsel istek arttırıcı etkisi vardır.
Vanilya erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteksizliği yok eder.
Yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü arttırır.
Yulaf cinsel iktidarsızlık şikayetlerine etkilidir. Kış sabahları kaynatılıp lapa şeklinde yenebilir. İçine kuru yemiş ve bal katılarak besin değeri artırılır.

 

KANSER


Domates kanser hastalarına önerilir.
Karaturp kür halinde yenilince kansere karşı vücudun direncini arttırır. Az yenince tembel organları harekete geçirir.
Isırgan otu çayı kansere iyi gelir.
Kiraza rengini veren maddenin göğüs, bağırsak ve prostat kanserine iyi geldiği öne sürülmektedir.
Lahana bol miktarda B ve C vitaminleri ile kanser oluşumunu önleyen negatif enzimler içerir. Sabah kahvaltısından evvel içilen bir bardak lahana suyu sağlığa yararlıdır.
Maydanoz kansere iyi gelir.
Sarımsak ve pancar kansere ve kansere yatkın vücutlara iyi gelir.
Üzerlik otu çayı kan pıhtılaşması gibi hallerde çok etkili olur

 

NOT: Alıntıdır,,,,

Yorum (10) Yorum yaz!

Bitkilerin Gücü Part-2

 

FESLEĞEN

 

Ballıbabagiller ailesinden, anayurdu Güney Asya olan, 20-40 cm. boyunda, uzun ömürlü otsu bir bitkidir. Güçlü bir kokuya sahip olan bu bitki uçucu yağ taşır. Fesleğen haziran-eylül aylarında pembemsi veya sarımtırak beyaz çiçekler açar. Asıl vatanı Hindistan olmasına karşılık bugün tüm Akdeniz ülkelerinde ve Türkiye'de de evlerin pencerelerinde ve bahçelerde yetiştirilmektedir. Yaprak ve çiçekleri tüm açmadan yaz başında toplanır.

Midevidir, bağırsaklarda gaz oluşumunu önleyici etkilere sahiptir.

Sindirimi kolaylaştırır, çorba ve yemeklere kokusu ve bu özelliği nedeniyle katılır.

İdrar yolu hastalıklarında şifa verir.

Gastrid ağrılarında ve mide spazmlarında iyi sonuç verir, rahatlatır.

Tohumları öksürük kesicidir.

Sinirsel veya midevi rahatsızlıklardan kaynaklanan migren üzerinde de etkilidir.

Çiçekli dallarından elde edilen fesleğen esansı da idraryolları antiseptiği, midevi ve gaz söktürücü olarak kullanılır.

Fesleğenin kokusu hem sinirleri yatıştırır, hem de sivrisinekleri uzaklaştırır.

 

IHLAMUR

 

 

Ihamurgiller ailesine adını veren en önemli bitkisi. Bir gölge ağacıdır, hem kerestesi güzeldir, hem de kokulu çiçekleri temmuz ve ağustos aylarında toplanıp kurutularak çay gibi içilir. Birçok çeşidi olan ıhlamurun yararları da vardır:

Sinirleri güçlendirir, gerginliği giderir.

Sakinleştirir, uyku verir.

Kan dolaşımını düzenler, kansızlığı giderir.

Böbrekleri ve mesaneyi temizler, idrar söktürücüdür..

Kum döker, taş oluşmasını önler.

Grip ve soğuk algınlığına iyi gelir, terleticidir.

Göğsü ve bronşları yumuşatır.

Balla karıştırılıp içildiğinde mide ülserine iyidir.

Küabızlığı ve bağırsak spazmını giderir.

Saç dökülmesini önler.

 

 

MAYDANOZ

 

Maydanozgiller familyasından, 30 ila 100 cm arasında uzayan iki yıllık bir otsu bitkidir. Gövdesi dik, içi boş ve çok dallıdır. Yeşil renkte tüysüz yaprakları saplı, güzel kokulu ve parçalıdır. Yapraklar A,C ve K vitaminleri bakımından zengindir. Tohumları ise uçucuyağ, sabit yağ ve flavon glikozitleri taşır. Çiçekleri şemsiye biçiminde toplanmış, tohumları ufak ve esmer renklidir. Tedavilerde maydanozun yaprakları, tohumları ve meyveleri kullanılır:

Meyveleri uçucu yağ içerir ve bir tür glikozit (apiin) taşır.

Kökü biraz uçucu yağ lile şeker, müsilaj ve apiin taşır.

Meyvelerden elde edilen uçucu yağ idrar arttırıcı. Midevi ve tansiyon yükseltici olarak kullanılır.

Kökü özellikle iştah açıcı, terletici ve idrar söktürücüdür.

Maydanoz yapraklarından yapılan lapalar iltihaplı yaraların iyileştirilmesinde kullanılır

Maydanozun uçucu yağı damar açıcıdır, Adet söktürücü olarak da kullanılır.

Selülit ve romatizmada iyi edici özelliklerinden yarralyanmak için günde 2-3 bardak enfüzyon olarak içilir..

 

 

KAHVE

 

İkiçenekliler sınıfının, kökboyasigiller familyasından, ana vatanı Afrika olan, ancak Asya ve Amerika'nın tropik bölgelerinde yetiştirilen ve 20 kadar çeşidi olan bir ağaçtır. En çok bilineni Arabistan kahvesidir. Ağacı 7-8 metreye kadar yükselir. Sivri uçlu yapraklarının kenarları dalgalıdır. Hoş kokusu olan beyaz çiçekler açar. İki çekirdekli kiraza benzer meyveler verir. Bu çekirdeklerin her birinin içinde birer tohum vardır. Bu tohumlar da kafein alkoloidleri içerir.

Kan dolaşımını sağlar

Uykuyu kaçırıp düşünmeyi kolaylaştırır

Uyuşturucu maddelerle zehirlenmelerde yararlıdır

Boğmaca öksürüğünü keser

Ağrıları yatıştırıcı etkisi vardır

Fazla içildiğinde uykusuzluk, sinirlilik ve çarpıntı yapar

 

 

BİBERİYE

 

Akdeniz çevresinde çok yetişen bu bitki Kuşdili diye de bilinir. Ballıbabagiller familyasındandır. Çalı görünümünde 1-2 m.ye kadar uzanan, mavi ve eflatun çiçekli, kalın iğnemsi yaprakları kokulu bir bitkidir. Yıl boyunca çiçek açar, bu çiçekler dallarıyla asılıp kurutularak da kullanılır.

Biberiye'nin çiçeklerinden baharlı ace ve serinletici biberiye esansı çıkarılır; ayrıca yaprak ve çiçeklerinde uçucu yağ, tanen, kafuru, sineol, acı madde ve organik asitler bulunur.

Biberiye öksürüğe, sinir bozukluğuna, uykusuzluk ve astıma iyi gelir.

İdrar söktürücü, safra arttırıcı, adet söktürücüdür.

Karaciğerin çalışmasını düzenler, hazımsızlığı giderir.

Çarpındtı ve sinirsel baş ağrılarında iyi sonuç verir. Kansızlığa iyi gelir.

Yağlı saçların yağını alır.

Kozmetikte cildi gerginleştirici ve canlandırıcı etkisi vardır.

Biberiye yapraklarından hazırlanan enfüzyon ile pansuman yapılır, yaralar yıkanır.

Gargara yapıldığında ağız yaralarını tedavi eder.

Kompres olarak ödemler, yaralar ve kesiklerin tedavisinde kullanılır.

 

 

Kuşburnu

 

Kuşkonmaz ya da yabani gül, Gülgiller (Rosacea) ailesinden birkaç cm. yüksekliğinde küçük bir ağaççık, Mayıs - temmuz aylarında yetişir, pembe beyaz renkli çiçekleri 3-5 cm. çapındadır. Bitkinin asıl yararlı bölümü, kırmızıya çalan portakal rengindeki oval meyveleridir. Bu meyveler çekirdeklerinden ayrılıp demlenerek, ezilip süzgeçten geçirilerek, reçel yapılıp yenilerek kullanılırlar. :

Kuşburnu meyveleri C vitamini (portakal kadar C vitaminine sahiptir), A ve D vitaminleri, şeker ve organik asitler açısından çok zengindir.

İçeriğindeki zengin C vitamini sayesinde güç verir, ateş düşürücüdür, organizmada savunma sistemini güçlendirir.

Vitamin kompleksi olarak kullanılır.

Diareye, mide kramlarına, sindirim sistemi bozukluklarına iyi gelir.

Bağırsakları yumuşatır, kanı temizler.

Dolaşım sistemini düzenlediği için varis tedavisinde de yararlanılır. Kuşburnu'nun 'Gül süngeri' ya da ve "gül uru" denen ve bazı gül saplarının tepelerinde bulunan saçaklı başları da meyvesi kadar yararlıdır. Gül süngeri tonik olarak kullanıldığında:

Yara ve yanıkların tedavisinde kullanılır.

Yüksek ateşte terletici olarak iyi sonuç verir.

İdrar söktürücü olarak yararlanılır.

 

 

SOYA

 

Baklagiller ailesinden, anayurdu Uzakdoğu olan soya fasulyesi, dallı, sarılıcı sayılabilecek bir yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 1-1.5 m.dir. En eski tarımsal bitki olarak tanınır. Besin değeri çok yüksektir ve eski çağlarda sadece Çin ve Japonya'da yetiştirildiği biliniyor. Tarihi o kadar eski ki, M.Ö. 3000 yıllarında yetiştirildiği konusunda bilgiler vardır. Avrupa'ya ise ancak 18 yüzyılda girmiştir. Daha sonraki yıllarda da Amerika'da tanınmıştır. Bugün dünya üretiminin yarısını Çin, yarısını da Amerika karşılamaktadır. Soya fasulyesinin yaprakları üç yaprakçık şeklindedir. Oval şekille ve sivri uçludurlar. Menekşe sarısı renkli çiçekleri vardır. Meyvesi 2,5 tohumlu olup fasulye gibi hafifçe kıvrık ve tüylüdür. Tohumları küçük birer kürecik halinde ve beyaz renklidir. Bir yanlarında da siyah lekesi bulunur.Bitki özellikle yağ elde etmek amacıyla yetiştirilir, son zamanlarda yemek olarak alınması da yaygınlaştı.

Soya fasulyesinin bileşiminde un ve karbonhidrat oranı az, besleyici etkisi ise yüksektir.

Şeker hastalarına önerilen gıdalardandır.

İçeriğindeki stigmasterol'den sentetik hormonlar hazırlanır.

Bitkiden elde edilen lesitin, bircok kuvvet verici prerapatın formülüne girer.

Enzim açısından çok zengin olan tohumları protein bakımından da yüksek değer taşıdığından (%36) şeker hastaları için soya ekmeği yapımında kullanılır.

 

 

SOĞAN

 

Zambakgiller ailesinden keskin kokulu, iki velya daha uzun ömürlü yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan otsu bu bitkinin anayurdu doğudur. Toprak altındaki yuvarlak kısmı (soğan) değişik biçimlerde, renklerde ve irilikte; yaprakları ise içi boş silindirimsi ve sivridir. Soğanın bileşiminde uçucu ve sabit yağlar, şekerler, vitaminler, mineraller, fermentler ve amino asitler bulunur.

Dahilen iştah açıcı, midevi ve idrar söktürücüdür.

Haricen cerahat toplayıcı olarak kullanılır.

Antiseptik ve antibiyotik özelliği olan bir bitkidir.

Taze soğandan üst solunum hastalıklarında öksürük, nezle, bronşit ve diğer hastalıklarda antiseptik olarak yararlanılır.

Sindirim sisteminde dezenfekte edici etkisi vardır.

Bağırsak parazitlerini öldürür.

Mide ve bağırsak sancılarını dindirir.

Pişirildiğinde de vitaminlerini çok iyi koruyabilir.

Her türlü hastalığa karşı vücut direncini arttırır.

Aşırı sinir bozukluklarında, uykusuzluğa ve damar sertliğine de çok iyi gelir.

Ergenlik sivilceleri üzerinde de itedavi etkisi vardır.

Soğan suyu ile yapılan pansımanlar kesik, yanık ve benzeri yaraların iltihaplanmasını önler.

Külde pişirilerek hemoroid, boğaz hastalıkları ve cilt çatlaklarının tedavisinde kullanılır.

 

 

ISPANAK

 

Ispanakgiller ailesinden çiçekleri iki evcikli, tohumları dikenli bir yıllık olan bu bitkinin anayurdu Anadolu'dur. Ispanak killi, kumlu topraklarda yetişir. Yaaprakları nitrat, fosfat, oksalat tuzları, pesitin, şekerler, klorofil, yağ, müsilaj, saponin, demir, iyot ve B, C, P vitaminleri ile önemli oranda da A vitamini içerir. Besleyici birsebze olan ıspanağın yararlarına gelince...

Besleyicidir ve güçlendirici etkisi vardır.

Özellikle gelişme çağındaki çocuklar için çok yararlıdır.

İdrar arttırıcı ve müshil etkilidir.

Bileşimindeki demirin alyuvarların oksijen almasını kolaylaştırdığı için çevre kirliliğine karşı son derece yararlıdır.

Yüksek oranda tuzlar taşıdığından sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karaciğer ve şeker hastalıklarında tavsiye edilir.

Tohumları da enfüzyon olarak alındığında kalbi güçlendirir ve sinirleri yatıştırır.

 

MARUL

 

 

Bileşikgiller ailesinden geniş ve uzun yaprakları salata yapılıp çiğ olarak yenebilen bu bitki Kuzey yarımkürede yetişiyor. Bir veya çok yıl ömürlü marulun yaprakları geniş, düz veya kıvırcık ya da uzun ve etli olabilir Tohumları da türüne göre esmer veya siyahtır. Ilık iklimleri sever. En çok bilinen türü, acı marul da denilen yabani maruldur. Ülkemizde yetiştirilen türleri kara marul, Yedikule marulu, yeşil kıvırcık salata, göbekli yeşil salata ve bostan maruludur.

Yabani marulun çiçekli dalları idrar artırıcı, antispazmotik ve yatıştırıcıdır.

Yabani marulun kurutulmuş sütü "Marul Yağı" olarak da bilinir ve uyuşturucu, uyutucu etkisi vardır. Uykusuzluk çekenlere önerilir.

Bostan marulunun yaprakları yatıştırıcı ve yumuşatıcıdır. Hafif müshil ve idrar artırıcı etkileri de vardır.

Bostan marul tohumunun da yatıştırıcı, uyutucu, hafif müshil ve süt artırıcı etkisi vardır.

Acı maruldan elde edilen damıtık su ve süt ile balgam söktürücü ilaçlar hazırlanır.

 

ZEYTİN

 

 

Zeytingiller ailesinden, bütün Akdeniz ülkelerinde yeşitirilen, sık dallı. Yaprak dökmeyen uzun ömürlü ve boyu 5-20 metre arasında değişen bir bitkidir. Soluk yeşil derimsi kısa saplı yaprakları vardır. Beyaz sarımsı renkte çiçekler açar, meyvesi ise ovalimsi ve önce yeşildir ancak sonradan kararıp parlak siyah renk alır. Aşılı zeytin yaprakları tanen, uçucu yağ, organik asitler ve rezin içerir.

Yaprakları ve gövde kabuğu enfüzyon olarak içildiğinde iştah açıcı, idrar söktürücü, ateş düşürücüdür.

Ağacın yaprak ve kabukları da solucan düşürücü ve tansiyon indirici ve kandaki şekeri azaltıcı etkileri vardır.

Şeker hastalarına da tavsiye edilir.

Haricen iltihaplı yaraların temizlenmesinde kullanılır.

Zeytinden çıkarılan zeytinyağında A ve E vitaminleri vardır.

Dahilen müshil ve safra söktürücü, haricen yumuşatıcı ve yatıştırıcı etkiye sahiptir.

Safra kesesi tıkanıklıklarında, kabızlıkta ve safra söktürmek için kür olarak bir hafta sabahları aç karnına alınması tavsiye ediliyor.

Karaciğer hastalıklarında ve sarılıkta da yarar sağlar.

 

 

CEVİZ

 

 

Cevizgiller ailesinden kışın yapraklarını döken, yüksek ağaç ya da küçük ağaççık olan cevizin 25 kadar türü var. Büyük çekirdekli sulu meyvesi 2-4 gözlüdür. Tüysü büyük yaprakları aromatik kokuludur. En çok bilinen türleri arasında adi ceviz, kara ceviz ve boz ceviz sayılabilir.. Yaprağı, ağacının kabuğu, bitki suyu, tomurcukları, meyvesi, filizleri ve meyvesinin yeşil kabuklarıyla ceviz, sağlığa çok yararlıdır.

Cevizin dış kabuğu yeşil, iç kabuğu sert olan meyvesi yağ ve nışasta içerir.

Adi cevizin yaprakları tanen uçucu yağ, acı madde ve juglon taşır.

Kabız, kan temizleyici ve seks gücünü arttırıcı etkisi vardır.

Bol şekerli suyu kan temizleyicidir.

Tomurcuklarından saç dökülmelerinde yararlanılır.

Başaklarının kılcal damarları sıkıştırıcı etkisi vardır.

Yaprakları ve meyvesinin yeşil kabuğu kanama ve ishal durdurmada kullanılır.

Vajinal akıntılarda, raşitizmde ve bağırsak kanamalarında yapraklarından yararlanılır.

Ceviz yaprakları kandaki glukoz oranını düşürür, bu nedenle meyvesi şeker hastalarına da önerilir.

Kozmetikte yaprakları saç rengini koyulaştırmak için kullanılır

 

AYÇİÇEĞİ

 

 

Bileşikgiller ailesinden sarı renkli büyük çiçekler açan, boyu 1-2 m. cıvarında sert ve kısa tüylü bir yıllık otsu bitkidir. Tohumlarından gıda, sabun ve boya sanayiinde yararlanılır. Ayçiçeği çekirdeklerinde (meyve-tohum) % 35-50 arasında sabit yağ bulunur. Bu çiçekyağı adıyla yemeklik yağ olarak üretilir. Ayrıca ayçiçeği çekirdekleri %45 oranında gliserik asit, linoleik asit, oleik asit de içerir.

Ayçiçeğinin çekirdekleri idrar artırıcı ve göğüs yumuşatıcıdır.

Ayçiçeği çekirdekleri romatizma ağrılarına, mide gazlarına ve ishale iyi gelir.

Çekirdekleri toz haline getirilip enfüzyon olarak içildiğinde iltihaplara iyi gelir.

Lapa yapılıp çıbanların üzerine konulduğunda iltihap toplayıcı etkisini gösterir.

Ayçiçeği çiçek ve yaprakları da ateş düşürücü ve balgam söktürücüdür

 

GÜL

 

 

Gülgiller ailesinden Kuzey yarımküresinin ılıman bölgelerinde yetişen, sayısız melezleri ve 200 türü olan bir süs bitkisidir. Dikenli çalı ya da küçük bir ağaç şeklinde biter. Çeşitli renklerde ve biçimlerde çiçekler açar., Bazı güllerin petallerinde uçucu yağ (gülyağı), tanen, gallik asit, anthacyanin ve yağlar bulunur Isparta gülü, Şam gülü ve Yağ gülü gibi gül türlerinden. gülyağı ve gülsuyu elde edilir. Gülyağı taze çiçeklerden su buharı distilasyonu ile alınan uçucu yağdır. Kırmızımtrak renkte, tereyağı kıvamında ve gül kokuludur. Parfümeride ve eczacılıkta kokulandırıcı olarak kullanılır. Gülsuyu da gülyağı elde edilmesi sırasında yan olarak çıkarılan bir üründür.

Çiçekleri şurup, gülyağı, gülsuyu halinde sağlık ve güzellik yararına kullanılır.

Gülsuyu gül kokulu ve renksiz olup antiseptik özelliğe sahiptir.

Gülsuyu haricen bazı göz hastalıklarında antiseptik olarak kullanılır.

Gül yaprakları enfüzyonu boğaz, burun ve bronşlarla ilgili hastalıklarda etkili olur.

Kür olarak, fazla miktarda antibiyotiğin neden olduğu bağırsak tahrişlerini yatıştırır.

Gülün taç yapraklarından hazırlanan şurubu güçlendirici olarak ve göğüs hastalıklarında kullanılır.

Gülsuyu cilt temizliğinde, ergenlik sivilcelerinde, siyah noktaların giderilmesinde yararlıdır.

Küçük yaralar, burkulma ve eziklerde de yarar sağlar.

Ağız ve ağız arkası iltihaplarda da gargarası tedavi edicidir

 

AVOKADO

 

Defnegiller ailesinden bu güzel ağacın anayurdu Orta Amerika'dır. Ancak Türkiye'de de Akdeniz bölgesinde yetiştiriliyor. Boyu 8-10 m. yükseklikte, kışın yaprak dökmeyen ağacın yaprakları oval şekilli, derimsi, sivri uçlu ve parlak koyu renktedir. Salkım durumunda çiçekler açar, meyvesi ise 10-15 cm. uzunlukta ve armut biçimindedir.

Gıda olarak da yararlanılan meyvenin etli kısmı sabit yağ veA, D, E vitaminleri içerir.

Meyvelerde yüzde 10-30 oranında bulunan sabityağ da protin ve vitamin içerir.

Avokado yağı cilt bakım kremlerinin bileşiminde kullanılıyor.

Avokado meyveleri ve ağacının yapraklarının kaynatılmasından elde edilen özsu, tansiyon düşürücü etkiye sahip.

Yaprakları tanen taşıdıklarından ayrıca kabız yapıcı etkiye sahiptir.

Yaprak ve dallarından su buharı distilasyonuyla elde edilen uçucu yağ parfümeride hammadde olarak kullanılır.

 

KAYISI Yorum (yok) Yorum yaz!

Bitkilerin Gücü Part-1

Limon

 

Günlük hayatımızın bir parçası olan limon, 3.5 m. yüksekliğinde küçük bir ağacın meyvesi. Çoklukla Akdeniz bölgesinde yetişen ağaçta Mart-ekim ayları arasında güzel kokulu çiçekler açar; çiçeklerin arkasından da oval şekilli, sarı renkli, ekşi sulu meyvelerini verir.

Limon, C vitamini, sitrik asid, şeker ve müsilaj içeriyor. Stres giderer, rahatlatır ve antiseptik etkisi vardır. Mide, bağırsak ve idrar yollarındaki mikropları öldürür. İdrar söktürür, gıda zehirlenmesini önler. Dişetlerini güçlendirip dişleri beyazlatır. Skorpit hastalığında tedavi edici etkisi vardır. Ağrı kesicidir; baş ağrılarını dindirir. Damar sertliğinde, romatizmada yararlıdır.

Limonsuyu yorgunluğu alır, gribal durumlarda organizmayı güçlendirir. Boğaz iltihaplarını yatıştırmak için gargara olarak kullanılır. İshali, kansızlığı önler. Karaciğeri rahatlatır, karaciğer rahatsızlığı olanlara bolca limonsuyu içmeleri önerilir. Cilt lekelerini hafifletir; rengini açar; sadece leke üzerine sürmek bile yarar sağlar.

Limonun kabuğu organları uyarır, terleme sağlayarak toksinleri sürer. Eskiden soba üzerinde limon kabuğu yakılarak aromasıyla evin havası temizlenirdi. Limon kabuklarının kaynatılarak elde edilen suyu toksin sürücü olarak mide ve karaciğer fonksiyonlarına yardımcı olur.

Uçucu yağ ve bir tür glikoz içeren meyvenin kabuğu sıkılıp damıtılarak limon esansı elde edilir.

Limon ağacı yapraklarının idrar söktürücü, kurt düşürücü, terletici etkileri var.

Sabahları çayınızı limonla içtiğinizde, limonlu çayın az da olsa yağları parçalayıcı rolü olduğunu düşünebiliyor musunuz? Zayıflamak isteyenlerin, terletici, toksin sürücü ve yağları parçalayıcı rolü nedeniyle hayatlarına limonu sokmaları öneriliyor.

 

Lavanta

 

İnsanı ferahlatıp mutlu eden rahatlatıcı ve sakinleştirici güzel kokusuyla tanıdığımız lavanta, mavi veya morumsu çiçekler açan çalı görünümünde, dip kısmı odunsu bir bitki. Akdeniz bölgesinde yetişir; İngiliz lavanta çiçeği ve Fransa'da Provence lavanta çiçeği en ünlüleridir. Antiseptik etkisi vardır.

Lavanta losyonu, ferahlatıcı ve uyarıcı etkisiyle banyodan sonra bedeni canlandırmak için masaj yapılarak uygulanır; antiseptik özelliğinden dolayı elleri temizlemek için de kullanılır.

Lavantanın uçucu yağı enfüzyon olarak alındığında rahatlatıp sakinleştirir ve uyku getirir. Karaciğer ve göğüs üzerine yapılan friksiyonlar da vücudun bu bölümlerinde rahatlama sağlayarak organ fonksiyonlarını düzenler.

Lavanta kolonyası ile friksiyon yapıldığında antiseptik ve yatıştırıcı etkisiyle yara-berelere, kesiklere, ergenlik sivilcelerinde şişkinliklere, burkulma ve eziklere iyi gelir, ateşi düşürür.

Tütsüleme yoluyla grip, anjin ve bronşit tedavilerine yardımcı olur. Kokusunun ayrıca stres giderici, sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi vardır.

Gargara yapıldığında ağız içindeki küçük yaraları tedavi eder. Sakinleştirici olarak bir bardak sıcak suya lavanta çiçeği ile papatya atarak hazırlanan enfüzyonu da etkilidir.

Lavanta çiçekleri, evlerde çamaşır ve giysilere güzel kokusunu vermek için kullanılıyor. Lavanta kokusu aynı zamanda dokulara düşkün böcekleri de uzaklaştırır.

 

KARABİBER

 

Karabibergiller ailesinden scak ve nemli ormanlarda yabani olarak yetişen ve birçok ülkede yetiştirilen, yaprak dökmeyen tırmanıcı bir bitkidir. Yaprakları yürek biçiminde, çiçekleri sarkıktır. Küçük zeytinsi, toparlak ve sapsız, üzeri buruşuk minik (4-6 mm) meyveler verir.

Karabiber tohumları karabiber ve beyazbiber olmak üzere iki şekilde kullanılır:...

Beyazbiber, karabiberin olgun meyvelerinin kabuklarının soyulmuş halidir ve baharat olarak kullanılır.

Karabiberin olgunlaşmadan toplanıp kurutulan meyvelerinde uçucu yağ ile bir tür alkalit olan piperin vardır.

Ayrıca meyvelerde nişasta, uçucu yağ ve rezin de bulunur.

Karabiber, iştah açıcı, midevi, ateş düşürücü etkisinden başka özellikle baharat olarak kullanılır.

 

YEŞİL BİBER

 

Patlıcangiller ailesinden Güney Amerika kökenli, boyu 1 metreyi bulan bir ağaççıktır. Ilıman iklimlerde ve tropikal ülkelerde yetişir ve birkaç yıllık ömrü vardır. Çeşitli şekil ve renklerde, çoğunlukla acı olan meyveleri sebze ve bahar olarak yemeklerde kullanılır. Beyaz çiçekler açar,yaprakları ise uzun saplıdır. Biberin 700 civarında türü vardır.

 

Taze biber bol miktarda A provitamini, C, B1, B2 ve E vitaminleri içerir.

Özelilkle de A Ünite (690) ve C ünite (106) bakımından çok zengindir.

Ayrıca ekstre ve tentürü romatizmal ağrılarda haricen kullanılmaya yönelik kapsaisin ve alkaloidin içerir.

Mide salgısını arttırdığı için gastrid ve ülserlilere tavsiye edilmez.

Biber yemeklerde koku ve tadlandırıcı olarak kullanılır.

Uzun yeşil biber, dolmalık biber, çarliston biberi gibi türlerinin salatası, turşusu ve sayçası yapılır.

 

NANE

 

Daha çok kokusuyla sevdiğimiz nanenin de bitki olarak birçok erdemleri var. Tüylü otsu bir bitki olan nane, nemli yerlerde yetişir, ayrıca bahçede yetiştirilen bir türü de var. Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekler açar.

 

Taze ya da kurutulmuş olarak kullandığımız naneden elde edilen nane esansı, likör ve kolonya yapımında, şekercilikte ve eczacılıkta kullanılır.

Kurutulmuş nane yaprakları sakinleştirici, serinletici, uyarıcı, sindirimi kolaylaştırıcıdır. Kurutulmuş naneyi yemeklere tat vermek için de kullanıyoruz.

Dal ve yaprakları türlerine göre değişen miktarlarda uçucu yağ taşır. Sinirsel mide bulantılarını kesici, gaz söktürücü ve koku verici olarak kullanıldığı gibi baş ağrılarında, çarpıntılarda da etkilidir. Ayrıca karaciğer ve pankreas işlevlerini destekler, aynı zamanda idrar söktürücü ve kurt düşürücüdür.

Bahçe nanesinin çiçekli ve yapraklı dallarından su buharı distilasyonu (damıtımı) ile elde edilen uçucu yağ, nane esansı olarak hafif antiseptik, ferahlatıcı, koku verici ve mide bulantılarını kesici olarak kullanılır.

Nane yağı "mentol"; antiseptik, antimycotik (mantar üremesine karşı) serinletici ve uyuşturucu etkiye sahip. Kozmetikte tonik olarak, canlandırıcı, dezenfekte edici ve ferahlatıcı etkisi nedeniyle kullanılır.

 

ADAÇAYI

 

Özellikle Akdeniz bölgesinde yetişen ve Haziran-Temmuz aylarında mavimsi mor renkte menekşeye benzer çiçekler açan bu kısa boylu (30-60 cm.) şifalı bitkinin 70 kadar türü var. Güzel kokulu, tüylü ve beyazımsı yaprakları ilk çağlardan beri tedavi alanında kullanılmıştır. Bu yapraklar, içeriğindeki yararlı maddelerinin en yoğun olduğu öğle saatlerinde toplanıp kurutulmaya bırakılıyor.

Birçok alanda kullanılan bitkinin içeriğinde tanen, acı maddeler, aktif maddeler ve uçucu yağ bulunur.

Kurutulmuş yaprakları çay gibi demlenerek içilir. Spazm çözücüdür, kan dolaşımını etkiler, sinir sistemi fonksiyonlarını düzenler, böbrek tembelliği, romatizma ve migrene iyi gelir.

Bitki çayı gargara olarak kullanıldığında dişeti ve bademcik iltihaplarına iyi gelir.

Antiseptik özelliği ile yaralarda, çıbanlarda, apselerde ve şişliklerde kompres olarak tedavi edici etkisi vardır.

Kusmaları ve sürekli ishalleri önler, adet düzenleyicidir.

Adaçayının yapımı: 40 gr. Yaprak bier litre suda iki dakika kaynatılıp süzülerek içilir.

 

ZAKKUM

 

 

Zakkumgiller ailesinden, Akdeniz bölgesi sahillerinden Suriye'ye kadar uzanan geniş bir alanda yetişir. Sık dallı, boyu 3 veya 5 m.ye kadar uzanan ve kışın yaprak dökmeyen zehirli bir bitkidir.

Yaprakları tanen, reçine, glikoz, C vitamini ve Oleandrin içerir.

Kabukları uçucu yağ, sabit yağ ve reçinemsi bir bileşik ve glikozitler taşır.

Tohumlarının bileşiklerinde de glikozitler bulunur.

Tamamen zehirli bir bitki olduğundan ev ilaçlarında kullanılması sakıncalıdır.

Tıbbi miktarlar üzerinde alındığında kalp yetmezliği ve ishal ile kendini gösteren zehirlenmelere yol açar.

 

 

OKALİPTUS

 

Mersingiller familyasından,. anayurdu Avustralya olan her zaman yeşil, büyük bir ağaç türüdür. Bazılarının boyu 150 m.ye ulaşır, ender olarak küçük ağaç türleri de görülür. Beyaz, sarı veya kırmızı çiçekler açar. Tepesinden birkaç yarıkla açılan kapsül şeklinde meyveler verir.Sıtma ağacı da denen okaliptusun çoğu Avustralya, bazıları da Malezya'da yetişen ve birbirinden ayırdedilmesi güç 160 kadar türü vardır. Yurdumuzda Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilir. Tedavide kullanılacak okaliptüs yaprakları ağaçların yaşlı dallarından toplanıp gölgede kurutulur. Bazı türlerin taze yapraklarından kafura benzer kokuda, serinletici ve lezzetli okaliptus esansı denen uçucu bir yağ elde edilir. Yaprağı içindeki uçucu yağdan dolayı antiseptik özelliğe sahiptir.

Öksürüğü keser, balgam söktürücüdür, göğsü yumuşatır

Bronşite ve diğer solunum yolu hastalıklarına iyi gelir,

Nezleye faydalıdır,

Ateş düşürücüdür,

Astım ve nefes darlığı rahatsızlıklarında akla ilk gelen doğal tedavidir,

Boğaz ve burun iltihaplarını giderir,

Sıtmanın önünü alır.

 

ANASON

 

 

Maydanozgillerden, boyu yarım metre kadar olan hemen hemen köksüz bir yıllık otsu bitkidir. Anavatanı Asyadır. Çiçekleri beyaz ve küçük; meyveleri ise tüylü, küçük ve armut biçimindedir. Kokulu ve acı lezzetli meyvelerinde "anetol" vardır. Anason meyveleri temmuz ve ağustos aylarında toplanıp güneşte ya da gölgede kurutulduktan sonra dövülerek kuru bir yerde saklanır.

Anason tohumlarında nışasta, müsilaj, sabit ve uçucu yağ bulunur.

Bağırsak gazlarına, hazım bozukluklarına karşı etkilidir.

İştah açıcı ve süt artırıcıdır.

Göğsü yumuşatır, adet düzenler.

Tıpta tercih edilen türü yeşil anasondur (Pimpinella anisum).

Yeşil anasonun tohumlarının salgı bezleri, kalp basıncı ve soluk alma üzerinde düzenleyici etkisi vardır.

Vücudun enfeksiyonlara karşı koyma gücünü artırır.

Sindirim sistemi bozukluklarından kaynaklanan migren, baş dönmesi, karın ağrısı gibi rahatsızlıkları giderir.

Öksürük, astım ve bronşite karşı da etkilidir.

Beyin yorgunluğunu giderir, sinirleri yatıştırır, uyku verir.

Cinsel arzuları kamçılar

 

ÇİLEK

 

 

Gülgillerden, çok çeşidi bulunan uzun ömürlü sürüngen bir bitkidir. Yabanisi çayırlarda, ormanlarda yetişir. Özel olarak bahçelerde yetiştirilen çeşidi de vardır. Beyaz çiçek açar, kokulu kırmızı, pembe ve beyaz meyveler verir. Meyveleri, olgunlaştığı mayıs ve haziran aylarında koplanır. Türkiye'de yetişen türleri arasında orman çileği, frenk çileği, Karadeniz Ereğlisi çileği, Osmanlı çileği, Arnavutköy çileği rağbettedir.

Orman çileği ya da yabani çilek, Karadeniz kıyılarında ve ormanlarda yetişir, küçük meyvelerinin tadı ve kokusu hoştur.

C vitamini içerir, serinletici ve iştah açıcıdır.

Tanen içerdiğinden peklik vericidir.

Kök sapı idrar söktürücüdür.

Kansızlıkta ve karaciğer hastalıklarında etkilidir.

Sinir bozukluklarında ve bağırsak tembelliklerinde kullanılır.

Çilek suyu cildi koruyup iyileştirir.

Etkili bir meyve olduğundan fazlası alerjik kişilerde alerjiye yol açabilir.

Çilek yaprakları kompres olarak enfeksiyonlarda kullanılır

Koku ve tad verici olarak aperetifler arasında yer alır

 

ÇAM

 

Çamgiller familyası hayli kalabalık türü içerir.Kuzey yarımkürenin ılıman ve soğuk bölgelerinde yetişen 80 kadar tür, birçok çeşidi ve biçimiyle 40 m. yüksekliğe kadar ulaşan boylarıyla yaz/kış yeşilliğini korur. Erder olarak kısa buyluları da vardır. Bir orman bitkisidir, bütün bölümleri reçine salgılar.

Değişik türdeki bazı çam ağaçlarının gövdesinden, yaralama sonucunda neftyağı elde edilir. Bal kıvamında acı taddaki neftyağında uçucu yağ bulunur. Bu, özellikle solunum yolları enfeksiyonlarında etkili bir antiseptiktir (Tahriş edici özelliğinden ötürü böbrek hastalarına önerilmez).

Çam tomurcuklarının kaşynatılmasından elde edilen ilaç öksürük kesici olarak kullanılır.

Polenleri romatizmaya karşı çok faydalıdır.

Batı Anadolu'da yetişen Fıstık çamının çam fıstığı sabit yağ, protein ve selüloz içerir. Yemeklere katılan çam fıstığının balla ezilmesinden elde edilen macun kuvvet vericidir.

Çeşitli çam türlerinden elde edilen kurutulmuş gövde kabukları tanen içerir. Tedavide peklik verici olarak yararlıdır.

Bir çam türünün odunundan distilasyon ile elde edilen katran ruhu da dahilen ve haricen antiseptik olarak kullanılır.

Sarı çamın şubat-mart aylarında tomurcuklarının kesilip kurutulmasıyla elde edilen çay hafif bir idrar söktürücüdür. Solunum sistemi hastalıklarında yumuşatıcı ve balgam söktürücü olarak kullanılır.

Kokulu, keskin lezzetli Çam yaprağı esansından da, yatıştırıcı ve antiseptik olarak yararlanılır. Merhem halinde haricen romatizmal ağrılarda ağrıyan yere sürülerek kullanılır.

 

ELMA

 

 

Gülgiller ailesinden, Türkiye'de bol miktarda yetiştirilen bir ağaçtır. Pembe çiçekler açar, kabuğu sert ve parlaktır. Kırmızıdan yeşile kadar olan renklerde, değişik tat ve kokularda meyve verir. En yararlı bölümü de bu meyvesidir. Elma içinde şeker, protein, metal tuzları, B veC vitaminleri bulunur.

Elma serinletici ve yatıştırıcıdır.

İdrar söktürücü etkisi vardır.

Bağırsakları yumuşatır.

Diareye karşı kullanılır.

Bronşite, nezleye iyi gelir. Ateş düşürür.

Çiğ ya da pişirilerek yendiğinde kan temizleyicidir.

Sabah yenen elma yağları yakmaya, akşam yenen ise rahat uyumaya yardımcı olur.

Elma ağacının kabuğu uyarıcıdır.

Elma kabuğunun, gevşemiş deriyi ve damarları germe, sıkıştırma gibi etkileri vardır.

Elma çiçeği, yaprağı ve kabuğunun karışımını böbrek iltihaplarında etkili olur.

Elma çiçekleri ve yaprakları idrar söktürücüdür.

Çiçek ve yaprakların ilkbaharda, meyveleri olgunlaştığında toplanır

 

GINKGO BİLOBA

  

Sadece Çin'de yetişen ve 190 milyon yıllık geçmişe sahip olduğu düşünülen uzun ömürlü bir ağaçtır. Geleneksel Çin tıbbında önemli bir yere sahiptir. Bugün de batı tıbbı ağacın yapraklarından ve meyvelerinden preparatlar hazırlamaktadır. Ginkgo Biloba, kan dolaşımını uyarıcı ve güçlendirici, anti-astmatik, kramp çözücü, anti-alerjan ve iltihap önleyici özelliklere sahip.

 

Anti-alerjik etkisi nedeniyle astıma karşı başarıyla kullanılıyor.

Beyne daha fazla kan ve oksijen ulaşmasını sağlayarak belleği güçlendiriyor.

Olası bir kalp krizine karşı önleyici olarak veriliyor.

Bunamaya karşı koruyucu olarak öneriliyor.

Yüksek kan basıncı ve damar sertliğinde olumlu etkiye sahip.

Yapılan araştırmalar, bu bitkinin gelecekte bağışıklık problenmlerinde, skleroza karşı ve organ nakillerinde olası sorunların giderilmesinde kullanılacağını göstermekte.

 

      

PAPATYA

 

Bileşikgiller ailesinden bir kır bitkisidir. Papatyanın birçok türleri vardır: Mayıs papatyası, kır papatyası, Alman papatyası, Rumi papatya, Boyacı papatyası gibi...

 

Yol kenarlarında, kırsal bölgelerde bahar aylarından itibaren çiçeklenir: Avrupa'nın bazı ülkelerinde özel olarak yetiştirilir. Tedavi amacıyla kullanılan türü, 20-25 cm yüksekliğinde otsu bir kır bitkisi olan Mayıs papatyasıdır ve nisan ile eylül ayları arasında çiçeklenir. İnce sapsız yaprakları vardır. Çiçeğinin ortası sarı tüp biçiminde çiçeklerden, kenarları ise 12-20 adet dil biçiminde beyaz yapraklardan oluşur. Mayıs ayında etkinliğinin doruğunda iken sapsız olarak toplanıp havadar bir yerde kurumaya bırakılır. Çiçeklerin içeriğinde acı madde, tanen ve glikozitler vardır. Meyvesi sarı renkte uçucubir yağ taşır.

Papatya her şeyden önce bebeklerin koruyucusudur.

Ateş düşürücü, yatıştırıcı, terletici ve spazm çözücüdür.

Diş etleri ve bademcik iltihaplarında gargarası iyi edicidir.

Uçucu yağı içerden kullanıldığında spaz giderici, anestezik ve dezenfektan, dışardan friksiyon olarak kullanıldığında ağrı kesicidir.

Losyon olarak böcek sokmalarına etkilidir.

Uçucu yağı ile yapılan friksiyonlar yüz sinirleri ağrılarında ve migrende yatıştırıcıdır.

Papatya suyu saç rengini açmakta da kullanılır.

Papatya çayı mide rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Mide mukoza hatta ülser tedavisinde yararlanılır.

Kronik nezle, kronik ağız boşluğu iltihabının tedavisinde papatya buğusundan yararlanılır.

Papatya yağı ile yapılan friksiyonlar romatizma ağrılarını yatıştırır.

 

 

BADEM

 

Gülgiller ailesinden, baharda pembe beyaz çiçekler açan küçük bir agaçtir. Yesil renkteki tüylü meyvesi çagla halindeyken yenir, olgunlastiktan sonra sertlesen kabugun içi yenir. Türkiye’de aci badem ve tatli badem olarak çesitleri vardir. Tedavide kullanilan kismi meyvesidir. Tohumlarindan elde edilen sabit yagda, yani bildigimiz bademyaginda sekerler ve emülsin vardir.

Eczacilikta pomat hazirlamakta kullanilir. Bademin birçok yararlari var:

Bedensel ve zihni yorgunlugu giderir.

Sütle içildiginde mideyi güçlendirir.

Distan lapa ve merhem olarak kullanildiginda agri kesicidir.

Böbrek, mesane ve idrar yollari iltihaplarina iyi gelir.

Bronsit, bogaz agrisi, anjin, bas agrisi ve akciger hastaliklarinda faydalidir.

Kabizligi giderir, müshil etkisi yapar.

Toz haline getirilmis badem kozmetikte maske yapiminda kullanilir.

Aci badem tohumlarindan su buhari distilasyonuyla elde edilen aci badem suyu koku verici ve öksürük kesici olarak kullanilir.

 

 

SARMAŞIK ve DUVAR SARMAŞIĞI

 

Sarmaşıkgiller familyasından havai kökenleriyle tutunup tırmanan, her zaman yeşil odunsu bir bitkidir. Uzun ya da kısa saplı yapraklarının kenarları düz, kaba ya da etlidir. Sarmaşık, yaprakları her mevsim toplanabilen bir bitkidir. Erdişi çiçekleri ya tek tektirler ya da şemsiye durumunda biraradadırlar. Meyveleri ise yuvarlak, etli ve üzümsüdür.İçinde tek tohumlu beş küçük çekirdek bulunur.

Duvar sarmaşığı 20-30 metreye kadar yükselebilen veya yerde toprak üzerinde halı gibi yayılan bir sarmaşık türüdür. Meyvesi siyah, toparlak, çiçekleri salkım durumundadır. Yaprak ve meyveleri saponin özelliğinde hederin adlı bir lukozit taşır.

Meyvelerin müshil, damar daraltıcı ve kusturucu etkileri vardır.

Ev ilaçlarında kesinlikle dahilen kullanılmamalıdır.

Sarmaşık yaprakları tanen, saponin, organik asit içerir.

Yaprakları haricen yaraların tedavisinde kullanılır.

Bazı sarmaşık türleri sıkıştırıcı özellikleri nedeniyle vücut bakım ürünlerine katılır.

 

 

DEFNE

 

Defnegiller familyasından boyu 8-10 metreyi bulan her zaman yeşil yapraklı bir ağaçtır. Derimsi yaprakları tam kenarlı, çiçekleri ise küçük ve yeşilimsi, tek cinsli, iki evciklidir. Çiçekleri çoğunlukla demetler halinde bulunurlar. Meyveleri üzümsü olan defnenin Akdeniz kıyılarında ve Kanarya adalarında yetişen iki türü vardır. Akdeniz defnesi ağaççık halindedir. Yuvarlak tepeli, sık dallı bir defne türüdür ve boyu bazen 10 metreye kadar uzayabilir. Yaprakları sarımsı yeşil renkte, özel kokulu ve baharlıdır.

Defne yaprakları tanen, acı madde ve uçucu yağ içerir.

Terletici, antiseptik ve midevidir.

Et ve balık yemeklerine lezzet ve koku verici olarak kullanılırlar.

Diş ağrıları, hazımsızlık ve müzmin bronşite karşı enfüzyon olarak kullanılır.

Acı lezzetli ve baharlı olup parlak siyah renkli üzümsü meyvesi uçucu yağ, nışasta ve sabit yağ taşır.

Defnenin meyvesinden elde edilen keskin kokulu yağ merhem olarak haricen romatizma ağrılarına ve parazite karşı kullanılır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÖKSÜRÜĞÜ TEDAVİ EDEN REÇETELER

 

* Meyan Kökü: Eskiden beri kullanılan şifalı bir bitkidir. Öksürüğü kesici, bronşları rahatlatıcı ve balgam söktürücü etkilere sahiptir. Boğaz ağrılarını dindirici, ferahlatıcı özelliklerin yanı sıra, karaciğer hücrelerini koruyucudur. İçerdiği iki önemli madde; glirizin ve flavoriddir. İltihap giderici etkileri vardır. Uçuk tedavisinde de kullanılabilir. 50 gr meyan kökü, 1 litre suda haşlanarak günde 2-3 kez 1'er bardak alınmalıdır.

 

* Zencefil: Dalları kullanılan sarı renkli bir bitkidir. Öksürüğe iyi gelir. Balgam söktürücü etkisi vardır. Mide üşütmelerinde de faydalıdır. Bal ile karıştırılarak (tozu) kullanılabilir. Ayrıca 100 gr zencefil 100 gr zerdaçal ile karıştırılıp 1 kilo bala katılır, aç karına günde 3 defa 1'er kere alınır.

 

* Buğday: Öksürüğe karşı etkilidir. 1 çorba kaşığı dolusu buğday tanesi, 1 litre suda haşlanarak süzülür ve suyu birkaç kez ısıtılarak birer bardak içilir.

 

* Salep: Göğsü yumuşatıcıdır. Öksürük ve bronşitte faydalı bir bitkidir.

 

* Sarımsak: Pişirilerek yenmesi halinde ses kısıklığına iyi gelir, müzmin öksürüğü keser. Soğuk algınlığından ileri gelen göğüs ağrılarını da dindirir. A ve C vitamini içermektedir. Solunum sisteminde antibakteriyel etkiye sahiptir.

 

* Ayva: 40 gr ayva çiçeği, 1 litre suda çay gibi kaynatılır, yemek aralarında 1'er bardak ılık olarak içilir.

 

* Isırgan Otu: Isırgan tohumları, suyu sıkılmış üzüm ile suda kaynatılarak, her gün 1 çorba kaşığı içilmelidir. Böylece boğazı yumuşatıp, balgamı söktürmek mümkün olur. Mide ve göğsün de temizlenmesi sağlanmış olacaktır.

 

 

NOT: ALINTIDIR,,,

Yorum (yok) Yorum yaz!

HANGİ HASTALIĞA HANGİ BİTKİ?

 

 

Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse akciğer kanamasına çok iyi gelir. Üzüm şırasının içinde bir ay bekletilen andız otu akciğer rahatsızlıkları ve vereme iyi gelir.

Hıyar suyu akciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.

Melek otu akciğeri kuvvetledirir.

Şalgam akciğer bronşların temizlenmesine yardımcı olur.

Tarçın ağacı akciğerleri kuvvetlendirir.


 

ASTIM

 

Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse astıma çok iyi gelir.

Çam filizi (75 gram) akşamdan bir litre su içine bırakılıp sabahleyin kaynatılarak on dakika dinlendirildikten sonra balla karıştırılarak günde iki kahve fincanı içilirse, astıma çok iyi gelir. Sıcak içilmelidir.

Deve tabanının suda kaynatılıp, buharının solunması astıma ve her türlü nefes darlığına iyi gelir.

Maydanoz tohumlarının ve yapraklarının kaynatılması ile elde edilen saf maydanoz suyu astıma iyi gelir.

Nar, havuç ve soğan astıma iyi gelir

 

BAĞIRSAK ENFEKSİYONLARI

 

Anason çayı hazımı kolaylaştırır ve bağırsak gazlarını yok eder.

Ardıç meyveleri bağırsak gazlarını önler.

Armut, bağırsakları yumuşatır.

Asma çubuklarından çıkan sıvı bağırsak kanamalarına karşı kullanılır. Bazı yerlerde bu sıvı göz damlası olarak da kullanılır.

Ayva bağırsağı kuvvetlendirir.

Bamya sindirim sistemini düzenler, bağırsakları yumuşatarak kabızlığı önler.

Biberiye çayı, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Safra kesesi salgısını çoğaltır.

Bira mayası hazımsızlık ve bağırsak zorluklarına karşı etkilidir. Ayrıca bağırsaklarda çürüyen besinlerin oluşturduğu zehirli maddeleri zararsız hale getirir. Bağırsak iltihabına, iyi gelir. İki üç kahve kaşığı bira mayası bir bardak suya karıştırılarak günlük olarak tüketilebilir.

Fasulye'nin bağırsak temizleyici niteliği bulunur.

Havuç tohumlarından yapılan şurup, mide ve bağırsak gazlarını, kanamalarını ve iltihaplarını önler.

Isırgan otu özü metobolizma rahatsızlıklarının yanı sıra bağırsak, mesane, böbrek, dalak hastalıklarına iyi gelir.

Kabak çekirdeği bağırsak kurtlarını düşürücü, zehirli olmayan önemli bir tedavi maddesidir. Büyüklerin 700 gram, küçüklerin ise 400 gram kabak çekirdeğini aç karnına yemeleri gerekmektedir. Ayrıca; çekirdekleri yedikten 2-3 saat sonra bir çay bardağı hint yağı içmek istenen sonuç açısından etkilidir.

Kavun bağırsakları yumuşatır.

Kekik bağırsak parazitlerine iyi gelir.

Kimyon, karın ağrısına, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir.

Lahana çiğ olarak yenildiğinde sindirim sistemi rahatsızlıklarına, bağırsak tıkanıklığına, bağırsak tembelliğine, bağırsak kurtlarına iyi gelir.

Lavanta çiçeği çayı bağırsak gazlarını yok eder.

Melisa bağırsak ağrılarına çok iyi gelir.

Nar kabuğu bağırsak kurtları ve solucanları düşürücü etki yapar.

Nohut bağırsakları yumuşatır.

Salep bağırsak tembelliğine iyi gelir.

Semizotu bağırsakları yumuşatır.

Tarçın ağacı yapraklarından ve kabuklarından elde edilen tarçın yağı bağırsakları düzenler. Hazmı kolaylaştırır, ağrıları dindirir, mide kramplarını giderir.

Tarhunotu, limon, elma, incir domates Bağırsak enfeksiyonlarına iyi gelir.


BAŞ AĞRILARI

 

Anason tohumları yakılarak dumanı solunursa baş ağrısını giderir.

Ardıç'ın rendelenmiş meyveleri sirke içine koyup bekletildikten sonra bir bezle alınıp üzerine sarılırsa baş ağrılarını giderir.

Ayçiçek yağı içilmez ama gargara olarak kullanıldığında uykusuzluk, kronik baş ağrısı ve asabiyete iyi gelir.

Ihlamur çayı çiçeklerinden elde edilen ıhlamur ruhu baş ağrısını keser.

Karabiber tarçınla karıştırılarak kullanılırsa baş ağrısını giderici etki yapar. Ihlamurla kaynatılınca da sancı kesici etkisi vardır.

Limon suyu bir su bardağı kahve içine sıkılıp içilirse baş ağrısına etkili olur.

Muzun içindeki magnezyum baş ağrısı ve kramplara karşı etkili olur.

Nane çayı ve üzerlik otu baş ağrılarına iyi gelir.

Anason tohumları'nın kaynatılmasıyla elde edilen sudan cilt bakımı için yararlanılır.

Ardıç meyveleri dallarından yapılan merhem deri üzerine sürülerek ovulursa cilt hastalıklarına iyi gelir.

Arpa unu hamur haline getirilerek yüze maske halinde sürülür. 2 saat bekletilir. Bu işlem sonucunda yüzdeki lekeleri yok olur.

Aşk otu kökü kaynatılarak elde edilen sıvı yüzdeki lekeleri yok eder.

Biberiye, merhem haline getirilerek vücuda sürülerse cildi güzelleştirir, kırışıklıkları giderir. 2 gram kurutulmuş biberiye yaprağı ve çiçeği bir tas içinde 20 dakika kaynatılarak, vücut yıkandığında güzelleştirir, pürüzsüz hale getirir.

Havuç cilt kırışıklığına iyi gelir.

Kuşkonmaz cilde canlılık verir. Bu bitki hava akımı olan havayı temizleyici etki yapar.

Çam dikeni, yumuşak dalları ve çam kozalığı ince doğranıp üzerine su dökülür. Yarım saat kaynatılarak elde edilen sıvı banyo yaparken kullanılırsa, cilt hastalıklarına iyi gelir.

İncir dallarındaki özsuyu siğil ve nasır türü oluşumların tedavisinde etkilidir.

Hıyar suyu ile yatmadan önce ellere ve yüze sürülürse cildi kırışıklıklardan koruyarak güzelleştirir. On dakika sonra tamamen yıkamak gerekir.

Huş ağacı yaprakları ezilip su ile karıştırılan yapraklarıyla banyo yapılırsa, cilt hastalıklarına iyi gelir.

Üzüm cildi güzelleştirir.

 

 

CİNSEL GÜÇSÜZLÜK

 

Badem, ilaç olarak cinsel güçsüzlüğe karşı kullanılır. Böyle durumlarda bir ay süreyle yemeklerden sonra yirmi adet tatlı badem yemek gerekir.

Enginar cinsel gücü arttırır, vücudu kuvvetlendirir.

Fındık, iktidarsızlığa iyi gelir.

Havuç, cinsel güçsüzlükten şikayet edenlere sıkça önerilen bir bitkidir.

İncir cinsel isteği arttırır. Bol miktarda yenilen incir iktidarsızlığa iyi gelir.

Karabiber iktidarsızlık ve cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Kereviz iktidarsızlığa iyi gelir.

Maydanoz erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteğ arttırır.

Salep kolay sindirilen ve cinsel gücü arttırıcı etkisi olan bir besindir.

Tere'nin cinsel istek arttırıcı etkisi vardır.

Vanilya erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteksizliği yok eder.

Yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü arttırır.

Yulaf cinsel iktidarsızlık şikayetlerine etkilidir. Kış sabahları kaynatılıp lapa şeklinde yenebilir. İçine kuru yemiş ve bal katılarak besin değeri artırılır.

 

ÇOCUKLAR İÇİN


Havuç, çocuklarda bağırsak kurtlarına etkisi olur.

Ispanak çocuklara ve hastalara bol miktarda yedirilmelidir.

Kivi A, C, P vitamini açısından son derece zengin bir meyvedir ve çocuk gelişiminde son derece sağlıklı bir besindir.

Marul öz suyunda bulunan maddeler küçük çocukların göğsünü yumuşatıcı etki yapar. Öksürüklerine iyi gelir. Büyüme çağınaki çocuklara çok yararlı bir besindir.

Menekşe dövülerek vücuda sarıldığında çocuklarda görülen kızamık, kızıl ve küçük çocukların başlarında oluşan deri kabarmasına iyi gelir.

Mısır çocukların gelişiminde çok yararlı bir besindir.

Domatesi özellikle çocuklar çiğ olarak yemelidir. Bebeklere sıkılarak içirilen suyu çok yararlıdır; çünkü domates çocuklar için gerekli kalsiyum, fosfor, potasyum ve organik tuz içermektedir.

Yulaf Vücuda ısı verdiği için yazdan çok kışın tüketilir. Tiroid bezinin çalışmasını sağlar ve hızlandırır.

Toksin atıcıdır. İçerdiği vitamin ve mineraller özellikle çocuklara iyi gelir.

 

İDRAR YOLLARI RAHATSIZLIKLARI

 

Andız otu kökünden elde edilen yağ idrar söktürücü ve safra ifrazatını arttırıcıdır.

Ardıç meyveleri idrarı söktürür, idrar organlarını dezenfekte eder.

Ayrık otu (50 gr) kökünün bir litre suda kaynatılması sonucu elde edilen ilaç ter ve idrar söktürür, Böğürtlenin, idrar söktürücü özelliği vardır.
Çilek, salatalık, idrar söktürür.

Erkeç otu idrar yolları iltihabı ve soğuk algınlığına iyi gelir.

Frenk üzümü yapraklarından yapılan çay idrar ve ter söktürür.

Hercai menekşe ¼ litre kaynar suda iki tatlı kaşığı menekşe on dakika bırakılıp oluşturulan çay içilirse; idrar söktürür, idrar yolları hastalıklarına, iyi gelir.

Hint safranı, maydanoz idrar söktürür.

Kabak idrar sökücü etki yapar.

Kahve idrarı söktürür, terlemeyi azaltır.

Kırmızı ayrıkotu kökünden yapılan ilaçlar ter ve idrar söktürücüdür.

Kimyon çayı idrar söktürür, vücudu ısıtır.

Menekşe çiçeklerinden yapılan çay idrar söktürücüdür.

Mısır koçanı idrar söktürür. Ayrıca idrar yollarını taş ve kumlardan temizler.

Mürver ağacı çiçeklerinden yapılan çay içilince idrar söktürür.

Pırasa idrar söktürür, hazmı kolaylaştırır.

Semizotu kanlı idrara karşı etkilidir.

Yabaneriği çiçeklerinden yapılan çay, idrar söktürür.

Yabani armut (ahlat) ağacının taze ve genç yaprakları kaynatılarak suyu içildiğinde idrarı dezenfekte eder ve söktürür.

KAN HASTALIKLARI

 

Adaçayı yapraklarından elde edilen toz kanı düzeltir. Ahlat (yaban armudu), kan deveranını düzenler. Armut, kansızlığı giderir.

Arpa'nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı kansızlığa iyi gelir.

Biberiye çiçekleri ekmek ve tereyağı ile birlikte yenirse kanı temizler.

Böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler halinde kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler.

Çentiyane çiçeği, sonbaharda toplanır, kansızlığa iyi gelir.

Çilek, vücudu serinletir, zehirlerden arındırır ve kanı temizler.

Fındık, içerdiği B grubu vitaminler nedeniyle kan yapısını kuvvetlendirip, ruhsal gerginliği ortadan kaldırır.

Isırgan otu kökü ve yaprakları kaynatılıp içilirse kanı temizler ve kan yapar.

Ispanak, pancar, lahana, dere otu, havuç, elma, erik, üzüm, domates ve kayısı kansızlığa iyi gelir. Taze yaprakları salata yapılarak yenirse kanı temizler. Kökü kurutularak kavrulur, kahve gibi içilir veya kahveye ilave edilir.

Kantaron kansızlığa iyi gelir.

Karalahana kan dolaşımını düzenler, metabolizma rahatsızlıklarını iyileştirir. Lahana kanı temizler.

Kavun'un en önemli özelliği, kanı temizlemesidir.

Kereviz, semizotu kanı temizler.

Kırmızı ayrıkotu kökünden yapılan ilaçlar ağrıları dindirir, kanı temizler.

Melek otu kanı çoğaltır.

Mürver ağacı meyveleri ile vitamin kürü yapmak ve kanı temizlemek için bol miktarda mürver meyvesi yenir.

Pırasada bol miktarda vitamin vardır. Çiğ yenildiğinde kan yapıcı etki gösterir.

Sarımsak kanı temizler.

 

MİDE RAHATSIZLIKLARI

 

Acı marulun kökünde ve gövdesinde bulunan süt, mide rahatsızlıklarına ve hazımsızlığı iyi gelir. Kurutulmuş acı marul yaprakları ve kökü safra kesesinin faaliyetini hızlandırır, hazmı kolaylaştırılır. Acı marulda idrar söktürme özelliği olduğu gibi, mide nezlesine de iyi gelir. Ayrıca kanamalarda da iyi bir dindiricidir.

Adaçayı yapraklarından elde edilen toz mide suyunu tanzim eder, iştahsızlığı önler.

Anason tohumlarının yenmesi mide ekşimesini önler. Anason tohumlarından elde edilen anason yağı mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

Andız otu kökünden yapılan çay, mide rahatsızlıklarına çok iyi gelir, mideyi kuvvetlendirir, balgam söktürür. Üzüm şırasının içinde bir ay bekletilen andız otu, mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

Armut hazmı kolaylaştırır ama kendisinin hazmı kolay değildir. Midesi sorunlu olanlar elma gibi ısırarak yemek yerine suyunu tercih etmelidir. Armuttan en iyi şekilde yararlanmak isteyenler, yemeklerden önce yemelidir.

Aşk otu (kurutulmuş) otu toz haline getirilir. 1 çay kaşığı 1 bardak sirkeye konularak içilir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Biber, mide salgısını çoğaltır.

Ayvada, mideyi kuvvetlendirir.

Cevizin taze dallarının kabukları, meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılırsa mideyi kuvvetlendirir. Domates mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

Ebegümeci mide şikayetlerini düzeltir.

Havuç, lahana, limon, üzüm, elma, ananas mide asitlenmesi ve ülsere iyi gelir.

Hurmadan (taze) yapılan şurup, karın ağrılarına ve mide kramplarına iyi gelir.

Ihlamur çayı balla karıştırılıp içildiğinde mide ülserine karşı etkili olur.

Isırgan otu özü metobolizma rahatsızlıklarının yanı sıra mide hastalıklarına iyi gelir. Yaprakları ile gövdesinden hazırlanan salatayla kür yapılırsa vücuda son derece yararlı olur.

Karanfil ağacından elde edilen yağ mideyi kuvvetlendirir.

Kiraz kanı temizler, mideyi kuvvetlendirir. Sindirim sisteminde meydana gelen ağrıları dindirir. Kanamaları giderir.

Kimyon ve kişniş mide ve bağırsak gazlarını yok eder.

Lahana çiğ olarak mide ülserine iyi gelir.

Mandalina, spazma iyi gelir.

Melek otu mideye canlılık kazandırır. Melek otu mide zayıflığına iyi gelir. Mide ifrazatını arttırır.

Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay, mide ve bağırsak kanamalarını iyileştirir.

Meyan kökü şurubu mide ve bağırsak gazlarına çok iyi gelir. Mide ve oniki parmak bağırsağı ülserlerine karşı etkilidir.

Nane çayı içildiğinde mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Mide ve bağırsak gazlarını yok eder.

Soğan ve üzüm üril asiti yok eder.

Tarhunotu, limon, elma, domates mide ekşimelerine iyi gelir.

Yaban mersini meyveleri mide nezlesine çok iyidir. Mide gazını yok eder.

 

ÖDEM

 

Arpa'nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı susuzluğu giderir.

Aşk otu kökünden elde edilen yağ, vücudun çeşitli yerlerinin su toplamasıyla oluşan hastalıkların tedavisinde de kullanılır.

Havuç tohumlarından yapılan şurup, vücudun su tutmasına ve hazım rahatsızlıklarına iyi gelir.

Kenevirle (bir miktar) kaynatılan sütten gün boyu birkaç defa birer yudum içilirse ödem hastalığına son derece olumlu etki yapar.

Soğan, armut, kavun, elma, kiraz, şeftali, dereotu, patlıcan vücuttaki ödem ve su tutulmasını önleyicidir.

Turp ödeme iyi gelir.

 

ÖKSÜRÜK

 

Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse öksürüğü dindirir, balgamı söker.

Ardıç taze meyvelerinin ezilmesi ile elde edilen şurup öksürüğe çok iyi gelir.

Böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler halinde kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler, öksürüğe, iyi gelir.

Ebegümeci göğsü yumuşatır. Öksürük kesici olduğundan bronşite ve nezleye iyi gelir. Bulantı ve kusmalara karşı da yararlıdır.

Gelincik çiçeklerinden yapılan şurup, ağrıları dindirici ilaç olarak kullanıldığı gibi öksürüğe ve öksürük gıcığına etkilidir.

Ihlamur çayı kronik öksürüğü keser. Ter ve balgam söktürücüdür.

Kenevir çayı balla tadlandırılıp içilirse, öksürük boğmaca ve ses kısılmasına iyi gelir.

Kırmızı yaban mersini yapraklarından yapılan şurup öksürüğe etkili olur.

Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay kanlı öksürük ve kan kusmaya çok iyi gelir.

Meyan kökü şurubu öksürüğe iyi gelir.

Yaban eriği ezilerek şekerle pişirilirse öksürüğü yok eder.

 

 

NOT: ALINTIDIR,,,,

Yorum (yok) Yorum yaz!

TR'li Siteler hosting yeniListe.com
linkcenneti.com TR Site Ekle, Toplist , Sohbet , Aşk , MP3indir, Mirc , Chat , Kelebek , Tavla indir, Arkadaş, Oyun , Arama Motoru , Hikaye, Terbiyesiz Görevimiz sizi doğru adrese ulaştırmak.

evden eve nakliyat web tasarım
arkadaş turkiyeindex.com Toplist