Yaramaz mı yoksa hiperaktif mi?

 

 

Masadan atlar, koltuğun tepesine çıkar, prize elini sokar; bir saniye bile yerinde duramaz...

 

Çeşitli şekillerde evde sürekli bir aksiyon yaratan, gözünü budaktan sakınmayan bir çocuğa sahipseniz, aklınız karışık , ne yapacağını bilmez bir durumda olabilirsiniz. Panik yapmayın! Çünkü böyle bir durumda soğukkanlılığınızı yitirmeden doğru gözlem yapabilmek çok önemli. Size yaramazlık veya şımarıklık gibi gözüken davranışlar çocuğunuzun hiperaktif olmasından kaynaklanabilir.

 

 

Doğru teşhis için belirtileri izleyin

 

Çok yaramaz olduğundan şikayet ettiğiniz ve belki de büyüyünce uslanır dediğiniz çocuğunuz eğer gerçek bir hiperaktifse geç olmadan önlem almak gerek. Çünkü uzmanlar özellikle erkek çocukların %5' inde görülen ve küçük yaşta çözümlenmeyen hiperaktivite sorunun ileri yaşlarda davranış bozukluğu, madde bağımlılığı gibi daha farklı psikolojik problemlere dönüşebileceğini söylüyor. Erken yaşta önlem alınırsa çocuk özgüveni ve kişilik gelişimi tam, sağlıklı bir birey olarak yetişiyor.

Yandaki testten yola çıkarak çocuğunuzun hiperaktif belirtiler gösterip göstermediğini inceleyebilirsiniz.

 

Hareketlilik:

 

1 - Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır. Hareket etmeden oturmak onun için çok zordur

a) Evet
b) Hayır

 

2 - Öğretmenlerinin onunla ilgili en sık dile getirdikleri şikayetler; ders sırasında sürekli gezinmesi, değişik mazeretlerle sınıf dışına çıkmak istemesidir. Çünkü derse dikkatini veremez ve hareket etme isteği fazladır.

a) Evet
b) Hayır

 

3 - Arkadaşlarıyla uzun süre aynı oyunu oynamaktan sıkılır. Kısa bir süre bile oyun ya da ders faaliyetlerinin başında durmakta zorlanır.

a) Evet
b) Hayır

 

4 - Dilinin hakimiyetini yitirmişçesine çok konuşur. İlgisini çeken bir konu hakkında
aralıksız konuşmasını sürdürürken hiç susmayacağından endişelenirsiniz.

a) Evet
b) Hayır

 

5 - Masaların altına girip oradan koltuğun tepesine çıkması oradan inip delice
masanın etrafında koşması gibi ardı ardına farklı hareketler yapması evde sık
rastlanılan bir manzaradır.

a) Evet
b) Hayır

 

6 - Çok enerji kaybeder ama az uyur.

a) Evet
b) Hayır

 

 

Dikkat eksikliği:

 

1 - "b ve d" harflerini karıştırmak gibi dikkat eksikliğinden kaynaklanan hatalar
yaptığını fark edebilirsiniz.

a) Evet
b) Hayır

 

2 - Sağ ve sol kavramlarını öğrenmesi hiç kolay olmaz.

a) Evet
b) Hayır

 

3 - Ödevini yapmak için masaya oturduktan on dakika sonra yanından geçen bir sinek ya da dışarıdan gelen bir sesle dikkati dağılır ve ödev yapmayı bırakır

a) Evet
b) Hayır

 

4 - Büyük haz aldığı faaliyetlere uzun bir süre dikkatini verir. Reklamlar ya da çizgi film gibi birbirini takip eden görüntülerde televizyona takılır kalır.

a) Evet
b) Hayır

 

5 - O kadar dağınıktır ki, odasını toplamak çoğu zaman tüm sabahınızı alır.

a) Evet
b) Hayır

 

6 - Çok az ders çalışması, zekasından kaynaklanan bir problem mi? diye
düşünebilirsiniz ama bu sorun dikkatini toplamakta zorlandığı için vardır. Yoksa
çoğu zaman hazır cevaplılığı karşısında zekasına hayran kalırsınız

a) Evet
b) Hayır

 

7 - Dikkat eksikliği nedeniyle unutkandır. Okula dolu bir kalem kutusuyla gidip boş bir kalem kutusuyla döndüğünü çok sık görebilirsiniz, bu konuda tembihleriniz de bir işe yaramaz.

a) Evet
b) Hayır

 

 

Dürtülerini kontrol etmekte güçlük:

 

1 - Çoğu zaman ona sorduğunuz bir soruyu tamamlamadan cevabını yapıştırır.

a) Evet
b) Hayır

 

2 - Aklı yapacağı bir sonraki iştedir.

a) Evet
b) Hayır

 

3 - Çok sabırsızdır, kendini kontrol edemez ve her şeyin bir an önce olup bitmesini ister. Sırasını beklemekte zorlanır.

a) Evet
b) Hayır

 

4 - Başkalarının sözünü kesmesine ya da oyunlarına karışmasına sık rastlarsınız.

a) Evet
b) Hayır

 

5 - Oyun oynarken arkadaşlarını itme, dövme gibi sorunları sık yaşarsınız.

a) Evet
b) Hayır

 

Testi çözün belirtileri saptayın!

Not: Bir kalem alın ve işaretleyin. Bu üç başlık grubunda en az dört tanesinde 'evet' cevabını işaretlerseniz, sizin çocuğunuzun davranışlarında da hiperaktivite bozukluğu olabilir.

 

 

Not: alıntıdır...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Çocuğunuzun neye ihtiyacı var?

 

Çocukların neye ihtiyacını olduğunu bilen anne-babalar, bu ihtiyaçları daha iyi karşılar. Siz de çocuğunuzun ihtiyaçlarını öğrenin. 

 

Yarın çok geç kalmış olabilirsiniz.

Çocuk; evin, okulun, mahallenin, köyün, şehrin, kısacası hayatın çiçeğidir. Ve çiçeklerin büyümesi için suya ihtiyacı olduğu gibi çocuğun büyümesi, bedeni büyürken ruhunun küçük kalmaması için de bazı gıdalara ihtiyacı vardır.

 

Çocukların çiçekler gibi sabırla ve sevgiyle büyütülmeye ihtiyaçları vardır. Zordur; ama eser kendini gösterdikçe tarifi imkansız bir mutluluk vesilesidir. Mutlu ve sağlıklı çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara yapılan her emek geleceğimize sunulmuş en güzel armağandır.

 

1. SEVGİYE İHTİYACI VARDIR

 

Çocuğun kayıtsız şartsız, su, hava ve ekmek kadar sevgiye ihtiyacı vardır. Herkes çocukları sevdiğini söyler. Sevmek kadar sevdiğinizi hissettirmek de önemlidir. Sevdiğinizi hissettirmenin en kısa yolu onunla birlikte zaman geçirmenizdir. Çocuğunuzla küçük bir gezinti yapabilir, onunla alışverişe çıkabilir, onu seyredebileceği, ahlakını ve insani değerlerini yücelteceğine inandığınız sinemaya veya tiyatroya götürebilir, akşamları ödevine yardım ederek sevildiğini hissettirebilirsiniz. Unutmayalım ki; “Hayat sevgi ile başlar ve sevgi ile devam eder.”

 

2. SINIRLARINI BİLMEYE İHTİYACI VARDIR

 

Çocuğun sınırlarını bilmeye ihtiyacı vardır. Çocuk kendisinin başkalarından ayrı ve bağımsız biri olduğunu ne kadar erken hissederse ruhen daha olgun bir kişiliğe erişecektir. Bunun için birtakım basit ama önemli kuralları uygulayabilirsiniz. Mesela yemeği sofrada yeme alışkanlığınızı disiplinli bir şekilde sürdürürseniz, sofrada ayrı bir sandalyesi ve kaşığı, tabağı olan çocuk kendisinin farklı biri olduğunun eğitimini almış olur. Uykusunu kendine ait yatakta uyuması da bu eğitimin bir parçası olacaktır. Çocuk bütün zamanını bilgisayar başında harcamamalıdır. Ya da keyfine göre oyun oynamamalıdır. Zamanını belli sınırlarla değişik işlere, oyunlara paylaştırırsanız çocuğunuz sınırları bilen, yerini ve kendi öz değerini fark edebilen bir kişilikte yetişir.

 

 

3. SORUMLULUKLARINI BİLMEYE İHTİYACI VARDIR

 

Çocuğunuzu sorumluluk sahibi olarak yetiştirmeye çalışın. Çocuğun gelişimini sağlıklı sürdürebilmesi için önce kendine, sonra ailesine, topluma ve ülkesine karşı olan sorumluluklarının olduğunu öğretmeliyiz. Mesela, her yemekten sonra ellerini yıkamak, dişlerini fırçalamak, sağlıklı olduğuna şükretmek gibi öğretiler beden ve ruh sağlığı açısından çok önemlidir. İyi bir insan olması gerektiği, insanların en iyisinin diğer insanlara faydalı hizmetlerde bulunan kimse olduğu sık sık telkin edilmelidir. Böylece insanlara karşı sorumluluğu olduğunu bilerek büyüyen çocuk derslerini daha iyi çalışacak, daha güzel ve faziletli yaşamayı öğrenecektir.

 

 

4. ÖVGÜYE İHTİYACI VARDIR

 

Çocukların da diğer insanlar gibi övgüye ihtiyaçları vardır. Olumlu görülen her davranış alkışlanırsa daha olumlu davranışların yolunu açar. Övgü, dozunda, içten ve inandırıcı bir şekilde olmalıdır. Yapmacık övgüler aksi tesir bile doğurabilir. Yapılmayan bir davranıştan dolayı sırf övgü olsun diye övgülerde bulunmanın çocuğunuzun ruh ve karakter gelişimine bir katkısı olmayacaktır. Erişkinler zarafetli ve nezaketli olmakla çocuklara örnek olabilirlerse gelecek nesillere en büyük hediyeyi sunmuş olacaklardır.

 

 

5. FARK EDİLMEYE VE ÖZEN GÖSTERİLMEYE İHTİYACI VARDIR

 

Çocuğunuza özen gösterin, onun buna çok ihtiyacı var. Küçük ayrıntılara dikkat ederek özen gösterdiğinizi hissettirebilirsiniz. Misafirlere kahve ikram ederken, çocuğunuzu da hesaba katarak, ona “çocuklar kahve içmez” yerine “evladım kahveni nasıl içersin, orta mı, şekerli mi?” diye sorabilirsiniz. Giydiği elbiselerin ütülü olup olmamasına, renk uyumuna özen gösterdiğinizi ‘bu elbise sana çok yakışmış, ne kadar da güzel giyinmişsin böyle, aferin...’ gibi sözlerle onu fark ettiğinizi ve ona özen gösterdiğinizi hissettirmeye çalışabilirsiniz. Kendisine özen gösterildiğini hisseden çocuk daha dikkatli ve sorumlu davranış sahibi bir kişiliğe sahip olacaktır.

 

6. ÖZGÜR OLMAYA; AMA SINIRLARINI BİLMEYE İHTİYACI VARDIR

 

Çocuk özgür olmalıdır. Fakat özgürlüğün de bir sınırı vardır. Özgürlük başıboş, sorumsuz, sınırsız davranışlarda bulunmak değildir. Çocuk kendi sınırlarının ve başkalarına karşı sorumluluklarının olduğunun bilincinde olursa özgürce davranışlarda bulunabilir. Çocuğu özgürlük içinde bağımsız biri olsun niyetiyle yetiştireceğim diye onun her davranışını hoş görür, hatalarına göz yumarsak şımartılmış çocuk sendromuna sebep olabiliriz. Arabanızla giderken çocuk mutlaka arka koltukta oturmalıdır ve emniyet kemerini takmalıdır. Çocuk istemiyor, söylüyorum dinlemiyor, ne yapayım ben de bıraktım ipin ucunu, ne hali varsa görsün demek doğru değildir. Güzel bir sözle, tatlı tatlı ikna edilerek, çocuğunuzu sabırla eğitmekten başka bir çare yok. Kıyamıyoruz, hadi kalbini kırmayayım derken şımarık, sınır tanımaz bir çocuk yetişmesine sebep olabilirsiniz. Çocuğunuza her şey aldığınız, her istediğini yerine getirdiğiniz halde o hâlâ mutsuz ve doyumsuzsa, kendini dünyanın merkezi gibi düşünüp herkesin ve her şeyin kendi etrafında dönmesini istiyorsa, aşırı sinirlenme, taşkınlık gösteriyorsa aman dikkat!.. Şımartılmış çocuk sendromuna doğru gidiş söz konusudur... O halde, her şeyde ölçü, ikna metodu, şiddetten uzak sabır dolu eğitim yoludur.

 

7. PAYLAŞMAYI BİLMEYE İHTİYACI VARDIR

 

Çocuğunuza paylaşmayı öğretin. İyi bir insan olarak yetişmesinin yolu paylaşmaktan geçer. Çocuklar 3-4 yaşlarına kadar her şeye “benimdir” der. Bu ağaç benim, bu anne benim, tabak benim, kuzular, kuşlar her şey benim demek çocuğun hoşuna gider. Bu sahiplenme duygusu 4 yaşına kadar normaldir, hatta daha sonra sahip olduklarını paylaşabilmek adına iyidir de. 4 yaştan sonra hâlâ ‘her şey benim’ diyorsa o zaman çocuğa hızlı bir şekilde paylaşma duygusu eğitimi verilmelidir. Mesela başka insanların da sahip olduğu eşyalar olduğunu, ‘bu kalem babana ait’, ‘bu gömlek ablanın gömleği’, ‘bu saat anneninki’ gibi sözcüklerle başkalarının da eşyalarının olduğu tekrarlanırsa çocuğun şuuraltında paylaşma duygusu daha kolay yerleşir. Anne ve babalar çocuğu paylaşmak için zorlamalıdır. Bu, itici ve aksi tesir yapabilir. Çocuğunuzun cömert olmasını istiyorsanız küçük paylaşmalarını överek onu cesaretlendirmelisiniz. Çocuk çok sevdiği bir oyuncağı kardeşiyle ya da misafirliğe gelen diğer bir çocukla paylaşmak istemiyorsa, başka bir oyuncağı paylaşmasını tavsiye edebilirsiniz. İki çocuk paylaşma adına anlaşamıyorsa hemen müdahale edip taraf olmayın. Onların çözüm yöntemini biraz seyredin. Barışa ilk adım atan çocuğu ‘aferin’ diyerek övün.

 

Yard. Doç. Dr. Bünyamin Işık, Fatih Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı

 

Not: Alıntıdır…

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kurşun Kalem Gibiyiz...

Hiç kurşunkalemle aramızda benzerlikler olabileceğini düşündünüz mü?

 

"Nasıl?" dediğinizi duyar gibiyim. İşte açıklaması:

 

*Kurşunkalem gibiyiz, hatalarımız düzeltilebilirse de izlerini tümüyle yok edemeyiz. Geçmişi değiştiremeyiz ama düzeltme yoluna gidebiliriz.

 

*Kurşunkalem gibiyiz, acılarımız bizim kalem açacağımızdır. Yaşadığımız zorluklar kişiliğimizin biçimlenmesine yardımcı olurlar.

 

*Kurşunkalem gibiyiz, birisinin elimizden tutmasına izin verirsek çok şey yapabiliriz.

 

*Kurşunkalem gibiyiz, her fırsatta izimizi bırakabiliriz. Yaşamda var oluş nedenimiz budur, izimizi bırakmak. Belki küçük bir yolda, belki birlikte olduğumuz insanlarda, belki yetiştirdiğimiz insanlarda, ama kesinlikle arkamızda iz bırakmaya çabalamalıyız.

 

*Kurşunkalem gibiyiz, içimizde ne olduğu önemlidir. Anlayış ya da hoşgörüsüzlük, sevgi ya da şiddet, barış ya da huzursuzluk, nezaket ya da benmerkezcilik, umut ya da umutsuzluk, yüreklilik ya da korku, önemli olan içimizde ne olduğudur.

 

Şimdi yazı yazmak için elinize bir kurşunkalem aldığınızda, bir an için durun ve bu küçük yazı aracını düşünün. O, bize yaşam hakkında kimi önemli dersler öğretmektedir.

 

Not: alıntıdır…

Yorum (yok) Yorum yaz!

DÜŞÜNCE ÜZERİNE…

Düsünce, okumus insanların çalısmasıdır. Hayal görmek ise onların zevki.

 

Düsünce karanlıgına ısık tutanlara ne mutlu.

Düsünce rüzgar, bilgi yelken, insanlık da kayıgın kendisidir.

 

Düsünce ve pratik, yavas yavas her sanatı ilerletir.

 

Düsüncelerine hakim olamayanlar kısa zaman sonra davranıslarına da hakim olamazlar.

 

Düsüncelerini iyi kolla, onlar agaçtaki kuslar gibi sen farkında olmadan gelir ve sen her gün isinle mesgul olmaya devam ederken, geldikleri gibi sana haber vermeden gene kaybolurlar.

 

Düsüncelerinizi, kendi tercih ve kararınızla, hareket haline sokunuz.

 

Düsüncelerinizi yalnız siz seçiyorsunuz ve bu düsünceler hayatınızı biçimlendiriyor.

 

Düsüncenin kuvveti, zekanın sırrıdır.

 

Düsüncenin ortaya koyulması, insanı kölelikten kurtarıp özgürlüge ulastırır.

 

Düsünceye dalmıs olan bir insanı tembel bir insan sayma, çünkü insanların yaptıkları bir görünen is vardır, bir de görünmeyen.

 

Düsündügünüz, inandıgınız ve güvenle beklediginiz her sey mutlaka gerçeklesir.

 

Düsünmeden konusmanın cezası, sonradan düsünmeye mahkum olmaktır.

 

Düsünmeden okumak körletir, okumadan düsünmek yanıltır.

 

Düsünür, yeniden düsünen ve simdiye kadar üzerinde düsünülmüs seylerin asla yeterince düsünülmemis oldugu kanısına varan kimsedir.

 

Ebedi olan sey yalnızca düsüncedir.

 

Isık gökgürültüsünden, düsünce de eylemden önce gelir.

Kendi düsünce biçiminden baska hiçbir sey sınırlayamaz seni !

 

Alçak gönüllü yüreklerde yasayan düsünceler, en yüksek düsüncelerdir.

 

Birçok insan, bellekleri çok kuvvetli oldugu için, orijinal bir düsünücü olamaz.

 

Hayatımızda yaptıgımız hataların çogu, düsünmek gereken yerden hislerimizle, hissetmek gerektigi yerde düsüncelerimizle karar verdigimizden ileri gelmistir.

 

İyimser, yaranın üstünde kabuk; kötümser, kabugun altında yara görür.

 

Her bakıs bir gözlem, her gözlem bir düsünce, her düsünce bir baglantı ve iliski dogurur.

 

Mantık elestiri aracı, matematik ise bulus aracıdır.

 

Her problemin bir çözümü var ve bu çözüm her zaman içimde yatmakta.

 

Dünya ve içerdigi her sey düsüncenin ürünüdür.

 

Bagnazlıktan barbarlıga yalnız bir adım vardır.

 

Camdan evde oturanlar, baskalarına tas atmamalıdırlar.

 

Bir kere centilmen, her zaman centilmen.

 

Felsefe kosulsuz sorgulamadır.

 

İnsan hangi konuda meyl ederse felsefeye girmis olur.

 

Akıllı insan, hem kitaplardan, hem de dogadan faydalanır.

 

Tüm bilimler, hergünkü düsüncenin mükemmel sekilde ıslah edilmesinden baska bir sey degildir.

 

Dislerinin tümünü fırçalamana gerek yok. Sadece, agzında kalmasını istedigin disleri fırçala.

 

Bir düsünce eken bir eylem biçer

Bir eylem eken bir alıskanlık biçer

Bir alıskanlık eken bir karakter biçer

Bir karakter eken kaderini biçer.

 

Üzerinde yogunlasılması gereken düsünce, ŞU ANDA ve BURADA´dır.

 

İki tip insan var.

1. Pasif (a. Düsünmeyen, b. Düsünmüs)

2. Aktif (Düsünen)

 

Not: alıntıdır...

Yorum (yok) Yorum yaz!

DİKKAT BOZUKLUĞU İLE BAŞA ÇIKMAK İÇİN NE YAPMALI?

 

 

Prof. Dr. Bengi Semerci ve Prof. Dr. Atilla Turgay imzasını taşıyan Bebeklikten Erişkinliğe Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu adlı kitapta, hiperaktivitenin yetişkinlerde de görülen bir sorun olduğu ve farklı çözüm yolları anlatılıyor.

 

Dikkatini toplayamamak, aşırı hareketlilik ve tepkisellik... Bütün bunlar basit gibi görünen, ama yaşamı zorlaştıran bir sorunun sinyalleri aslında. ’’Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu’’, evden okula, okuldan işe, işten kazalara ve kötü alışkanlıklara uzanan bir yaşamın adı... Prof. Dr. Bengi Semerci ve Prof. Dr. Atilla Turgay, birlikte yazdıkları Bebeklikten Erişkinliğe Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu adlı kitapta, bu sorunla ilgili bilgiler veriyor. Prof. Dr. Bengi Semerci, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

 

- Hiperaktivite denilince, akla hemen çocuklar geliyor. Oysa siz kitabınızda bebeklikten erişkinliğe uzanan bir hiperaktivite bozukluğundan söz ediyorsunuz. Yani 40 yaşındaki biri de hiperaktif bozukluk gösterebiliyor mu?

- Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu yaşam boyu süren bir sorundur. DEHB bulguları, doğumdan başlayarak yaklaşık 12 yaşa değin olan dönem içinde ortaya çıkabilir. En sık başlama yaşı 3-5 yaş arasıdır. Ailelerin çoğu, ergenlikte sorunların biteceğini umar. Oysa bulgular devam eder.

 

- Her yaramaz çocuk ya da her aşırı hareketli insan için, bu bozukluktan söz edilebilir mi?

- Bu bozukluk, sadece hareketli olmak demek değildir. Dikkat azlığı, aşırı

hareketlilik ve dürtü kontrol bozukluğu ile giden bir sorundur. Bazen hiç

hareketlilik olmadan da dikkat eksikliği görülebilir. Bu nedenle her yaramaz çocuk dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ya da yaygın yanlış inanışa göre ’’çok zeki’’ değildir. Aynen her hareketli erişkinin olmadığı gibi.

 

- Böyle bir durum hayatı nasıl etkiler?

- Her yaşta farklı etkiler gözlenir. Okul öncesi dönemde grup faaliyetlerine katılamama, arkadaş edinememe, el becerilerini geliştirememe ve aile ilişkilerinde sorun ön plandadır. Korkusuzca hareketler yapan, sık yaralanan, meraklı, inatçı bu çocukların aileleri, kendilerini çaresiz hissederler. Bakıcı bulmakta zorlanılan bu çocukların, yuvaya gittiklerinde de sorunları olur. Okulda başarısızlık, çocuk ve ailenin karşına çıkan önemli bir problemdir. Ergenlik döneminde okuldan kaçma, uzaklaştırma cezaları ve okulda başarısızlık gibi davranış bozukluklarını getirir. Araba kazaları, uyuşturucu madde kullanımı riskleri artar. Bellek sorunları unutkanlıklara, iş yaşamında çalkantılara neden olur. Çok kişi tanımasına karşın az arkadaşı olması, birebir ilişkilerde zorluk görülür. Erken yaşta ve kontrolsüz cinsel ilişki sık görülür. Daha sık evlenip boşanma, devam eden evliliklerinde ise sorunlar, sıktır.

 

- Hiperaktif biriyle yaşayanlar ne gibi zorluklar yaşar?

- Böyle biri ile yaşamak zordur. İster aile, ister öğretmen, ister eş olsun,

en önemlisi bu konuda bilgi sahibi olmaktır. Bir şey ile mücadele

 

edebilmenin temeli, sorunu iyi tanımaktan geçer. Ailelerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almış çocuklarının, onun hayatını zorlaştıran bir takım sorunları olduğunu görmezden gelmemesi, ancak aşırı kollayıcı da olmaması gerekir. Eşlerin de bu konuda bilgi sahibi olmaları, destek olmalarını kolaylaştıracaktır.

 

- Bu rahatsızlığın tedavisi var mı?

- Durum fark edildiğinde, hangi yaşta olursa olsun bir uzmana gidilmelidir. Tanı konulduktan sonra tedavi edilmesi gerekir. Her yaşta tedavi edilebilir bir sorundur. Tedavisinde şu şekilde bir yol izlenir; eşlik eden belirtilerin gelişmesi engellemek, aile danışmanlığı, okul ve iş yeri danışmanlığı, bireysel danışmanlık ve ilaç tedavisi.

 

- Neden bu konuda bir kitap yazmaya karar verdiniz?

- Uzun süredir dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan her hastadan, bu konuda yaptığım her konuşmadan sonra aynı soru geliyordu: "Şu anlattıklarınızı okuyabileceğimiz bir kitap var mı?" Sonunda anlattıklarımı bir kitapta toplamaya karar verdim. Kanada’’da yaşayan Prof. Dr. Atilla Turgay da bildiklerini, deneyimlerini kendi ülkesine aktarmak istiyordu. Onunla birlikte yola çıktık. Amacımız bu konuda ailelere, öğretmenlere, büyük-küçük bu sorunla yaşayanlara bildiklerimizi aktarmaktı.

 

 

Yazan: Neslihan Tunç

Kaynak : www.sabah.com.tr

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

MEVLANA' DAN BİLGELİK SIRLARI

 

Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

 

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir.

Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

 

Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

 

Her dil, gönlün perdesidir.

Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

 

Dil, tencerenin kapağına benzer.

Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.

 

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

 

Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.

 

İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.

 

Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.

 

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.

Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

 

Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar

 

İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir.

İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.

 

Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak.

Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak.

 

Oyun , görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.

 

Her korkuda binlerce eminlik vardır, göz karasında onca aydınlık mevcut.

 

Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir.

Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir.

Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.

 

Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker.

Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.

 

Ümit, güvenlik yolunun başıdır.

 

Dert, insana yol gösterir.

 

Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış, oysa önünde yüzlerce dağ var.

 

İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.

 

İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.

 

İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.

 

Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır.

Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.

 

Hazine, eziyet çekene, çalışıp çaba gösterene gözükür.

 

Topraktan biten güller solar gider,gönülden biten güller daimidir.

 

Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir.

 

Ne kadar bilirsen bil söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.

 

Doğrudan nasihat, kişiyi yaralar.

 

Hayatta muvaffak olmak için üç şey lazımdır: Dikkat, intizam, çalışma.

 

Fikir ona derler ki bir yol açsın

Yol ona derler ki bir gerçeğe ulaşsın.

 

Ayni dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.

 

Dost dediğin; Sevinci çarpmalı,üzüntüyü bölmeli

Geçmişi çıkarmalı, yarını toplamalı

Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı

Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı.

 

Sevgide güneş gibi ol,

Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,

Hataları örtmede gece gibi ol,

Tevazuda toprak gibi ol,

Öfkede ölü gibi ol,

Her ne olursan ol,

Ya olduğun gibi görün,

Ya göründügün gibi ol.

 

Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti.

Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.

Yorum (yok) Yorum yaz!

MEVLANA CELALEDDİN RUMİ hayatı

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.

Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.

 

Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı.

 

Sultânü'l-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmıştır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

 

Sultânü'l-Ulemâ Nişâbur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldi. Karaman'da Subaşı Emir Musa'nın yaptırdıkları medreseye yerleşti.

 

1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

 

Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devletinin egemenliği altında idi. Konya ise bu devletin başşehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad, Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.

 

Bahaeddin Veled, sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldi. Sultan Alâeddin onu muhteşem bir törenle karşıladı ve ona ikametgâh olarak Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni tahsis etti.

 

Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'na bugünkü yerine defnedildi.

 

Sultânü'l-Ulemâ ölünce talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

 

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

 

Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.

 

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu

 

 

Kaynak: www.mevlanavakfi.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇOCUĞUNUZUN ÖZGÜVENİNİ NASIL GELİŞTİREBİLİRSİNİZ?

 

Şartsız Sevgi Göstermek

 

Anne babanın en önemli etkileme aracı, çocuklarıyla olan ilişkisidir. Çocuğa değer veren bir ilişki, doğal olarak onun özgüvenini artırır. Koşullu sevgi çocuklarda korkular, bağımlılıklar ve özgüven sorunları doğurur.

 

Çocuklarınızı yaptıkları şeyler yüzünden değil, kendileri oldukları için sevin.

 

Kişi ve davranışı birbirinden farklıdır. Bir çocuğun kişiliğini onun davranışıyla karıştırmayın.

 

 

Kıyaslamak reddetmektir.

 

‘Ben Dili’ Kullanmak:Kontrollerini kaybederek çocuklarını eleştiren anne baba, kontrolü çocuklara vermiş olur. Örneğin, 4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin yatağına fırlattığı için sinirlisiniz. ""Sen kötü bir çocuksun!"" ya da ""Yapma!"" yerine, ""Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin"" diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur. Dinlemeyi Öğrenmek

 

Çocukların duyguları, gözlemleri ve algıladıkları dinlenmeye değerdir. Dinlemek, çocukların öz saygılarını artırmaktadır. Aktif dinlemeyle aileler, olayları daha çok çocuğun gözünden görmeye başlamakta ve böylece çocuk da duygularına önem verildiğini anlamaktadır.

 

Size bir şeyler söylemek istediğinde, gerçekten ona zaman ayıramayacaksanız uygun olmadığınızı ve ne zaman uygun olacağınızı söyleyin. Çocuklarınızla aranızdaki ilişkide sahici ve içten olun.

 

 

Çocuğun Duygularını Ciddiye Almak

 

Çocuğunuzun korkularını ve negatif duygularını onu reddetmektense ciddiye alın. Onları yenmesine ve kendi çözümünü bulmasına izin verin.

 

Örneğin; korktuğunda, çocuğun korkularını görmezlikten gelmek yerine ciddiye almalı sabırla dinlemeli ve bunun normal bir duygu olduğunu açıklamalısınız.

 

 

Değerlendirecek Günlük Bir Şeyler Bulmak

 

Çocuklar kötü bir şey yaptıklarında ilgi çekmek, iyi bir davranışta bulunduklarında da onaylanmak isterler.

 

Yaptıkları her gün yapılan sıradan bir şey bile olsa, değerini artıran yaptıklarının onaylanmasıdır.

 

Bu yaşlarda ""Ayakkabılarını tek başına giydin"", ""Taşırmadan resmin içini boyadın"" gibi değerlendirmeler, çocukların özgüvenlerinin gelişmesi adına gözden kaçırılmaması gereken davranışlardandır.

 

 

Çocukla Yalnız Vakit Geçirmek

 

Bir çok ebeveyn için zaman çok sınırlıdır. Bununla beraber uzmanlar her bir çocukla yalnız zaman geçirmenin çok önemli olduğunu belirtmektedirler.

 

Bir pazar sabahı dışarıda kahvaltı edilebilir veya yemekten sonra parkta küçük bir yürüyüş yapılabilir.

 

Zaman zaman onun seviyesine inip onun kuralları ve oyuncaklarıyla oynamak da yararlı olacaktır. Kardeşini kıskanan ve yeni doğan bebekten dolayı geri planda kalan çocuğunuzla yalnız zaman harcamak için çaba göstermelisiniz.

Çocuğun Bazı Şeyleri Kendisinin Yapmasına İzin Vermek

 

Ebeveynler genellikle çocuklarının yapmakta zorlandığı işleri üzerlerine alarak onlara yardımcı olduklarını düşünürler. Bu yardım, "Sen bunu yapamazsın’’, ‘’Sen yeterince iyi değilsin" mesajlarını verebilir ki bu da çocuğun kendine olan saygısını azaltır.

 

Çocuklara, problemlerini çözmek ve kendi yeteneklerini keşfetmek için fırsatlar da verilmelidir. Yardım istediklerinde, ilk olarak, o işin üstesinden gelebileceklerine onları inandırarak cesaretlendirmek gerekir.

 

Örneğin, "Hadi bakalım, şu elbiseni kendin düğmeleyebilecek misin?" denilebilir. Ya da tabakları masaya götürmesi istenebilir. Önemli olan performans değil, çaba göstermektir.

 

 

Çocuğun Özel Eşyalarına Saygı Göstermek

 

Anne-babalar, sıklıkla çocuklarına verdikleri oyuncakların ve kitapların kontrolünü elde tutarlar.

 

Örneğin; bir eşyasının atılmasına, çocuktan çok ebeveynler karar verir. Çocuğunuzun o oyuncakla oynama çağının geçtiğini düşündüğünüz halde, çocuğun ona hala ve belki de yıllarca ihtiyacı olabilir.

 

 

Çocuğun Düşüncelerine Saygı Göstermek

 

Çocuğunuzun herhangi bir konuda düşüncesini sormanız, onun duygularının, gözlemlerinin ve algılayışının değerli olduğunu düşünmesini sağlayacaktır.

 

Örneğin, yemeğe giderken ne giyeceğinizi ya da öğle yemeğinde ne yapabileceğinizi ona sorabilirsiniz.

 

Her zaman çocuğunuzla aynı görüşte olmayabilirsiniz. Ama ona neden onun görüşünden farklı bir karara vardığınızın sebeplerini açıklarsanız, düşüncelerinin tamamen faydasız olmadığını anlayabilecektir.

 

 

Çocuğun Başarılarını Görmek

 

Ne kadar küçük olursa olsun her başarısı kabul edilmeli ve ona başarılı olacağı şeyler bulunmalıdır.

 

Mutlaka, çocuğunuzun iyi yaptığı bir şeyler vardır. Onu keşfedip, sık sık başarısının altını çizin.

 

 

Çocuğun Tercihlerine Saygı Göstermek

 

Çocuğun kendine olan saygısını artırmanın bir yolu da, onun tercihlerini ve duygularını kabul etmektir.

 

Ebeveynler, çocukları için eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerebilirler. Fakat onu ön yargılı davranmaya zorlarlarsa, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.

 

 

Sevgiyi Fiziksel Olarak İfade Etmek

 

Ebeveynleri tarafından kucaklanma ve okşanma çocuklarda kendine saygının gelişmesine yardım etmektedir.

 

Çocuklar sözel olmayan davranışlara karşı çok duyarlıdırlar. Çocuklara ""seni seviyorum"" demekten çok sevgi, davranışlarla onları okşayarak belli edilmelidir.

 

 

Çocukla Göz Seviyesinde Konuşmak

 

Çocuklarla konuşurken, daima onlardan yüksekte olmamaya dikkat edilmelidir. Bu onun sadece kendini küçük hissetmesini sağlamakla kalmayacak aynı zamanda ebeveyn ve çocuk arasında büyük bir mesafe olduğuna inanmasına da yol açacaktır.

 

Her zaman onunla konuşurken, yanına çömelerek ya da oturarak ya da onu sizin seviyenize çıkararak, göz kontağı kurularak konuşulmalıdır. Bu daha yakın bir iletişimi sağlayacaktır.

Çelişkili Mesajlar Vermekten Sakınmak

 

Çelişkili mesajlar, ebeveynlerin sözleriyle başka davranışlarıyla başka bir şeyi ifade ettiğinde ortaya çıkar. Öncelikle çocuğa karşı dürüst olunmalıdır.

 

Gerçekten kızgın olduğunuzda, kızgın olmadığınızı söylememelisiniz.

 

Fikir birlikteliklerinizi ifade etmeli ve verdiğiniz sözleri tutmalısınız.

Duygularınızı Çocukla PaylaşmakEbeveynler, çocuklarıyla incinebilecekleri duygularını bile paylaştıklarında, onları kendi deneyimlerini ve duygularını kabul etmeye cesaretlendirmiş olacaklardır.

 

Çocuklar, anne ve babalarının anılarını, eğlendikleri ve korktukları anları, nasıl karşılaştıklarını, çocukları olmasının nasıl bir şey olduğunu hikaye şekline getirdiklerinde anne ve babalarını daha yakından tanıyacaklardır.

 

 

Her Çocuğun Tek Olduğu Üzerine Odaklanmak

 

Çocuklar hakkında özel şeyleri ebeveynler keşfetmeli ve onlara söylemelidir.

 

Çocuklarda kendine saygıyı geliştirmenin iki önemli parçası vardır; sevgiyi ve yeteneğini hissettirme.

 

 

 

Son Olarak;

 

Eşler arasındaki çatışma çocukların özgüvenini ve güvenlik duygusunu zedeler.

 

Anne babanın özgüven düzeyi, tüm aile bireylerinin eğitimini, fiziksel, psikolojik, sosyal ve eğitimsel sağlık ve mutluluğunu belirler.

 

Pek çok anne baba çocuklarının hayatlarını yaşar; bu yüzden de hem kendi özgüvenlerinin hem de çocuklarının özgüveninin gelişmesini engellemiş olur.

 

Çabalarının fark edilmesi çocuğun ustalığını arttırır; anne babanın ortaya konulan çabadan etkilendiğini belirtmesi, çocuğun güven duygusunu güçlendirir.

 

Çocuğun hem varlığı önemlidir, hem de yokluğu her zaman fark edilmelidir.

 

Her çocuğun kendine özgü bir biçimde büyümeye hakkı vardır.

 

Çocuklarımızın Özgüvenli Bireyler Olmalarına Fırsat Vermek İçin;

 

Eşiniz ve çocuklarınıza karşı doğrudan ve açık iletişim yollarını kullanın.

 

Çocuğunuza sorumlu davranışlar kazandırmak için, eşinizle ortak, tutarlı bir yaklaşım içinde olmaya özen gösterin.

 

Çocuklarınıza evin içinde ve dışında sık sık sorumluluk verin.

 

Çocukların yalnızca kendi yapmak isteyeceğiniz şeyleri yapmalarını isteyin.

 

Çocuklarınızın makul ihtiyaçlarını karşılamak için elinizden geleni yapın.

 

Çocuklarınızla aranızdaki ilişkide sahici ve içten olun.

 

Rica edin, emretmeyin.

 

 

Kaynak : www.milliyet.com.tr

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mükemmel İlişkinin 20 Bilimsel Sırrı

 

Pek çok insanın öncelikli hayalleri arasında mutlu ve sağlıklı bir birlikteliğe sahip olmak var. Ünlü psikolog, yazar ve sosyal bilimci David Niven, son kitabı ’The 100 Simple Secrets of Great Relationships’te (İnsan İlişkilerinin 100 Sırrı) mükemmel bir ilişkiye ulaşmanın sırlarını açıkladı. Marie Claire dergisi bu özel sırları derledi..

 

Yaptığı araştırmalar nedeniyle Ohio Devlet Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi tarafından birçok kez ödüle layık görülen ünlü yazar David Niven mutlu ailelerin, sağlıklı ve başarılı insanların 100 sırrından sonra ’İnsan İlişkilerinin 100 Sırrı’ adlı kitabıyla mutlu ve sağlıklı bir beraberliğe giden yolda, atılması gereken adımları okuyucularıyla paylaşıyor.

 

KIYASLAMA YAPMAYIN

Niven’in mutluluğa ulaşmak isteyenlere kıyaslama yapmaktan kaçınmalarını öneriyor. Hayatımızı başkalarınınkiyle kıyaslamak onu değiştirmez. Ancak yazara göre kendi hayatımız ile ilgili nasıl düşündüğümüzü değiştirir! Nitekim bir arkadaşımızı mükemmel bir ilişkinin keyfini sürerken gördüğümüzde kendi ilişkimizi sorgulamaya başlıyoruz. Sorunlar yaşarken gördüğümüzde da kendi ilişkimizin daha iyi olduğunu düşünüyoruz.

 

PERİ MASALLARINA ALDANMAYIN

Yazara göre her ne kadar hikayelerde yaşanan büyük aşkları yaşamayı beklemesek de içten içe bunun hayalini kuruyoruz. Niven’a göre yapmamız gereken hayalini kurduğumuz büyüyü partnerimize karşı duyduğunuz sevgide görmek ve masallarda yaşanan şeylerin beklentisi içine girmemek.

 

ORTAK İLGİ ALANI OLUŞTURUN

Günümüzün çoğunu kariyer peşinde koşmak ve gündelik görevlerimizi yerine getirmekle geçiriyoruz. Bu da kişilerin ilişkilerinde ortak ilgi alanları bulmaya çalışmalarını son derece önemli kılıyor. Çünkü ortak ilgi alanları partnerler arasında pozitif bir iletişim ve eğlencenin oluşmasını destekler.

 

ZİHNİNİZİ OKUMASINI BEKLEMEYİN

Üzücü bir durumda olduğunuzda partnerinizin sıkıntınızı kendiliğinden anlamasını beklemeyin. Karşı taraf zihninizi okuyamaz. Çoğunlukla partnerimize duygularımızı anlatmadan, bizi yalnız bırakmakla itham ediyoruz. Yapmanız gereken, partnerinize hissettiklerinizi anlatmak.

 

ACELEYE GEREK YOK

Kişilerin evlenmeye ve çocuk doğurmaya karar verdiği yaş dilimi son yüzyılda, her on yılda bir artıyor. Yazara göre bu durumun maddi baskılar ve bağımsızlığını ilan etmek gibi pek çok nedeni var. Acele etmenize gerek yok. Çünkü ilişkiler birinci gelenin ödüllendirildiği birer yarış değil. Kitapta yer alan araştırma, geç yaşta evlenmenin ne hayat, ne de yaşanan ilişki üzerinde negatif etkisi olmadığı kanıtlanıyor.

 

MİZAH DUYGUNUZU GELİŞTİRİN

Yazara göre bir ilişkide iyi bir mizah anlayışına sahip olmanın ortalama bir günü daha eğlenceli kılmaya ve kötü bir günün yükünü azaltmaya faydası olur. Yazar; bu mizah anlayışının pozitif bir yönü olması gerektiğinin altını çiziyor. Çünkü negatif espriler sadece tansiyonu artırır.

 

KALİTELİ ZAMAN

Eğer birlikte en çok zaman geçirmek istediğimiz insanı bulmuşsak neden onunla mümkün olan en kaliteli zamanı birlikte geçirmeyelim ki! Çünkü ilişkiler birlikte geçirilen zamanın miktarı ile değil kalitesi ile gelişir!

 

GELECEK ÖNEMLİ

Yazara göre bazı insanlar ilişkilerinin başarılı bir geçmişi varsa o zaman yapılması gereken her şeyin başarılmış olduğunu düşünme yanılgısı içine giriyor. Oysa ilişki geçmişe değil, geleceğe doğru inşa edilir.

 

AÇIK OLMAK ŞART

Bir ilişkinin mutlu ya da mutsuz olduğunu düşünün. Partnerlerin birbirleri ile nasıl iletişim sağladıkları çok önemli. Yazara göre sağlıklı bir ilişki içerisindeki çiftler, iyi ya da kötü her ne yaşıyorlarsa bunu partnerleri ile paylaşıyor: "Hiçbir şeyi içinizde tutmayın! Çünkü kendi gerçekliğinizi paylaştığınız zaman hayatınızı da paylaşmış olacaksınız ve bu süreçte partneriniz ile aranızda oluşacak olan bağ her şeyin üstesinden gelmenizde size yardımcı olacaktır!"

 

ONUNLA ARKADAŞ OLUN

Biriyle yıllar boyu süren bir araba yolculuğuna çıkacağınızı farz edin! Bu sürede bu kişiye son derece yakın olacaksınız. Dolayısıyla söz konusu kişinin aynı zamanda arkadaşınız olmasını da istersiniz. İlişkiyi sürdüren geçici heyecan ya da zevklerden çok arkadaşlık, karşılıklı saygı, hayranlık ve ilgi olacaktır. Uzun vadeli ilişkiler gelişimlerini ve hayatta kalmalarını sağlam bir arkadaşlık temeline borçludur!

 

MUTLULUĞU ÖNCE KENDİNİZDE ARAYIN

İnsanlar, sevgi dolu ilişkilere ihtiyaç duyar. Hepimiz yakın sosyal ilişkilerden fayda görürüz. Ancak çoğumuz bir ilişkinin bizi tamamlayacağına, hayatımızdaki boşlukları dolduracağına inanırız! Halbuki gerçekte kim olduğunuzla ilgili olarak mutlu değilseniz, bir ilişki bu durumu değiştirmeyecektir! Bu, sağlıklı bir ilişki sürdürmenizi de zorlaştıracaktır!

 

PARANIN ÖNEMİ AZALIR

Hayalimizdeki partner varlıklı biri olabilir. Ancak varlıklı kişi ile bir ilişki yaşamaya başladıktan sonra paranın önemi ilişkinizi değerlendirirken etkisiz bir hale gelecektir! Kitapta yer alan araştırma sonucuna göre, sadece gelirin veri olarak alındığı bir ilişkinin başarısı ile ilgili bir tahmin yapmak imkansız! Çünkü servet bir ilişkinin uzunluğu ve tatminlik derecesi üzerinde bağlantısız!

 

ONU ÖNEMSEYİN

Fikir, zevk ve tercihlerinizin mükemmel bir uyumla buluştuğu bir ilişkiyi ne yazık ki yaşayamayacaksınız! Niven; bu boş fanteziyi tercih etmemenizde de ısrarcı... Zıtlıkların daima ilişkiyi canlı tuttuğunu, rehavet hissinden uzaklaştırdığını ve birey olarak gelişimi artırdığını savunuyor. İlişkinizdeki zor zamanlarda sizin için en önemli olanın ne olduğunu karşı tarafa göstermelisiniz! Farklılıklara rağmen ona değer verdiğinizi göstermeniz; sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturur.

 

SORGULAMAYI BIRAKIN

Çoğumuz birlikte olduğumuz kişinin geçmişini merak ederiz. Özellikle ciddi ilişkilerini. Uzun vadede endişe, kıyaslama ve eninde sonunda kavga ortamı yaratacaktır. Siz; birlikte olduğunuz kişinin geçmişteki partnerleri ile bir yarışma içerisinde değilsiniz.

 

KENDİNİZE İNANIN

İlişki bir ihtiyaç değildir. Özde; sağlığınız ve mutluluğunuz için bir ilişkiye ihtiyacınız yok. Yaşadığınız ilişki belki de hayatınızın önemli bir kısmını teşkil edebilir, ama siz hayatta kalmak ve gelişmek için gerekli olanlara zaten sahipsiniz! İçinde bulunduğunuz durum her ne olursa olsun; kendinize inanın ve önce tek başınıza ayakta durabildiğiniz gerçeğini kabul edin.

 

Çevrenizdekilerin fikirlerini dinlemeyin

Önemli bir karar vermemiz gerektiğinde genellikle ikinci bir görüş alırız! Niven; bu eğilimi kesinlikle desteklemiyor. İki kişinin oluşturduğu dünyayı, aradaki iletişim ya da elektriğin seyrini üçüncü kişilerin asla çözümleyemeyeceğini vurguluyor ve ilginç saptamalarda bulunuyor: "Birincisi; hiç kimse sizin gerçekten neye ihtiyaç duyduğunuzu ve neye değer verdiğinizi sizden iyi değerlendiremez. İkincisi insanlar başkalarının ilişkileri konusunda kendi ilişkilerine nazaran daha olumsuzdur. Kısacası akıl danıştığınız kişiler; ilişkinizdeki negatif yönleri görmeye pozitif yönleri görmekten daha meyillidir!"

 

Korkuya yenik düşmeyin

Kendi ayakları üzerinde duran, ne istediğini bilen bir kadın olmanıza rağmen; benliğinizi doğru şekilde yansıtmanız kimi zaman mümkün olmayabilir. Fobiler ilişkileri olumsuz yönde etkileyebilen nedenler arasında. O gerçekte nasıl biri, geçmişte yaşadıklarımızın yine yaşayacak mısınız, sizden nasıl bir birliktelik bekliyor, bencil mi, sorumsuz mu? Bu gibi sorular; her kadının hayatının bir döneminde zihnine üşüşebilir. Oysa; olumsuz bir durum ile karşılaşacağınızda ilişkinizi sorgulamaktan vazgeçmeniz gerekiyor.

 

İşlerinizi eve getirmeyin

İş gününüz sona erdiğinde işiniz tamamıyla ofiste kalmalı. Zihninizden de silinmeli! Kitapta yer alan bir araştırma sonucuna göre; çalışmaya ya da iş düşünmeye neredeyse hiç ara vermeyen işkoliklerin diğer kişilere oranla özel yaşamlarından memnun olduklarını söylememelerinin üç kat daha olası bir durum olduğu belirtiliyor.

 

Acılarınızı unutmalısınız!

Kırıldınız ve sonra sizden özür dilendi. Çok acı çektiniz ama karşı tarafı affetmeye karar verdiniz! Ancak içinizdeki acı hemen ortadan kaybolmuyor ve hissettiğiniz bu acının travmasını içinizde taşıyorsunuz. Ama bu acıyı geride bırakabilmeyi öğrenmelisiniz! Çünkü acıyı içinizde tutmanız, yaranın taze kalmasına neden olur.

 

Mükemmeli aramayı bırakın

20 Günümüzde mutsuz birlikteliklerin belki de en büyük nedeni; ’Daha mükemmelini yaşayabilirim’ düşüncesinden kaynaklanıyor. Sağlıklı ve tatmin edici ilişki daima mevcuttur ya da yaratılabilir! ’Mükemmel ilişki’ diye bir kavram asla var olmamıştır. Bu nedenle; Her konuda sizinle hemfikir olan ya da her an sizi mutlu edebilecek biri ile karşılaşmayı ısrarla beklemek yerine; sizi en fazla tatmin eden ilişkiyi yeşertmeyi denemelisiniz.

 

Kaynak : Sabah gazetesi  

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Pir Sultan Abdal Hayatı Eserleri

Pir Sultan Abdal, Alevi toplumunun bagrindan cikan en büyük halk ozanlarindan biridir.Yasami boyunca haksizliklara karsi mücadele etmis, hatta asilacagini bile bile bu tutumundan vazgecmemistir. Siirleri ve direnisci tutumuyla nice kusaklara örnek olmustur. Pir Sultan’in siirleri ve deyisleri hala dilden dile ve agizdan agiza dolasiyor. Bu büyük insanin hayatina bakmakta yarar var.

 

Pir Sultan Abdal’in 1510/14 -1589/90 yillar arasinda yasadigi tahmin ediliyor. Öz adi Haydar olmasina karsi siirlerinde Pir Sultan mahlasini kullanir. Kendisi Sivas’in Yildizeli ilcesinin Circir bucagina bagli Banaz köyünde dünyaya gelmistir. Yirmi yasina bastiginda Seyit Ali Sultan Dede’nin dergahina baglanir ve ikrarini verir. Tam bes yil gece-gündüz demeyip, o dostluk ve muhabbet kapisina eli erdigince, gücü yettigince katkida bulunur. Odun tasir, su getirir, hasat kaldirir, konuklar agirlar, ac doyurur, harama el sürmez ve dergaha bir tek haram lokma getirmez. Eline, diline, beline sahip olmak; onun da diger canlar gibi hic aklindan cikarmadigi bir temel ilke olur. Haydar, dergaha ve dolasiyla halka hizmeti, Hakk’a hizmet sayar. Makamlari adim adim alir ve sonunda „Pir" makamina erisir. Pir Sultan Abdal Seyit Ali Sultan Dede’den dedelik hirkasini ve Pirlik nisanini aldiktan sonra canlari tek tek dolasir ve dertlerini dinler. O günlerde, Andadolu’da kötülük kol geziyor, zalim esen rüzgar ölüm türküleri söylüyordu. Vahsi padisahlar,

 

rüsvetci kadilar, yobaz müftüler, zalim pasalar ve niceleri halkin alin terine bakmadan insanlarin hayatini ceheneme dönüstürüyorlardi. Özellikle Alevi toplumunu kafirlikle, imansizlikla ve zindiklikla sucluyorlardi. gerek Selcuklu, gerekse Osmanli döneminde irili ufakli pek cok ayaklanma girisimi olmus, fakat hepsi basarisizlikla sonuclanmisti.Pir Sultan Abdal, zalimlere, ezenlere karsi siirlerini bir silah olarak kullandi, ömrünün sonuna dek türkülerini hem de yüksek sesle söylemekten kacinmadi. Anadolu Alevilerinin zulme karsi baskaldirmalarina önderlik eden Pir Sultan, Hizir Pasa tarafindan asilmistir. Yine söylentilere göre Pir Sultan Abdal’in Seyyid Ali, Pir Muhammed ve Er Gayib adli üc oglu ile Sinem adli bir de kizi vardi.

 

Pir Sultan Abdal adi, bugün bile isbirlikci, yobaz, gerici kesimlere korku vermektedir. Öyle ki, türkülerine ve hatta heykeline bile tahammül edemeyenlere, hem de sikca rastlanmaktadir. Haksizliga karsi mücadelenin bir simgesi haline gelen bu büyük ozani Alevilerin sembolü olarak saygıyla aniyoruz.

 

 

 

Eserlerinden bazıları :

 

 

Alçakta Yüksekte

 

Alçakta yüksekte yatan erenler

Yetisin imdada aldi dert beni

Basimi alip hangi yere gideyim

Gittigim yerlerde buldu dert beni

 

Oturup benimle ibadet kildi

Yalan söyledi de yüzüme güldü

Yalin kiliç olup üstüme geldi

Çaldi bölük bölük böldü dert beni

 

Üstümüzden gelen boran kis gibi

Yavru sahin pençesinde kus gibi

Seher çagi bir korkulu düs gibi

Çagirta çagirta aldi dert beni

 

Abdal Pîr Sultan'im gönlüm hastadir

Kimseye diyemem gönlüm yastadir

Bilmem deli oldu bilmem ustadir

Söyle bir sevdaya saldi dert beni

 

&

 

Sultan Suyu Gibi Çağlayıp Akma

 

Sultan Suyu Gibi Çağlayıp Akma

Erilir Gam Yeme Divane Gönül

Er Başımda Duman, Dağ Başında Kış

Erilir Gam Yeme Divane Gönül

 

Yıkılır Mı Hakk’ın Yaptığı Havuz

Şah-ı Merdani' nin, Biz De Kılavuz

Üç Günlük Dünyada, şu Yahşi Yavuz

Erilir Gam Yeme Divane Gönül

 

Pir Sultan Abdal’ım, Sırdan Sırada

Bu İş Böyle Oldu, Kalsın Burada

Cümlemiz Niyetlendiği Murada

Erilir Gam Yeme Divane Gönül

 

&

 

Bugün Yardan Haber Geldi

 

Bugün Yardan Haber Geldi

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

Eğildim Bir Buse Aldım

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

 

Güzel Olanı Severler

Yanağından Gül Dererler

Kulakta Mengiç Küpeler

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

 

Baş Koydum Yarin Dizine

Uykular Girmez Gözüme

Ağ Ellerin Sür Yüzüme

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

 

Şekerden Şerbet Ezerler

İnce Tülbentten Süzerler

Dört Yanım Almış Güzeller

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

 

Pir Sultanım Gel Yanıma

Seni Sarayım Canıma

Dola Kolların Boynuma

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

 

&

 

Bilene Danış

 

Bilirim Bilirim Dersin Bilene Danış

Danışan Dağları(Hey Dost) Aşar Mı Aşar

Danışmadan Yola Çıksa Bir Kişi

Akıbet Yolundan(Hey Dost) Şaşar Mı Şaşar

 

Cahile Irak Ol Kamile Yakın

Bir Mana Söyleyim(Hey Dost) Darılma Sakın

Hasmın Karıncaysa Merdane Takın

Ummadık Taş Başa (Hey Dost) Düşer Mi Düşer

 

Pir Sultan Abdalım Böyle Mi Olur

Kişi Ettiğini(Hey Dost) Elbette Bulur

Yırtıcı Kuşların Ömrü Tez Olur

Zararsız Akbaba(Hey Dost) Yaşar Mı Yaşar

 

&

 

Bu Yıl Bu Dağların Karı Erimez

 

Bu Yıl Bu Dağların Karı Erimez

Eser Bâd-ı Sabâ Yel Bozuk Bozuk

Türkmen Kalkıp Yaylasına Yürümez

Yıkılmış Aşiret İl Bozuk Bozuk

 

Kızılırmak Gibi Çağladım Aktım

El Vurdum Göğsümün Bendini Yıktım

Gül Yüzlü Cerenin Bağına Çıktım

Girdim Bahçesine Gül Bozuk Bozuk

 

Elim Tutmaz Güllerini Dermeye

Dilim Tutmaz Hasta Hâlin Sormaya

Dört Cevabin Mânasını Vermeye

Sazım Düzen Tutmaz Tel Bozuk Bozuk

 

Pir Sultan'ım Yaratıldım Kul Diye

Zalim Paşa Elinden Mi Öl Diye

Dostum Beni Ismarlamış Gel Diye

Gideceğim Amma Yol Bozuk Bozuk

 

&

 

Gurbet Elde

 

Gurbet elde bir hal geldi başıma,

Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

Derman arar iken derde düş oldum,

Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

 

Hüma kuşu suya düştü ölmedi,

Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı.

Dedim yâre gidem nasip olmadı,

Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

 

Kağıda yazarlar ufak yazılar,

Anasız olur mu körpe kuzular.

Yürek yaralıdır, ciğer sızılar,

Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

 

Pir Sultan Abdal'ım böyle buyurdu,

Ayrılık donları biçti giydirdi.

Ben ayrılmaz idim felek ayırdı

Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir.

 

&

 

Kul Olayım Kalem Tutan Ellere

 

Kul Olayım Kalem Tutan Ellere,

Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.

Sekerler Ezeyim Şirin Dillere,

Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.

Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey.

 

Sivas Ellerinde Sazım Çalınır,

Çamlı Beller Bölük Bölük Bölünür.

Yardan Ayrılmışam Bağrım Delinir,

Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.

Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey.

 

Pir Sultan Abdal’ım Ey Hızır Paşa,

Gör Ki Neler Gelir Sağ Olan Basa.

Beni Hasret Koydun Kavim Kardaşa,

Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle.

Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey.

 

&

 

Dostun Bahçesine Bir Hoyrat Girmiş

 

Dostun Bahçesine Bir Hoyrat Girmiş

Korudur Da Benli Dilber Korudur

Gülünü Dererken Dalını Kırmış

Kurudur Da Benli Dilber Kurudur

Neredesin De Dudu Dillim Nerede

Neredesinde Kömür Gözlüm Nerede

 

Bu Meydanda Serilir Postumuz

Çok Şükür Mevlaya Gördük Dostumuz

Bir Gün Kara Toprak Örter Üstümüz

Çürüdür De Benli Dilber Çürüdür

Neredesin De Dudu Dillim Nerede

Neredesinde Kömür Gözlüm Nerede

 

Pir Sultan Abdal’ım Başımdan Başlar

İyisini Korda Kemini Taşlar

Bin Çiçekten Bir Kovana Bal İşler

Arıdır Da Benli Dilber Arıdır

Neredesin De Dudu Dillim Nerede

Neredesinde Kömür Gözlüm Nerede

 

&

 

Gelmiş İken Bir Habercik Sorayım

 

Gelmiş İken Bir Habercik Sorayım

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın

Gerçek Erenlere Yüzler Süreyim

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın

 

Alçağında Al Kırmızı Taşın Var

Yükseğinde Turnaların Sesi Var

Ben De Bilmem Ne Talihsiz Başın Var

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın

 

Benim Şah'ım Al Kırmızı Bürünür

Dost Yüzün Görmeyen Düşman Bilinir

Yücesinden Şah'ın İli Görünür

Niçin Gitmez Yıldızdağı Dumanın

 

El Ettiler Turnalar Bazlara

Dağlar Yeşillendi Döndü Yazlara

Çiğdemler Taşınsın Söylen Kızlara

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın

 

Şah'ın Bahçesinde Gonca Gül Biter

Anda Garip Garip Bülbüller Öter

Bunda Ayrılık Var Ölümden Beter

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın

 

Ben De Bildim Su Dağların Sahisin

Gerçek Erenlerin Nazargâhısın

Abdal Pir Sultan’ın Seyrangâhısın

Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın

 

&

 

Ilgıt Ilgıt Esen Seher Yelleri

 

Ilgıt Ilgıt Esen Seher Yelleri

Doğru Gelir Doğru Gider Mi

Hakkın Emri İle Çürüyen Canlar

Bin Yıl Yerde Yatsa Çürür Mü

 

Pazarlık Mı Olur Adil Dükkanda

Mevl-i Muhabbetim De Kaldı Yar Sende

Bu Divan Olmazsa Ulu Divanda

Dost Benim Sualim Verir Mi

 

Bahçede Açılmış Yar Gonca Güller

Gülün Figanından Sefil Bülbüller

Aşuktan Maşuğa Da Sarılan Kollar

Bin Yıl Yerde Yatsa Çürür Mü

 

Abdal Pir Sultan'ım Da Kalbi Zar Olan

Döner Mi Sözünden Gerçek Yar Olan

Senin Gibi Aht-ı Sadık Yar Olan

Verdiği İkrardan Döner Mi

 

&

 

Bugün Yardan Haber Geldi

 

Bugün Yardan Haber Geldi

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

Eğildim Bir Buse Aldım

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

 

Güzel Olanı Severler

Yanağından Gül Dererler

Kulakta Mengiç Küpeler

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

 

Baş Koydum Yarin Dizine

Uykular Girmez Gözüme

Ağ Ellerin Sür Yüzüme

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

 

Şekerden Şerbet Ezerler

İnce Tülbentten Süzerler

Dört Yanım Almış Güzeller

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

 

Pir Sultanım Gel Yanıma

Seni Sarayım Canıma

Dola Kolların Boynuma

Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan

 

&

 

Derdim Çoktur Hangisine Yanayım

 

Derdim Çoktur Kangısına Yanayım

Yine Tazelendi Yürek Yaresi

Ben Bu Dertten Kande Derman Bulayım

Meğer Şah Elinden Ola Çaresi

 

Dürlü Donlar Giyer Gülden Naziktir

Bülbül Cevreyleme Güle Yazıktır

Çok Hasretlik Çektim Bağrım Eziktir

Güle Güle Gelir Gelir Canlar Paresi

 

Benim Uzun Boylu Serv-i Çınarım

Yüreğime Bir Od Düştü Yanarım

Kıblem Sensin Yüzüm Sana Dönerim

Mihrabımdır Kaşlarının Aresi

 

Dizar İle Muhabbete Doyulmaz

Mehabbetten Kaçan İnsan Sayılmaz

Münkir Bin Kere Püf Dise Sönmez

Tutusunca Yanar Aşkın Çırası

 

Pir Sultan'ım Kati Yüksek Uçarsın

Selamsız Sabahsız Gelir Geçersin

Aşkı Mehabbetten Niçün Kaçarsın

Böyle Midir Elinizin Türesi

 

&

 

Ötme Bülbül Ötme

 

Ötme Bülbül Ötme, Sen Değil Bağım

Dost Senin Derdinden Ben Yana Yana

Tükendi Fitilim Eridi Yağım

Dost Senin Derdinden Ben Yana Yana

 

Deryadan Bölünmüş Sellere Döndüm

Ateşi Kararmış Küllere Döndüm

Vakitsiz Açılmış Güllere Döndüm

Dost Senin Derdinden Ben Yana Yana

 

Haberin Duyarsın Peyikler İle

Yaramı Sarsınlar Şeyikler İle

Kırk Yıl Dağda Gezdim Geyikler İle

Dost Senin Derdinden Ben Yana Yana

 

Abdal Pir Sultan'ım, Doldum Eksildim

Yemeden İçmeden Sudan Kesildim

Zülfün Kemendine Kondum Asıldım

Dost Senin Derdinden Ben Yana Yana

 

&

 

Yürüyüş eyledi Urum üstüne

 

Yürüyüş eyledi Urum üstüne

Ali nesli güzel İmam geliyor

İnip temenna ettim güzel destine

Ali nesli güzel İmam geliyor

 

Doluları adım adım dağıdır

Tavlasında küheylanlar bağlıdır

Aslını sorarsan şahın oğludur

Ali nesli güzel İmam geliyor

 

Tarlaları adım adım çizili

Rakibin elinden ciğer sızılı

Al yeşil geyinmiş gerçek gazili

Ali nesli güzel İmam geliyor

 

Magripten çıkar görünü görünü

Kimse bilmez evliyanın sırrını

Koca Haydar şah-ı cihan torunu

Ali nesli güzel İmam geliyor

 

Pir Sultan Abdal' ım görsem şunları

Yüzüm sürsem boyun eğip yalvarı

Evvel baştan On'kiler serveri

Ali nesli güzel İmam geliyor

 

&

 

Çıkardılar kisvesini başından

 

Çıkardılar kisvesini başından

Soyuyorlar Şahı Merdan Ali'yi

İndirdiler teneşirin üstüne

Koyuyorlar Şah'ı Merdan Ali'yi

 

Fatma Ana ağlar şol yaşın yaşın

Şundan gördüm Düldül'ün kişneyişin

Ol Şahı Merdan'ın kıbleye başın

Çevirdiler Şahı Merdan Ali'yi

 

Mürekkebi Zemzem ile ezdiler

Üst başına Mim duasın yazdılar

Kubunın da Ak Deve'ye kazdılar

Gönderdiler Şahı Merdan Ali'yi

Yorum (yok) Yorum yaz!

TR'li Siteler hosting yeniListe.com
linkcenneti.com TR Site Ekle, Toplist , Sohbet , Aşk , MP3indir, Mirc , Chat , Kelebek , Tavla indir, Arkadaş, Oyun , Arama Motoru , Hikaye, Terbiyesiz Görevimiz sizi doğru adrese ulaştırmak.

evden eve nakliyat web tasarım
arkadaş turkiyeindex.com Toplist